"Karşı devrim"

Altemur KILIÇ

“Başörtüsü” konusu, kadınlarımızın, genç kızlarımızın, “başlarını bağlamaları”  sorunu, yasal ve fiilen çözümü yoluna girmişken, bunca yıl sonra gündeme getirilmesi, “Karşı devrimin” ilk işaret fişeği...
Şimdi, YÖK’ün icazeti ve bazı üniversitelerde “fiili” olarak, genç kızlarımızın başlarını bağlayıp okullara ve üniversitelere gitmeleri serbest olunca, karşı devrimin mantıki süreci, “özgürlüğün” kamusal alana, devlet dairelerine mahkemelere de uygulanması olacak. Devlet memurları, yargıçlar, avukatlar vb. başlarını bağlayacaklar! Neden olmasın; kızlar, okullarda ve yüksek okullardan, üniversitelerden başları bağlı mezun olunca, öğrendikleri meslekleri neden bu kılık kıyafetlerle, icra etmesinler? Ve kadınlara bu özgürlük verilirse, aynı mantıkla, neden aynı “özgürlük” verilmesin? Erkek çocuklar, gençler de okullara, neden eski mahalle mekteplerindeki, medreselerdeki, kıyafetlerle, sarıklı, fesli, şalvarlı, poturlu gitmesinler?

Atatürk’ün mantığı
Mâlum siyasetçilerin, çevrelerin, Türkiye’yi “çağdaş uygarlık”  düzeyine götüren Atatürk’e karşı, devrimlerine karşı, dinmeyen hınçları var! Erkeklerin, kılık kıyafet ve şapkalarındaki “devrim”, kanunlarla tespit edilmiş, bunun üzerine gericiler, yer yer isyan etmişlerdi. Ancak, Mustafa Kemal’in çelik iradesi karşısında başaramadılar. Hevesleri kursaklarında kalmıştı, şimdi ortam müsait, hınçlarını alacaklar; kadınlar hususundaki, hassas alandan başlayarak! Kadınların, baş bağlamaları çok hassas bir konu. Kişisel inanç ve tercih meselesi, gelenek meselesi! Mustafa Kemal, bunu bildiği ve kadınlara saygı duyduğu için, kadınlarımızın geleneksel, kişisel inanç ve tercihlerini zorla engellemek, başlarını bağlamalarına kanunla mani olmak, doğru olmayacaktı ve bunun için de, “çözümü” kadınların kendilerine bırakmıştı.
Mustafa Kemal; kadınlarımıza Avrupa ülkelerinden de önce, eşit haklar, seçme seçilme hakkı sağlandıktan sonra, “başörtüsü” meselesinin, kaçınılmaz olarak, zamanla çözüleceğine inanıyordu. Çağdaşlığa direnilemeyecekti, kadınlarımız eşit haklara sahip olunca, bunun mantıki ve “işlevsel” gereğini kendileri yapacaklardı. Ve  “başörtüsü”, siyasi bir sembol ve istismar vasıtası yapılıncaya kadar da bu süreç, sorun çıkmadan, öncelikle “kamusal alanlar”; okullar, üniversitelerde ve buralardan yayılarak diğer alanlarda da devam etti! 
İnsanların özellikle kadınların inançlarına, geleneklerine karışmak, engel koymak, elbette caiz değildir... Hatta bazıları batıl olsa bile!
Evet, karşı devrim başladı. Daha neler olacak? Bundan sonra Meclis’e kadın milletvekillerinin başları bağlı girmeleri mübah olacak... Merve Kavakçı’nın milletvekilliği, Ecevit’in de tepkisi üzerine düşmüştü... Bakın, bugün nerelere geldik! 
Çelişkiden söz ediliyor; Cumhurbaşkanımızın eşi Hanımefendi Avrupa’da türbanlı ve tesettürlü konferans veriyor ama Türkiye’de, Meclise bile aynı kıyafette giremiyor! Hakikaten bir “çelişki”,  Atatürk’ün çağdaş Cumhuriyetiyle, devrimleriyle, bugünkü AKP iktidarı ve “karşı devrimi”  arasındaki “çelişki”. 

“Mim”ler
Alevi vatandaşlarımız, çocuklarının din derslerine zorlanmasını protesto ediyorlar...  “Öğrenmek hakkı” varsa, onların çocuklarının da din derslerinde, dini akidelerine aykırı şeyleri “öğrenmeme hakları” olmak gerekir!
Bir de soru: Yeni Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun yönetimindeki CHP de “karşı devrime” katılıyor mu?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş