Kâşgarlı Mahmud da Türk

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Bugünlerde dostum Ziyat Akkoyunlu ile birlikte yaptığımız Dîvânü Lugati’t-Türk tercümesi üzerinde uğraşıyorum. Türk maddesine gelince heyecanlandım. Bu maddeyi yüzlerce defa okuduğum hâlde yine gönlüm bir hoş oldu. Kâşgarlı şöyle diyor:
“Türk: Nuh’un (s.a.) oğlunun adı. Nuh’un oğlu Türk’ün oğullarına yüce Allah tarafından verilmiş bir isimdir... Bunun gibi ‘Rûm’ da, İshak’ın (s.a.) oğlu İsu’nun oğlu Rûm’un adıdır. Oğulları da o isimle adlandırılmıştır. Ne var ki biz daha önce Türk’ün Allah tarafından verilmiş bir isim olduğunu söylemiştik. Bize şeyh, imam ve zahid Hüseyn bin Xalef el-Kâşgarî haber verdi ve kendisine de İbnu’l-Garqî’nin haber verdiğini söyledi. Ona da, âhir zaman hakkında yazdığı kitabında İbni Ebi’d-Dünyâ diye tanınan şeyh Ebû Bekr el-Mugîd el-Cercerânî, Allah’ın elçisine (s.a.) isnat ederek anlatmış. (Peygamber) dedi ki: Allah (c.a.) diyor ki ’benim bir ordum vardır; onları Türk diye adlandırdım ve doğuya yerleştirdim. Bir kavme kızdığım zaman onları (Türkleri) onlara musallat ederim.’Bu, diğer bütün insanlara karşı, onlar için bir üstünlüktür. Çünkü onların adını bizzat O (c.a.) vermiş; onları en yüce ve yeryüzünde havası en güzel yere yerleştirmiş; onları kendi ordusu olarak adlandırmıştır. Bunun yanında onlar; güzellik, tatlılık, aydın yüzlülük, edep, yaşlılara hürmet ve riayet, ahde vefa, alçak gönüllülük, yiğitlik ve daha sayılamayacak birçok meziyeti hak etmişlerdir.”
Bunları okudum ve ben de ulu Tanrı’ya şükürler olsun dedim. Sonra, yine yüzlerce defa okuduğum kitabın giriş kısmına döndüm. Allah’ı övdükten, Kur’anı yücelttikten, peygamber ve soyuna esenlikler diledikten sonra Kâşgarlı şöyle diyor:
“Şimdi, Muhammed oğlu Hüseyin oğlu Mahmud kulunuz dedi ki: Yüce Allah devlet güneşini Türk burçlarında doğdurdu; felekleri onların ülkeleri etrafında döndürdü; bundan dolayı onları Türk diye adlandırdı; ülkelerin idaresini onlara verdi; onları zamanın hakanları yaptı; zamanımızdaki insanların işlerini onların eline verdi; onları herkese üstün kıldı ve hak üzre destekledi; onlara sığınanları, idareleri altında çalışanları aziz kıldı; böylece onları muratlarına eriştirerek ayak takımının şerrinden uzaklaştırdı. Aklı olan herkes Türklerin istediği yolu tutmalı, böylece onların oklarından korunmalıdır. Dertlerini onlara duyurabilmek, onları kendilerine meylettirebilmek için Türklerin dilleriyle konuşmaktan başka çare de yoktur. Onların düşmanlarından biri kendi takımından ayrılıp onlara (Türklere) sığınırsa, bunlar (Türkler) da onun korkusunu giderirse sığınan düşmana başka düşmanlar da sığınmaya başlar. Böylece üzerlerinden zarar da kalkmış olur. 
Açıkça ve kesin olarak, Buhara imamlarından ve Nişaburlu bir başka imamdan duydum. Onlar peygamber efendimize dayandırarak şöyle rivayet ettiler. Peygamberimiz (s.a.) kıyamet gününün şartlarını, âhir zamanın fitnelerini, Oğuz Türklerinin çıkışını anlatırken dedi ki: ‘Türk dilini öğreniniz, çünkü onların çok uzun sürecek saltanatları vardır.’ Bu hadis doğru ise -sorumluluğu râvilere aittir- Türk dilini öğrenmek vaciptir; eğer doğru değilse, aklın gereği budur.”
Bugünlerde birileri Türk sözünü ortadan kaldırmak için uğraşıp duruyor ya... Türk ulusu daha önce yokmuş da Cumhuriyet döneminde tepeden inme bir Türk ulusu meydana getirilmiş gibi safsataları birileri geveleyip duruyor ya... Onlara bir defa daha som gerçeği anlatmak istedim. Kulakları olup da işitmeyenlere, gözleri olup da görmeyenlere bir kere daha anlatmak istedim. Dîvânü Lugati’t-Türk adlı kitap İstanbul Millet Kütüphanesi’nde durmaktadır. Dileyen gidip gözleri ile görebilir. Dileyen, Kültür Bakanlığının yayımladığı tıpkıbasımı edinip elleri ile dokunabilir. Yazmanın 176-177. sayfalarındaki Türk maddesiyle  giriş kısmını bizzat okuyabilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları