Kazakistan resepsiyonunda Deniz Baykal damgası

Kürşad ZORLU
16 Aralık, Kazakistan Cumhuriyetinin bağımsızlık günüdür. Bu sebeple her yıl Aralık ayı içerisinde Kazakistan devleti, milli gün resepsiyonu düzenler. Geçen akşam da 18.yıldönümü vesilesiyle başkentte gerçekleştirilen organizasyonda yüzlerce insan bir araya geldi. Önceki yıllara nazaran en dikkat çeken görüntü, çoğu yurt dışında bulunan hükümeti temsilen hiçbir kabine üyesinin bulunmamasıydı. Fakat bu kez resepsiyona damgasını vuran başka bir siyasetçi vardı. Nitekim kadrosundaki önemli isimlerle geceye gelen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ilk kez bir Türk Cumhuriyetinin resepsiyonuna katıldığını ifade ediyordu. Çok uzun bir zaman bu bölgeye uzak kalmış ve ihmal etmiş bir partinin lideri olarak yüzündeki heyecan ve mutluluk fark edilebiliyordu. Yoğun bir basın mensubu eşliğinde tüm salonu dolaşarak neredeyse konuklarla tek tek tokalaşan Baykal’a, büyükelçi Bahhdad Amreyev büyük ilgi gösterdi. Peki Deniz Baykal’ı bu yoğun gündem içerisinde Kazakistan resepsiyonuna getiren nedenler neydi?
Baykal: İlk Atatürk anıtını onlar açtılar
Kazakistan birkaç ay sonra AGİT dönem başkanlığını üstlenecek. Karabağ meselesi, Ermenistan sorunu, terör konusu başta olmak üzere çeşitli alanlarda Kazakistan’ın alacağı rol, pek çok değişikliklere zemin oluşturabilir. Her şeyden önemlisi Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in önümüzdeki süreçte dünya siyasetinde belirleyici olma konumunu kuvvetlendireceği rahatlıkla söylenebilir. Aynı şekilde Rusya ile kurdukları gümrük birliğinin beş yıl içerisinde 9 ülkeyi kapsama ihtimalinin Avrasya bölgesindeki ekonomik dengeleri değiştirebileceğinden söz etmek mümkündür. Diğer yandan hayatını ülkücü harekete adamış bir babanın evladı olarak meselenin şu yönünü de sizlerle paylaşmam gerek. Deniz Baykal bir ara basın mensuplarıyla diyalog halindeyken Nazarbayev’in Türkiye ziyaretinde kendisi ile görüştüklerini ve Astana’da Atatürk anıtının bizzat Cumhurbaşkanı Nazarbayev tarafından açıldığına vurgu yaptı. Bu anıtın post-Sovyet denilen coğrafyadaki ilk eser olduğunu da ekledi. Aslında bugün itibariyle Nazarbayev ve Baykal’ın Türk kavramına bakışı arasında belirgin farklar yok. Her ikisi de Türk kavramını geniş bir kültür ve tarih süreci dâhilinde değerlendiriyor. Yoksa “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” sözünü kullanan Nazarbayev ile “Türkiye’de bir millet var, tek millet var. O milletin de bir adı var, Türk milleti” diyen Deniz Baykal acaba çok mu farklı pencereden bakıyorlar?
Milli gün resepsiyonuna yeniden dönecek olursak, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, çok sayıda bürokrat, siyasetçi, akademisyen ve çeşitli ülkelerin temsilcilerinin yer aldığını belirtmek gerekir. Gayet samimi bir ortamda geçen Kazakistan resepsiyonu pek çoğumuza bir şeyi daha görme fırsatı verdi. Nerede ve nasıl olursa olsun, kendisini Türk hisseden her birey “ben Türküm” diyebilme hakkına sahiptir. Bunu demek istemeyenlere de “niye istemiyorsun?”  demek hakkımız yoktur. Ancak sadece bir şeye imkânımız vardır. Onu da Ulu Önderin ağzından aktaralım: “Yurttaşlarım az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.” İşte Türk kavramının şifresi buradadır. 300 milyona hitap eden, sınırları aşan ve ancak gönülde bulabileceğiniz Türk Kültürü...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş