Kepazelik ve hainlik

A+A-
Ergun KAFTANCI

    Yirmi binden fazla fetöcünün, yetenekli olup olmadıklarına bakılmaksızın akademisyen sıfatı verilerek üniversitelere bela edildiği ortaya çıktı...

     2005 ve 2013 yılları arasında çete, soruları çalmış ve Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi giriş sınavına katılan cemaat elemanlarına vermiş...

     Sonuç...

     2008-2009 yıllarında sınava giren fetöcü 32 bin aday da birinci...

     Kepazelik...

     Onunla da kalsa iyi, hainlik!

     * * *

     İktidarın her kente, hatta büyük illerde her semte üniversite kurmasını 15 Temmuz darbe girişimine kadar fırsat bilen ihanet çetesi, bilim adamı olamayacak elemanlarına yardımcı doçent, doçent ve profesör sıfatlarını sebil gibi dağıttı...

     Eblehler topluluğu haline gelen iktidar ise kim ehil, kim yaban diye ayırmadan bunların üniversitelere dağıtılmasına ses çıkarmadı, hatta alkışladı; alayını sırayla ekranlara çıkardı ve hem iktidara, hem feto hainine methiyeler düzmelerine göz yumdu...

     Aynı süreçte YÖK'ü de kullandılar, cemaatin maşası haline getirdiler...

     Bütün akademik sıfatları ona onaylattılar...

     Üniversiteli gençler de, iktidar destekli bu bilim hırsızlarının ellerine teslim edildi...

     * * *

     2002-2015 arasında yapılan bütün uygunsuz işlerde, sınavlarda ve akademik sıfat dağıtımında, cemaatin fitne ve fesat dolu uygulamalarına AKP'nin de katıldığını gördük.

     Bugün, bütün uygunsuzlukları ve üstlenilen pis işleri hatırlatanlara kızıp köpürüyorlar. Bu suretle, siyasal tarihe geçen kepazelikten ibaret işlerini unutturacaklarını sanıyorlar...

     Ülkeyi el ele, yaşanamayacak hale getirdiler, şimdi vızıldanıp duruyorlar...

     Üstelik, birbirlerine de sövüyorlar...

Homojen bir diplomasi şart

     Kudüs, üç bin yıllık bir kent, Müslümanlar, Museviler ve Hristiyanlar bu kenti kutsal kabul ederler...

     Tarihi perspektiften bakıldığında kent, Filistin toprağı...

     Batı'nın desteği sonucu İsrail 1948 yılında Filistin'e ait topraklar üzerinde kuruldu. O tarihten itibaren de Yahudiler büyük İsrail hevesiyle yayılımcı politikalar izlemeye ve İslam düşmanlığı yapmaya başladı..

     * * *

     Bugün Kudüs farklı bir konumda; İsrail'in ve ABD'deki Yahudi Lobisi'nin baskısına boyun eğen Trump, Kudüs'ü Yahudiler'in başkenti ilan etti...

     Görülmüş şey değil; bir ülke bir başka ülkenin başkentinin yerini değiştiriyor...

     Kendisini dünyanın jandarması sayan ABD'nin bu tutumu, İsrail yayılmacılığını hızlandırmak ve genişletmek amacı taşıyor...

     İşgal ettiği Filistin toprağında Müslümanlar'a saldırmaktan, masum insanları öldürmekten, yakaladıklarına işkence etmekten vazgeçmeyen İsrail, sadece İslam'a değil insanlığa da düşmanlık yapmaktan perva etmiyor...

     * * *

     İslam İşbirliği Zirvesi'nden çıkan "Doğu Kudüs de Filistin'in başkentidir" şeklindeki karar, fiili duruma dönüşecek mi göreceğiz...

     Müslüman ülkeler öteden beri Kudüs'ü sahiplenir ama onu İsrail'in ellerinden koparıp alacak diplomasi dahil hiçbir girişimde bulunmaz. Bakalım bu rehavetten kurtulacaklar mı...

     * * *

     Konunun zirve yoluyla gündeme taşınmasını Türkiye sağladı. Çıkan karara uyarak Doğu Kudüs'e yani Filistin'e büyükelçi yollayacağız. Aldığımız bu karara koşut olarak bütün İslam ülkeleri de büyükelçilik kurmalı...

     Müslüman ülkeler homojen bir diplomatik yapılanma içinde olmazsa hiçbir sorunu çözemez...

İlyas Salman'ın kulakları çınlasın

    İlyas Salman usta bir sinema oyuncusu; yığınla sinema filminde değişik tipleri canlandırdı...

    Malatyalı Türkmen bir ailenin evlâdı, Alevi ve sosyalist...

    Liseden sonra konservatuvara devam etmiş ama son sınıfa geldiğinde de sıkılmış, bırakıp gitmiş...

    * * *

    Çok sayıda filmi var... İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna girmiş ve birçok oyunda sahne almış...

    Bir gazeteciye röportaj verirken çocukluğundan beri Moliére gibi hastalık hastası olduğunu, bu ruh halini de kardeşinin gözleri önünde yanarak ölmesinden sonra edindiğini anlatmış...

    Sinema ve film üzerine, hatta ailesine ilişkin sözleri bir kenara bırakıyor, çok önemli bir tespitinden bahsetmek istiyorum..

    Sinemanın bir diğer ustası olan Şener Şen ile oynadığı adını yanlış hatırlamıyorsam Banker Bilo adındaki filmde köylüsü Maho -Şener Şen- tarafından horlanan, sömürülen, kandırılan adamı canlandırmıştı...

    O filmi hatırlatarak "Bana asıl acı gelen insanların yüzde 90'ının Bilo, yüzde 10'unun Maho olduğu bir ülkede yaşıyor olmak. Sokaklarda aç, yoksul, sefalet içerisindeki insanları görmeye dayanamıyorum" demiş...

     Bazı insanlar gerçeğin söylenmesini, ya da gerçekle yüz yüze gelmeyi sevmez. Genelde iktidar mensuplarının ruh hali öyledir. Salman gerçeği tespitiyle, hepsini küplere bindirmiştir herhalde...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları