Kastamonu’dan 3 Mayıs izlenimleri

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Ağırbaşlılık o şehirde genel görünüş /Alçak gönüllülük sancağı /Ve İnebolu özverileri parmak ısırtan/Sağduyunun tarihi burda yazıldı / “Gençliğim eyvahlar” olgunluğunda
Nasrullah Camii Akif’le özdeş/Sürekli ibadet eden/Tanrı’ya yönelen/Ve sebat edendir/ Akif adının Türkçe anlamı./Nasrullah Camii’nde Akif bunlardır hem/Hem de bunlardan öte/Kurtuluş bilinci/Açık söz ve savaşım çağrısıdır.
Öğretmenevinde başkaldırdı, bayrak açtı duygularım/Türkçü devlerin sinevizyon gösterimi.../Akçura oradaydı üç tarz-ı siyaset üzre/Gaspıralı tercümanım/Resulzade imanım /Gökalp elbette ki aslım esasım/Elçibey, uyarmaktaydı Beyce: “Hazreti Muhammed’e de, Hazreti Atatürk’e de hörmet edin” /Denktaş fısıldıyordu kulağıma yine o yangısını/ “Nasıl olayım?.. Biz hiç iyi olamadık ki...” 
Sepetçioğlu Zeybeği /Dağları yassıltarak/ Yaman uşaklarıyla Kastamonu’nun/ Ve türküler/Türklüğün en güzel ve hayran olunacak hâli...
Ve söz bende...
1943’te İnönü yönetimi ürküye kapılarak/ Sovyetlere güven ve güvence verme politikası güder olur/ “Türkiye girmemeli savaşa/Girecekse de Rus’un değil, Alman’ın yanında olsun” diyen/Dış İşleri Bakanı Numan Menemencioğlu (Namık Kemal’in torunu)/İstifa ettirilir 1944’ün ilkbaharında... Komünistlerin devlet ve üniversitelerde kadrolaşması teşvik edilir “göstere göstere”.../ Turancılar zararlı unsurlar olarak kabul edilirler...
Ve bütün bunlardan daha elim ve vahimi/ “Misak-ı Milli hudutları dışında Türk unsuru kabul etmiyoruz!”  demeye başlar/En yetkili ağızlar...
“Kızıl ordu gelince seni bu ağaca asacağım, bu ağacı iyi belle”  diye hainlik sergileyen Sabahattin Ali’ye/Bir zamanlar  “Görevimiz, bu yurt içinde bulunanları ne yapıp edip Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız evsaf her şeyden önce o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır”  diyen İsmet Paşa/Kol kanat germekte şimdi...
Bu nasıl ismetsizliktir böyle
Dinle bu sözümü sen Saraçoğlu:  “Hem Türkçü, hem de başvekil olduğunuz için size bu açık mektubu yazmaktayım.” 
Türkçü hatırlatma... Atsız’ca ve açıkça... 
Böylesi hatırlatmalar o yıllarda büyük kahramanlıktı. Kahramanlığın şiirini yazan, yaşamının yörüngesi yapan Atsız yapabilirdi bunu:
“Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir/Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir/ /Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir/Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir” 
3 Mayıs 1944, bu Türkçü hatırlatmanın ağırlığı altında ezilen ve bu ezikliğini gidermek için, Türkçüleri ezim ezim ezmek isteyen tabutlukçu zihniyete karşı, Türk gençliğinin korkusuz ve soylu tepkisinin adıdır... Bu anlamda 3 Mayıs, tek parti diktatoryasına karşı; dimdik bir başkaldırı olduğundan dolayı, özgürlükler günüdür de aynı zamanda. 
3 Mayıs, temeli greko-romen ve greko-latin kültürü olan İnönünizme karşı,  “Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan” Atatürk anlayışına geri dönme istencidir.
“Türkçüler Günü” deyip kutlamak işte bundan ötürü... İşte o gün, 71 yıl sonra, 3 Mayıs 1944 ruhuyla iman tazeleyip  “Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur”  diye haykırmak üzere toplandık Kastamonu’da...
Ve Kastamonu haykırdı ağırbaşlı ağırbaşlı, öncü öncü...
Yağmurla gelmiştim, ayaydın bir gecede yolcu ettiler Anadolu Kartalları beni...  

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları