Kayıp dosya ve cezayı ortadan kaldırmak!...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Memleket meseleleriyle dertlenen insan sayısı gün geçtikçe azalıyor. Gırtlak seviyesini geçen borç yüzünden vatandaş geçim derdine düştüğü için günlük gelişmelerde tavır almak, duruş sergilemek her babayiğidin harcı olmuyor gayri...
Ufuk Çizgisi’ne zaman zaman konuk ettiğim çocuklarımın manevi dedesi Ünal İnanç, ilerleyen yaşına ve hastalığına aldırmadan; durumdan vazife çıkarmaya devam ediyor. Aykırı haberlerin sahibi Ünal Baba, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup yazmış. Kendine has üslubu ile Sayın Gül’e yetkilerini hatırlatırken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yüklendiği sorumluluğu yansıtmış.
Dilerseniz önce “aykirihaber.net” adresinde yayınlanan mektubu okuyalım, daha sonra yoruma devam edelim.
“Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’e arzımdır;
Sizden önce bu web sitesinde dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’e iki mektup yazmıştım. O mektuplar 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı terörle mücadele kanunu düzenlemesiyle yürürlükten kaldırılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi için gerekli girişimlerde bulunulmasıyla ilgiliydi. Bini aşkın temel kanunumuz, yirmi bini aşkın diğer kanunlarımızın içinde “VATANA İHANET” kelimeleri sadece anayasamızda Cumhurbaşkanı’nın sorumluluk ve sorumsuzluk halini belirleyen 105. maddesinde geçer. Dönemin cumhurbaşkanına gönderdiğim bu açık mektuplara olumlu veya olumsuz bir cevap alamadım. Bir yurttaş olarak bir başka konuda şimdi size iltica ediyorum. Yıllardan beri bir başbakanı asan ülkenin yurttaşı olarak itham ediliyorum. Bir eski başbakanın ölümüyle suçlanan T.C. vatandaşı olarak yaşamak istemiyorum.
1926 doğumlu, 82 yaşında bir çok hastalığa duçar olmuş eski bir başbakan; Prof. Dr. Necmettin Erbakan hapis cezasını Altınoluk’da evinde çekmektedir. Bu zatın konumu bir hükümlü, mahkum statüsündedir. Anayasamız zat-ı alinizin görev ve yetkilerini belirleyen 104. maddesi “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak” yetkisini size vermiştir. Hükümlü Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın sağlık durumu ve konumu hastanelerin ve doktorların verdiği raporlarla sabittir. Allah göstermesin bir kalp krizi, bir emboli, bir hipoglisemi vuku bulması durumunda her an için hayatı tehlikededir. Dünyanın işi gücü yok, böylesine bir insanın kaybıyla ülkemiz ve insanlarımız suçlanacak, küçümsenecektir.
Böylesine vahim bir olayda bunca işinizin arasında bir yurttaş olarak size başvurmak zorunda kaldım. Çünkü tek yetkili sizsiniz. Bu güç sizde var.
Saygılarımı sunar, başarılı çalışmalar dilerim.”
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Refah ve Fazilet Partileri Genel Başkanı iken Abdullah Gül’ün milletvekili ve bakan olduğunu hatırlatmaya bilmem gerek var mı? Aynı Gül’ün sağlık sebebiyle aldığı cezayı evinde çekmekte olan Erbakan ile beraber  “kayıp trilyon davası”nda Fazilet Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak yargılandığını ancak Erbakan tarafından milletvekili seçildiği için dokunulmazlık yasası ile kurtulduğunu bilmeyen var mı?
Sayın Gül, Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra milletvekilliği düştüğü; dolayısı ile dokunulmazlık kalktığı halde Erbakan ile beraber yargılandığı dosya, tesadüfün iğne deliğine bakın ki kayıp!...
Yasalara göre Cumhurbaşkanı, hastalığı sebebiyle mahkumların cezalarını kaldırabiliyor. Evet, kaldırabiliyor yani affedemiyor. Ne de olsa af Allah’a mahsustur. Elinde cezayı ortadan kaldırma yetkisi olan Abdullah Gül, bu ülkeden başbakanlık yapmış bir zatın cezasını aynı davada yargılandığı için vefa göstermek zorunda kaldığı için de değil, Türkiye’nin imajını korumak için ortadan kaldıramaz mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş