Kaynak mı gerek, yoksa 'yürek'mi?..

İsrafil K.KUMBASAR

Her ne kadar ‘Yahudi lobilerinden’ almış olduğu ‘üstün hizmet’ ve ‘cesaret’ ödülleri omuzlarında ışıl ışıl parlamaya devam etmiş olsa da, arada sırada BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da yerinde laflar ettiğine tanık oluyoruz.
‘Namert’, ‘müfteri’, ‘alçak’ vesair öfke hitabeti sanatı mahsulü sözcükleri ayıklayıp geride kalanlara kulak kabartınca, “Hah işte, buna katılmadan edemeyiz” diyoruz.
Ama gelin görün ki, iştirak ettiğimiz cümleleri genelde ‘soru işaretleri’ ile bitiyor.
Dikkat edin, iktidar ve yandaşlarının sıkışıp kaldıkları, tökezledikleri konularda can simidi gibi ilk sarıldıkları şey, “Siz nasıl yapacaksınız onu söyleyin?” oluyor.
Denilmek isteniyor ki, “Evet beceremedik, yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Bir ipucu, bir kopya verin de, yolu doğrultalım.”
Hoş denileni yapma iradeleri yok, sadece ‘zevahiri kurtarma’ adına bu yolu seçiyorlar. ‘Zaman’ kazanmak, ‘halkı’ oyalamak için ‘ucu açık’ tartışmalardan medet umuyorlar.

***

Muhalefetten beklenilen cevap gelmeyince, çıkmaz sokaklara dalışın ‘kurtuluş reçetesi’ tıpkı hafızalarda yer eden o meşhur musluk reklamının sloganı gibi:
- “Aç-kapa”
‘Duble yol’ fedaileri bir bakıyorsunuz, çıkmaz sokaklarda can havliyle ‘u dönüşü’ yapma çareleri arıyorlar. Ehliyetini kaptırmış ‘acemi’ sürücüler misali, dönüp vatandaşa dert yanıyorlar:
- “Biz yapacağız da, muhalefet omuz vermiyor. Her şeye engel oluyorlar!”
Tabiî daha da vahimi var, kimi zaman da muhalefet kendi projelerini, hedeflerini ortaya koyuyor. İşte ‘dananın kuyruğu’ asıl bu gibi durumlarda kopuyor.
“Çare ne çare”  diye feryat figan edenler, bu kez ağızlarına sakız yaptıkları o soruyu yapıştırıyor.
Aslında hepiniz biliyorsunuz o meşhur soruyu, Erdoğan’ın jokeri gibi. Memleket sınırları yetersiz kalınca, yurtdışına çıkıp oradan patlatıyor narayı:
- “Kaynak hani, neyle yapacaksınız?”
Hükümetin başı belki de sekiz yıl boyunca bir tek doğru soru sordu, o da bu oldu:
- “Kaynak nerede?”

***

Erdemir, İsdemir, Petkim, Tüpraş, TEKEL, Sümer Holding, Araç Muayene İstasyonları, Limanlar, Deniz Nakliyat A.Ş.,
İGSAŞ, SÜTAŞ, USAŞ, SEKA.
Galataport ve ‘tarihî okul binalarının’ satışı gibi bazı girişimleri de ekleyin peşine.
Değil bu köşe, sayfanın tümüne yaysanız tamamlayamazsınız satış listesini. Biz, sadece bir çırpıda aklımıza gelen ‘birkaç örnek’ sıralamakla yetinelim şimdilik.
Memlekette bulduğu her kaynağı satışa çıkaran Erdoğan şimdi haklı olarak soruyor: -  “Kaynak ne, neyle yapacaksınız?”
Sanki zat-ı alileri o cenahta pek meşhur olduğu üzere bunca yıllık iktidarını ‘sünnette takılan altınlar’ile sürdürdü.
Eğer demek istediği  “Ben sattım, savdım, sana bir şey kalmadı”  ise doğru söylüyor. ‘Mevcut kurumlarda’ kadrolaşmanın dışında, ‘bir kişilik istihdam imkânı’ oluşturmadıklarına bakınca, yine kendisine hak vermek gerek.
Yok eğer, Türkiye’ye bir ‘bisküvi bayisi’ kafasıyla bakıp da “Muhalefet iktidara gelse ne yazar, olmuş armutları zaten topladık” diyorsa, işte orada iş değişir.

***

Türk Milleti çok talan gördü.  Çokları ‘tüyü bitmemiş yetim’ üzerinden nice servetler edindi. Ama bu asil millet her defasında ‘küllerinden’ yeniden doğmayı başardı.
Dolayısıyla, ‘kaynak’ lâfı ancak hayata hep ‘mangır’ penceresinden bakanların kaygısıdır. Ülke için bir şeyler yapmanın ilk adımı ‘mangal gibi’ yürektir, yürek.
Siyasî geçmişleri ‘karpuz’ ile özdeşleşen, ‘materyalist’ müminlere duyurulur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş