Kazanan sizseniz kaybeden kim abi?

İsrafil K.KUMBASAR

Kontrollü bir şekilde uygulamaya sokulan ‘gerilim’ stratejisi sayesinde ‘yerel seçim’ olmaktan çıkarak adeta ‘iktidarın kaderini’ tayin edecek bir ‘referanduma’ dönüşen seçimlerden Tayyip Erdoğan, bir kez daha ‘alnının akı’ ile çıkmayı başardı.
‘Hukuk’ devletinin katledildiği; ‘Anayasa’nın askıya alındığı; ‘yolsuzluk’, ‘rüşvet’ ve ‘suistimal’ iddialarının ayyuka çıktığı; ‘hak ve özgürlüklerin’ istisna, ‘yasakların’ esas hale geldiği; ‘ekonominin’ darboğaza sürüklendiği; ülkenin ‘planlı bir şekilde’ savaşa sokulmak istendiği, Türkiye’nin  uluslararası platformlardan tamamen ‘tecrit’ edildiği; terör örgütünün ‘özerlik’ ilan etmeye hazırlandığı bir ortamda, bütün bunların müsebbibi olan bir iktidar partisi seçimden ‘oylarını artırarak’ çıkabiliyorsa eğer, bunun mutlaka ‘bir izahı’ olmalıdır.

***

Bunun tek sebebi, ‘iktidar alternatifi’ olma yolunda topluma yeterince ‘güven’ ve ‘heyecan’ veremeyen muhalefet partileridir.
Öyle ‘elektrikler kesildi’, ‘torbalar çalındı’, ‘oylar makarna ve kömürle satın alındı’gibi hiçbir mazeret ‘başarısızlığın’ üzerine örtemez.
Elinizde bu muhalefet partileri ve tepelerinde bu yönetimler olduğu müddetçe, ‘kaç seçime’girerseniz girin, sonuç hiç ama hiç değişmeyecektir.
Muhalefet partileri, seçim sonuçlarını ‘doğru bir şekilde’ analiz ederek, ‘beklentiler’ doğrultusunda kendilerine çekidüzen verip, ‘vizyon değişikliğine’ gitmezlerse eğer, aldıkları bu oy oranından ‘bir puan daha’ öteye gitmeleri mümkün değildir.
Ya muhalefet ‘toplumun önünü’ açacak, ya da toplum kendisine ‘yeni bir çıkış yolu’ bulacaktır.

***

Seçimde kendisini gösteren tek muhalefet partisi ne yazık ki bir kez daha BDP oldu.
Erdoğan’ın uygulamaya soktuğu ‘açılım’ politikalarının ve peşmerge ağası Mesut Barzani ile birlikte Diyarbakır’da el ele verdiği mutlu aile fotoğraflarının, ‘BDP’nin değirmenine’ su taşımaktan başka bir işe yaramadığı ortaya çıktı.
 “Kuluçka dönemini tamamladık, artık sıra özerkliğin inşasına geldi” parolası ile hareket eden BDP, Bitlis, Ağrı ve Mardin de dahil toplam 10 vilayette belediye başkanlıklarını alarak, bir anlamda ‘özerklik’ ilan edilecek olan bölgenin ‘doğal sınırlarını’ çizmiş oldu.
Malum cemaatin ise elindeki onca imkana rağmen, öyle zannedildiği gibi ‘seçim sonuçlarına’ etki edebilecek bir ‘özgül ağırlığının’ olmadığı ortaya çıktı.

***

Demokrasilerde, iddialardan aklanmanın yolu ‘sandık’ değil ‘yargı’dır.
Şimdi, kendisine oy veren, vermeyen herkes Tayyip Erdoğan’dan bir şey bekliyor:
Partisinde ‘isimleri yolsuzluk iddialarına bulaşmış olan’ herkesi kulaklarından tuttuğu gibi yargının karşısına çıkarmak.
Ama o, bunu yapmak yerine, sonuçlar netleşmeye başlar başlamaz haklarında iddialar bulunan ‘oğlunu’, ‘kızını’, ‘damadını’ve Egemen Bağış’ı da yanına alarak çıktığı balkondan, ‘yargının önünün açılmasını’ isteyenlere adeta meydan okudu.
İşin ucunun eninde sonunda kendisine ulaşacağını gayet iyi bilen Erdoğan,  “Kazandım, aklandım”  havasına girmeye kalkışırsa eğer, şu sorunun muhatabı haline gelmesi kaçınılmazdır:
- “Yüzde 55 sana oy vermediğine göre, mahkum mu oldun?” 

***

‘İç’ ve ‘dış’ konjonktürün tamamen ‘AKP’- nin aleyhine’ dönüştüğü bir ortamda sandıktan çıkan sonucu ancak şu şekilde okumak mümkündür:
Tayyip Erdoğan, ileri demokrasi adı altında ‘daha otoriter’ bir iktidar kurmak için vatandaştan onay aldığını sanıyorsa yanılıyor.
Artık sandıktan çıkan sonucu ‘meşruiyet’ kaynağı olarak gösterip, geçmişte olduğu gibi ülkeyi ‘babasının çiftliği’ gibi yönetemez. Dileriz, ülkenin selameti için ‘Bildiğini okumaya’ devam etmeye kalkışmaz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş