'Kendi çocuğunu kurtarma'

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Paris’te üç kadın teröristin cinayetlerine ilişkin düğüm çözülmüş değil. Fransa bir taraftan Afrika’daki eski sömürgeleri için askeri harekat yaparken, diğer taraftan ABD ve Orta Doğu politikalarında varlığını ispat edebilmek için eline geçirdiği yeni kartı oynuyor. Cinayetin zanlısı olarak tutuklanan “Sivaslı Ömer” ile ilgili öylesine bilgiler yayınlanıyor ki maksat örgüt içi infaz gerçeğinin üzerini örtmek. Ömer’in beyin tümörü olduğundan tutun da Roj TV muhabiri ile yaşadığı aşka dair bir ton rivayet var. Dünkü Yeniçağ’da Ahmet Takan “Bütün hesaplar Ömer’den” diyerek faturanın çıkacağı adresi göstermişti. Bir adım attırıp bu cinayeti Sivaslı Ömer’in, umutsuz kıskançlık aşkına bağlayıp televole çerçevesine yerleştirebilirler diyorum. Dahası Ömer, Sivas Şarkışlalı ya, yakınlarının milliyetçi olduğu da yazılıyor. Sonuçta merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun hemşerisi. Ömer’i örgüte ajan olarak Muhsin Yazıcıoğlu’nun yerleştirdiğine dair şehir efsaneleri yayılırsa şaşırmayalım.
Sakine Cansız, yani meşhur “Sara” , Ermeni olduğuna ilişkin haber ve kaynaklar Erivan kaynaklı. Kaldı ki bunu şu ana kadar inkâr eden de çıkmadı. Türkiye’deki Kripto Ermenilerle ilgili araştırma yapanların başta Hrant Dink olmak üzere ortadan kaldırıldığını hatırlatalım. Dersimli Sara için devlete Diyarbakır’da resmen diz çöktürenler, bu cinayetlerden de siyasi rant kazanma peşindeler. Sanki kaybedilmiş büyük bir savaş yaşanmış gibi, barış rüzgârları estirilmeye çalışılıyor. Günün birinde Sara için barış güvercini heykeli dikilirse hiç garipsemeyin. Ne de olsa AKP’dir ne yapsa yeridir! Seyit Rıza’nın heykelini dikenlere kim ne diyebildi ki.
Sözü uzatmayalım adı “mütareke ya da müzakere” tartışmasının odağında “hangi PKK” sorusu var. Bir dönem MİT’in kadrolu elemanları tarafından kurdurulup kontrolden çıktıktan sonra uluslararası istihbarat örgütlerinin maşası haline gelen PKK, şu anda tek parça ve bir merkezden yürütülmüyor. Özellikle uyuşturucu trafiğinden kazanılan 50 milyar dolarlık güce hükmeden örgütü, kimse tek başına bırakmaz. PKK’yı kuran, bugüne kadar destekleyen, yemleyen ve yönlendiren merkezler harç bitti yapı paydos demeyeceklerine göre, adı geçen “silah bırakma” , Türkiye sınırlarından çekilmek gibi günü kurtarmaya yönelik arayışların hiç birinin geçer akçe olmadığı ortadadır. Komşularıyla sıfır sorun yerine hepsiyle kavgalı Türkiye’nin BOP eş başkanlığındaki Orta Doğu’da yeni sınırlar ve harita değişikliği projesinde PKK’nın taşeronluğu asla sona ermez. Buna başta ABD ve AB olmak üzere her daim elini güçlendirmek isteyen Irak, İran, Suriye, Rusya ve Yunanistan gibi ülkeler müsaade etmeyecektir. Nitekim MİT’in eski müsteşar yardımcısı Cevat Öneş baklayı ağzından çıkarıverdi. Yeni Şafak gazetesine verdiği röportajda “Çözümün bir parçasının da Öcalan olduğu hususunun bir gerçekliğin tespiti olduğu işaret edilebilir. Öcalan’a rağmen çözüm çok zor ama Öcalan’la birlikte çözüm mümkün. Ki MİT içindeki bir grup yıllardan beri bunu söylüyor. Şu anda gelinen noktada MİT’in çözüm politikaları oluşturmasında yararlı çalışmalar yapmakta olduğunu görebiliyoruz” diyor Cevat Öneş. Burada bir dönem iki numarası olduğu MİT’te bütün bunları planladıklarını da itiraf etmiş oluyor. Hızını alamıyor, psikolojik harbin toplumu hazırlama taktiğini itina ile yerine getirip “Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi, bölgede sınır ve harita değişikliğini gündeme getirebilir” diye yumurtluyor. Yani eninde sonunda sınırlar değişecek demeye getiriyor.
Biz yıllarca Milli Eğitim Bakanlığı’nın milli olmayışına takmıştık kafayı, meğerse “MİT’in milliliği de” şaibeliymiş. “Yeni anayasa yapılırsa bu final, adı konmayan bir affı gündeme getirebilir ama buna daha zaman var” sözlerini sarf eden Öneş, AKP’nin çıkarmayı tasarladığı genel affa tepki göstereceklere “tamam kızmayın, daha zamanı var” tespiti ile hükümete günü kurtarmak için kredi açıyor.
Cevat Öneş’in “12 Eylül referandumu ile yapılan yasa değişiklikleriyle, rejim içinde çözüm ve demokratikleşmeye direnen unsurlar tasfiye edildi. Bu anlamda devlet iktidar oldu. Şu an da hükümetin iktidar olduğunu görüyoruz” sözlerinden değerli okurlarımız ne anlam çıkarır? Bana göre meali, Silivri’de kurduğumuz mahkemede, direnenleri içeri tıktık, HSYK değişikliği ile yargıyı kontrol altına aldık. Referandumda yetmez ama evet diyenlerin sayesinde tasfiyeyi gerçekleştirdik... Demektir.
Cevat Öneş ile aynı günde BDP’nin eş başkanı Selahattin Demirtaş “Bir koordinatör atanmalı” açıklamasını yapıyor ve “Müzakere sürecinde AKP’ye yol göstermek durumundayız” diyor. Teröristbaşı İmralı’dan yeni anayasayı Osman Can ve Numan Kurtulmuş’un yazmasını talep etmişti. Demirtaş da koordinatör olarak Cevat Öneş’i önerebilir. Bir taşla birden çok kuş. Cevat Öneş ise “Öcalansız olmaz” derken kendi çocuğunu kurtarma operasyonunu gerçekleştirmek için finalde adı konmayan aftan söz ettiğine göre çözüm belli; sınır ve harita değişirken af da geliyor. Öneş’e ve AKP’ye hayırlı olsun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş