Kendimizi bilmek konusu

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Serçe, kargaların çalımlı yürüyüşüne imrenmiş, boyuna posuna bakmaksızın  “ben de karga gibi sol-sağ diyerek çalımlı yürüyeceğim”  demiş ve kargayı taklide kalkışmış. Bu kendini bilmezliğin sonunda kendi yürüyüşünü de kaybetmiş, şimdi iki ayağı üzerinde zıplayarak yol kat edebiliyor. Serçe serçeliğini bilmeli Allah’ın kendine verdiği ile kalmalıydı derler. Kendi boyunu bilmeyenler var içimizde. Türkiye sayesinde toplu mezarlardan kurtulanlardır bunlar. Türkiye sayesinde korkusuz yaşayanlardır. Türkiye sayesinde altlarında Mercedes arabalar, maaşlarını alıp sağa sola kabadayılık yapanlar, her fırsatta Türkiye’ye çatmayı kahramanlık, hak savunmada korkusuzluk, halkçılık sananlardır. Bunların çoğu uyduruk Dernekler kurarak AB’den, ABD’den nemalananlardır. İsim vermeye gerek yok. Bunlarda utanma duygusu da olmadığı için Allah’ın günü basında boy boy resimleri ile kendilerinden büyük lâf edenlerdir. Türk makamlarına dil uzatarak  “Rum kardeşlerinin”  kalbini kazananlar ve kendi insanlarının kuyusunu kazdıklarının farkında olmayanlar veya bunu bir şeyler karşılığında bilerek yapanlardır. Bunların tümü bir araya gelerek bu düşünce ve davranışlarını halkın oyuna sunsalar halktan yüzde birin de altında oy alacak olanlardır. Son seçimlerde boylarının ölçüsünü alanlardır. Ancak yaptıkları yenecek yutulacak şeyler değildir. Hristofyas’ın  “Türkiye’yi adadan çıkarmak, Kıbrıs Türkleri ile Türkiye arasındaki bağları koparmak, zaman içinde Kıbrıs Türklerini asimile etmek”  siyasetine yağ ve bal olmaktadırlar.
Makarios da Yunanistan karşısında boyunun ölçüsünü bilmeyen manyak, kendini beğenmiş, Bağlantısızlarda pohpohlanan  “büyük lider”  konumunda kişi olarak Yunanistan ile sidik yarışına girmeye kalkıştı. Özellikle Papandreu döneminde, Yunanistan’ı akıl almaz oldu-bittilerle karşı karşıya bıraktı. Sonunda Yunan darbesi ile Enosis’i değil taksimi gündeme getirdi; adayı 32 parçaya bölmüştü, Barış Harekâtı ile nüfus mübadelesine razı oldu ve küçücük bölgelere hapsederek yok etmeğe çalıştığı Türkler iki bölgeli bir kuruluşta adanın kuzeyine yerleşmiş oldu.
Yabancıların da bol bol kullandıkları bu içimizdeki kendini dev aynasında görenlerin yaptıkları Anavatana (gayeleri Anavatanı Kıbrıs’tan soğutmak olan bazı çıkarcılar tarafından)  “Kıbrıs Türklerinin istemi” olarak yansıtılmaktadır. Bunlara göre  “Kıbrıslı Türkler Türkiye’den gelenleri istememektedirler ve Türklüklerinden de şüphe edilebilir çünkü bunlar Rumlarla birleşmeyi yeğlemekte, Rumlar gibi Türkiye’nin işlerine karışmamasını istemektedirler. Bunlar da Rumlar gibi Türk askerinden kurtulmak istemektedirler. Bunlar dinsiz imansız bir kitledir. Bu nedenlerle Türkiye bunlarla ve Kıbrıs meselesi ile ilgilenmemelidir” . Anadolu’da bu safsataya inananlar olabilirse de aklı başında herkesin bu kendini bilmezlerin ateş olsalar düştükleri yeri bile yakacak  güçleri olmadığını da bilmektedirler diye düşünmekteyim.
Kıbrıslı Türkler, her şeyden önce şu gerçeği bilmek zorundadırlar: Kıbrıs meselesi yani Enosis yerli halktan önce Türkiye’nin milli bir meselesidir. Sen Kıbrıs’ta olsan da olmasan da Türkiye kendi güvenliği açısından ve Lozan’daki Türk-Yunan dengesi açısından Kıbrıs’ı Rum’a, Yunan’a bırakamaz, aksi takdirde rahmetli Korutürk’ün de vurguladığı gibi  “Türkiye denizlere açık bir ülke” olmaktan çıkar, Yunanistan’ın ablukası altına girer. Bu kendini bilmezlerin, burunlarından ötesini göremeyenlerin, Türke, Türklüğe, Türkiye’ye kafa tutmayı marifet zannedenlerin babaları, anaları, dedeleri, ağabeyleri bu gerçekleri bilerek Anavatanları için olduğu kadar kendi hak ve hürriyetleri için de her şeylerini ortaya koyarak Rum-Yunan ikilisinin Enosis çabalarına karşı yıllarca direnmişlerdir. Bunun gururu ile yaşamaktadırlar ve bu direniş sayesindedir ki sen bir devlet yapısında Türkiye’nin koruduğu güvenli bir hayata, hürriyete kavuştun. Sen bunun kıymetini bilmeyecek kadar kendini bilmez bir kişi isen, dünya ve özellikle Anadolu’daki kardeşlerimiz de senin Kıbrıs Türkünü temsil etmediğini her halde bilmektedirler. “Sensiz var olamam” diyen kitlelerin sesini Toroslar duymakta ve Anadolu’ya bu asırlarca devam eden gür sesi aksettirmektedirler inancındayız. Türkiye, içimizdeki kendini bilmez nankörlere rağmen milli Kıbrıs davasından vazgeçmeyecektir. En son ziyaretçimiz Sayın Şahin’i dinledikten sonra bu inancımız bir o kadar daha perçinleşmiştir. Varsın içimizdeki serçeler Rum kargalarının öncüsü ve sözcüsü olmaya devam etsinler. Gün gelecek bu kahraman, Anavatana gönülden bağlı, Atatürk’çü halkın yüzüne bakamayacaklardır.

Yazarın Diğer Yazıları