Katledilen ülkücüler ve 'Toplumsal Bellek'

Özcan YENİÇERİ
Yakınlarını faili meçhul cinayetlere kurban veren aileler bir araya gelerek bir platform oluşturuyor. Fail-i meçhule kurban giden ne kadar seçkin solcu varsa hepsi orada var. Aynı dönemde faili meçhule kurban giden binlerce ülkücüden ise hiç kimse bu platformda yok. Platform adına açıklama yapanlar “faili meçhule kurban giden sağ görüşlü isimlerin fotoğrafta olmasa bile kendi kafasında ve vicdanında olduğunu” söyleyerek konuyu geçiştirme çalışmışlar. İlginç değil midir? Katledilen ülkücüler için  “kafa ve vicdan” yani soyutlama; solcular için platform yani somutlama söz konusu oluyor. İnandırıcı mı bu?

İdeolojiler değil, insanlar öldürüldü!
Katledilen ülkücü gazeteci İlhan Darendelioğlu ya da İsmail Gerçeksöz olduğunda sükût geçeceksiniz, katledilen Abdi İpekçi ise yeri göğü inleteceksiniz! Adana’da katledilen beş ülkücü öğretmeni ise görmezlikten geleceksiniz Ankara’da katledilen yedi solcu öğrenci ise onların destanını yazacaksınız. Katledilen, Gün Sazak/Recep Haşatlı ailesi ise hatırlatmayacaksınız, kendi taraftarlarınızdan birisi ise bunun için platform kuracaksınız! Bu tavırlarla yakınlarını faili meçhul cinayetlere kurban veren ülkücülere büyük haksızlık yapılmış oluyor. Halbuki her iki taraftan da öldürülenler -gerçekte ideoloji değil- insanlardı. Her iki tarafta katledilenler de bizim insanlarımızdı. Bu insanların, aynı silahlarla, aynı tetikçiler tarafından aynı planla ortadan kaldırıldığını birileri hâlâ anlamamış görünmektedir. Bu, vahim bir durumdur.

Gerçek sorun bu!
Aslında Türkiye’de gerçek sorun da bu! Cinayeti, katletmeyi ideolojik olarak kategorileştirmeyi bile bazı insanların vicdanları kaldırıyor. Hem de acıyı en fazla yaşayanlar, ateşin düştüğü yerin tam da merkezinde olanlar bunu yapıyor. Katile, caniye, pusuya, vahşete, dehşete tek taraflı bakanlar, aslında bu tavırlarıyla öbür tarafın cinayetlerinin üstünü örtmüş oluyorlar. 

Ortak acı!
İşin özü şudur: Bir zamanlar karşıt konumda mücadele edenlerin; çekilen acılar, yenilen kurşunlar, dökülen gözyaşları ve sıkılan yumruklar bakımından birbirlerinden ne bir eksikleri ne de bir fazlalıkları vardı. Bir tarafın acısına acı, elemine elem, mücadelesine mücadele deyip; diğer tarafın ölüsünü ölüden, sakatını sakattan, çilesini çileden saymamak insanlık suçudur. Aynı toprağın çocukları aynı silahlarla vurulmuştur. Ölenler, sakat kalanlar, istikbali kararanlar, zindanlara tıkılanlar, öksüz bırakılanların hepsi bu toprağın çocuklarıdır. “Toplumsal bellek” denilen bir şey varsa, bu toplumun hepsi için var olmalıdır. Barışın, adaletin, huzurun yolu toplumsal belleği bütün olarak ele almaktan geçiyor. Bu arkadaşlar solcu belleğin toplumsal bellek anlamına gelmediğini anladıklarında, barışa ancak o zaman hizmet etmiş olacaklardır.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş