Kazakistan’ın İslâm dünyasına açılımı

Kürşad ZORLU

Kazakistan Cumhuriyeti çok sayıda din ve etnik topluluğu bünyesinde barındıran, bunlar arasındaki uyum ve işbirliğini hedef alan bir toplumsal sistem üzerinde gelişmesini sürdürmektedir. Bu süreçte ülkedeki ortaklaşma adına çoğunlukla ekonomik argümanların kullanıldığı görülmektedir. Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev 2006 yılı ulusa sesleniş konuşmasında “saygı, hoşgörü ve işbirliğinin, Kazakistan ekonomisinin verimliliğini sağlayan ve devletin politik istikrarını destekleyen üçayaklı bir yapı meydana getirdiğini” ifade etmektedir. Gerçekten de ülkenin ekonomik açıdan gelişmiş ya da belirli bir ivme yakalamış bölgelerinde huzur ve asayiş açısından daha güçlü bir yapı görebilmek mümkündür.
Kazakistan’ın bağımsızlık yıllarından bu yana etnik ayrımcılık, dinsel çatışma ve sosyal nefret kavramlarından uzak durmaya gayret ettiği gözlenmektedir. Her ülkenin demokrasi planlaması farklı olmakla birlikte, bölgedeki bazı ülkelerin bu bataklıktan kurtulamadığı ve bir kimlik bunalımıyla karşı karşıya kaldığı hatırlanırsa elde edilen mesafenin ne denli büyük olduğu anlaşılabilir.


Çok yönlülük ve ekonomi
Kazakistan dış politikasını çok yönlülük üzerine inşa ederek Rusya, ABD, Çin, Türkiye ve AB ülkeleriyle stratejik işbirliğine yönelmektedir. Bu açıdan Kazakistan’ın, büyük ve riskli bir uluslararası satranç tahtasının içinde olduğu söylenebilir. Özellikle soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte coğrafyalar arası belirsizlik ve yaygınlaşan çatışma tehlikesi yeni tehdit alanları meydana getirmekte; uluslararası terörizm faaliyetleriyle birlikte bireyler ve toplumlar nezdinde sistematik bir korku kültürü inşa etmektedir. Kazakistan böylesine geniş işbirliği ya da -iyi yönetilemezse - çatışma alanına yenisini eklemek istemektedir. AGİT başkanlığının ardından İslâm İşbirliği Teşkilatının dönem başkanlığını üstlenen Kazakistan, İslâm ülkeleriyle ağırlıklı olarak siyasi ve ekonomik içerikli işbirliğini hedeflemektedir. Bu hedef doğrultusunda söz konusu ülkelerin karşılıklı olarak ekonomik kaynakları ve avantajlı yönleri harekete geçirilmektedir. Örneğin Kazakistan’da 2010 yılında İslâmi finans kurumlarının etkinleşmesine yönelik bir yol haritası kabul edilerek, Al Hilal, Fattah Finans gibi kurumların ülkede faaliyet göstermesi sağlanmıştır. 2005-2008 yılları arasında İslâmi bankalar Kazakistan’daki bankalara 500 milyon dolar civarında kaynak sağlamıştır.


İslâm’ın özgün modeli
Kazakistan bu açılımla Orta Asya ve Orta Doğu’yu birbirine yakınlaştırmakta ve kendi coğrafyasında adeta sıkışan halkların farklı ve özgün bir demokrasi ile tanışmasına öncülük etmektedir. Nursultan Nazarbayev, “modern zamanların sorunlarının ve İslâm dünyasına yapılan meydan okumaların dünya tarafından ele alınmak zorunluluğu bulunduğunu” belirterek İslâm dünyasının Orta Asya’ya açılması sürecine bizzat destek olmuştur. Nazarbayev, yine Astana’da 7. Dünya İslâm Ekonomisi Forumunda bir konuşma yapmış ve  “Müslüman toplumları modernize etme gereksiniminin bulunmakla birlikte bunun her şart ve durumda yabancı modelleri kopyalama olmadığını” vurgulamıştır. Zira insanlığın sürüklendiği medeniyetler arası ayrışma ve çatışma sorunu işbirliğinin güçlendirilmesi ve diyalog arayışları ile farklı bir boyut kazanmaktadır. Bu sebeple Kazakistan’ın İslâm Dünyasına yönelik açılımı, ekonomik ve siyasi sonuçlarının yanı sıra bugüne kadar birbirini yeterince tanımamış halkların işbirliğine yöneltilebilmesi için bir fırsat olarak kabul edilebilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş