Kerkük’ü Barzani’ye teslim etmek

Ümit ÖZDAĞ

Tuğçe Varol Sevim, 21yyte.org’da çok önemli bir yazı yazdı. Bundan dolayı bugün köşemi enerji konularında Türkiye’nin en önemli araştırmacı akademisyenlerinden birisi olmaya doğru hızla ilerleyen Tuğçe Hanım’a bırakmak istiyorum:
“Geçtiğimiz 2012 yılının Ağustos ayında Kürdistan Yerel Yönetimi (KYY) Washington temsilcisi Kubat Talabani’nin ABD’de yapılan ve aynı oturumda ABD Bağdat Büyükelçisi’nin de bulunduğu Türk-Amerikan Konseyi 31’inci toplantısında “Türkiye ile Kuzey Irak arasında inşa edilecek petrol boru hattı 2013 yılının Ağustos ayında açılacaktır” açıklamasını yapınca, “Kürdistan Bizim Paramızla mı Kurulacak” adlı bir makale yazmıştım. O tarihte Ankara’nın konu ile ilgili hiçbir açıklama yapmamasını şahsım sorgulamakla birlikte ABD basınında boru hattının ayrıntılarının yayınlandığını belirtmiştir. Başbakan’ın son ABD ziyaretinde de adeta Ankara-Erbil arasındaki enerji anlaşmaları Washington tarafından eleştiriliyor hatta tepki gösteriliyormuş gibi yansıtılmaya çalışılsa da gelişmeler aslen Washington’un da desteğini almaktadır. Başbakan ve heyetinin ABD ziyaretine çok az bir süre kala TPAO içinden ayrılarak BOTAŞ’a bağlanan TPIC ile dünyanın en büyük enerji şirketlerinden ABD’li ExxonMobil’in Kuzey Irak’ta bulunan 6 sahasında petrol ve doğal gaz arama ve üretimi için işbirliği yaptığı duyurulmuştur. Öncelikle kısa bir süre önce Bağdat’ın tüm uyarılarına rağmen Erbil Yönetimi ile 6 saha konusunda anlaşmaya varan ExxonMobil’in elde ettiği sahaların 3’ü (Bashika, Kara Hıncır ve Al-Kash) KYY’nın yetki alanını dışındaki “tartışmalı” alandadır. Üstelik bunlardan birisi de Kerkük sahasıdır. Bu durumda bir Türk devlet şirketi Kerkük petrollerini işletmek üzere ABD’li bir şirket ile anlaşmıştır. Diğer yandan ExxonMobil gibi dev bir şirket neden TPIC gibi kendisi karşısında mukayese edilemeyecek bir şirket ile ortaklık yoluna gitmiştir sorusu akla gelmektedir. Birincisi sözde, Türkiye’nin, Irak’ın geri kalanında TPAO ile çalışmalarına devam ederek, Kuzey Irak bölgesine başka bir şirketle girme stratejisidir. Böylelikle TPAO’nun Irak’ın geri kalanındaki ihalelerden dışlanma ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. İkincisi ise ExxonMobil’in Kuzey Irak’tan gelen hattın, merkezi hükümet ile anlaşma sağlanamadan direkt Türkiye içerisine girmesi ve oradan yeni bir boru hattına bağlanması durumunda ise KYY’nin uluslararası pazarlara çıkışı sağlanmış olacaktır. Bundan sonra tartışmalı alanlardaki iddiasını da kazanacak olan Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinin önünde bir engel kalmayacaktır.
Kuzey Irak’ta enerji sahalarına giriş yapan ve ürettiği petrolün bir kısmını kamyonlarla Türkiye üzerinden satmaya başlayan Genel Energy şirketinin ortaklarından  Karamehmet Grubu şirketlerinin yaşadığı sıkıntı çok ilginçtir. TMSF, gruba ait Showtv ve BMC’ye protokol kapsamında borçlarını ödeyememekten dolayı el koymuştur. Genel Energy şirketinin milyar dolarlar düzeyinde sadece Kuzey Irak’ta yatırımları bulunurken, mali aksaklıklar yaşaması son derece dikkat çekicidir. Akla bu konu ile ilgili sorular gelmektedir; acaba TPIC ve ExxonMobil’in Kuzey Irak’ta Genel Energy şirketini kendine rakip görmesinin neticesinde Karamehmet Grubu mu cezalandırılmaktadır?
Sonuç olarak, görülmektedir ki Türkiye, Bağdat’a rağmen, Kuzey Irak ile sıkı bir işbirliği kurmaya hazırlanmaktadır. Ama bütün bunların neticesi olarak Irak’ın bölünmesi kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik ABD’nin sözde itirazlarına rağmen değil bizzat gizlice desteklemesi dolayısıyla Türkiye-Kuzey Irak enerji ilişkileri hızlanmıştır.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş