Kavganın ardındaki sır

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Türkiye, İsrail ile yeni bir kavga sürdürüyor.
Görüntü böyle.
AKP Hükümeti ve eski AKP’li Cumhurbaşkanı İsrail’e sert (!) çıkıyor, haddini bildiriyor ve özür diletiyor!..
Oysa, AKP’liler bu kavgadan çok memnun.
Çünkü, “PKK açılımından” büyük puan yitirmişlerdi; İsrail sayesinde kaybettiklerini topluyorlar.
AKP, herhalde İsrail’e dualar ediyordur!
Ama ortada anlaşılmaz durumlar var.
1- Sırf büyükelçimiz daha alçak koltuğa oturdu ve eli sıkılmadı diye bunca gürültü samimi ise; Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’in Cumhurbaşkanına, Başbakana ve ülkeyi yönetenlere  “Has.. tir” demesine niçin ses çıkarılmadı?
İnsan kendisine (tabii ki, devletin tepesine) televizyonlar önünde açıkça küfredilirken ses çıkarmazken, devletin bir memuru için bu kadar tepki gösterir mi?
Çok ilginç!..
Hatırlanacağı gibi AKP Hükümeti, ABD Müslüman Irak’ta 1,5 milyona yakın sivil vatandaş katledilirken de gıkını çıkarmamıştı!.
2- Bir de, İsrail Büyükelçimizin tavrına bakmalı. Adamcağız, tepkiler olunca neyle karşılaştığını hatırlamış gibi oldu.
Sanki, o muamele ile karşılaşan kendisi değilmiş gibi; “Aa evet bana bir şeyler yapmışlar” havasına girdi. “Heyt, bana kimse yan bakamaz. Erkekse İngilizce söyleselerdi” demeye getirdi.
E, kardeşim, sen 40 yıla yakın diplomat olduğunu söylüyorsun; eli sıkılmayan sensin; alçak koltuğa oturtulan sensin; masada bayrağı olmayan senin ülken; tüm bunlara karşın “gülümseyen” yine sensin!..
Ve, üstelik bunu ülkene “bildirmeyen” yine sen!..
Türkiye bu durumu, büyükelçi Oğuz Çelikkol’un açıklamasıyla değil, İsrail basınındaki haberlerden sonra öğrenmedi mi?
(Acaba bir yıl önce Davos’ta bizim başbakan Erdoğan’dan ağır hakaretler işiten İsrail Cumhurbaşkanı da, kulaklıktan çeviri geç geldiği için mi o zaman tepki vermemişti?)
3- Bu toz duman ortasında ABD’nin tutumuna da bakmak gerek.
ABD, bölgedeki “stratejik müttefiki” İsrail’in Türkiye tarafından bu kadar eleştirilmesine hiç ses çıkarmadı. Acaba niye?
Bunu herkes öğrenir de, acaba geç mi olur göreceğiz.
Sonuç olarak soralım: Bu ne kadar samimi bir tepki acaba? Yoksa danışıklı dövüş mü?

* * *

DNA’mız değişiyor!..
Güya Türkiye’de  “kuvvetler ayrılığı”  var!.. Yani, Yasama, Yürütme ve Yargı birbirinden bağımsız.
Oysa, büyük çoğunlukla hükümet olan AKP, Meclisi idare ediyor, istediğini kanunlaştırıyor, istemediğini uzaklaştırıyor.
Şimdi de bir  “referandum”  olayı daha çıktı.
Başbakan, uçakta gazetecilere  “Referandumlara alışacaksınız”  dedi.
Neleri halka oylatacakları, hangi temel değişiklikleri yaparken, hangi süslü cümlelerle gizleyecekleri belli değil. Hatırlarsanız, 1980 sonrası Evren, anayasayı oylatırken, kendisini de cumhurbaşkanı seçtirmişti.
Millet birine evet derken, istemeden diğerine de evet demek zorunda kalmıştı.
Yıllar önce, Ceviz Kabuğu’nda konuşan AKP Diyarbakır milletvekili Aziz Akgül, “Türkiye’nin DNA’sını değiştireceğiz” demişti.
Bunu zaman zaman hatırlattım.
Şimdi son aşamaya gelindi.

* * *

Yeni politika
Bir de benimle ilgili bir konuya değineyim.
DSHP Genel Başkanlığından ayrıldım. (Ayrıntılarını ilerde kitap yaparım)
Bunun üzerine halkımızdan yine çok sayıda ileti alıyorum. Bir gencimiz özetle şöyle diyor:
 “Sayın Hulki CEVIZOĞLU,
Liderlik ettiğiniz partiden ayrıldığınızı duyduğumda üzüldüm, Türkiye Cumhuriyeti siyasi partiler arasında demokrat tek sol parti sizi görüyordum.
Ama ne yazık ki, bu gerçekleşmedi, ancak su bir gerçek ki bir parti lideri olmadan da, siz Türkiye ve Türk gençleri olarak bizim her zaman gerçek aydınımız oldunuz.
Masonluk ve Rotaryenlik kitabınızdan masonluğu, diğer kitaplarınızdan Cumhuriyet tarihini ve 1919’dan bugüne nelerin benzerlik gösterdiğini sizden okuduk çok teşekkür ederiz.
Ben siyasi kimliğimi hiç bir zaman sağcı-solcu diye ayırmadım. Ben Atatürk milliyetçisiyim ve Cumhuriyetçiyim. Ülkem için en güzelini yapacak her insan benim için görüsü ne olursa olsun Atatürkçü oldukça değerlidir.
Sayın Hulki Cevizoğlu, bugün bir çok parti Amerika’nın güdümünde ve kontrolünde. Siz DSHP’yi kurduğunuzda bir siz vardınız, bir de Hak ve Eşitlik Partisi var diye düşünüyordum. Ayrılmanız beni uzdu, bizim partimize gelin diye bir kampanya başlatmış arkadaşlar..”
Evet, adı geçen ya da geçmeyen bir çok partinin en alt kademesinden olduğu gibi, en tepesinden de teklif alıyorum.
Mevcut hiçbir partiye katılmadan yeni bir parti kurmam için de çok yoğun istekler var.
Yeni kararımda, bugünden itibaren sizlerin de göndereceği görüşlerinizden yararlanacağım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları