Keşke böyle olmasaydı

A+A-
Mehmet GÜL

Benim Muhsin Yazıcıoğlu’nu, eskiden beri sevdiğimi bütün arkadaşlarım bilir. O MHP’den ayrılıp BBP’yi kurduğunda, bütün Türkiye’deki, tanıdıklarımı arayıp uyarmakla kalmayıp, bazı eski arkadaşlarımızla birlikte, Ortadoğu gazetesinde onun gitmesine tavır aldığımızı da hatırlayan olabilir. Yani ona olan sevgimiz, yaptıklarını onaylamaya kafi gelmemiştir. Çünkü, bu başka bir partiden milletvekili olmak gibi nefsi bir konu veya bir hesap meselesi değildi. Hoş zaten, rahmetli Başbuğ dahil, bütün milletvekillerimiz, Refah Partisi’nden seçilmişti ve onun vekilleriydi. Bir ittifak kurulmuştu. Yüzde 4’leri ancak bulan MHP oylarıyla meclise girmek mümkün değildi ve son anda gerçekleştirilen bir pazarlıkla, ittifak sağlanmıştı. Üstelik, RP içindeki Kürtçü kanat bunu onaylamamış, bir hayli direnmişti. Mehmet Metiner, yayınladığı kitabında bunu teferruatlı bir şekilde anlatır. Muhsin Yazıcıoğlu veya diğerleri, etik olması açısından RP’de kalmak isteselerdi, yine itiraz olmazdı. Ayrı parti kurma fikri, herkesi şaşırttı ve telaşlandırdı. Ama onlar kurdular ve daha sonra yaptıkları ittifakla meclise yine girmeyi başardılar, bunlar ayrı ve tartışmalı konular. Biz günümüze gelelim. MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli dahil kabul görmüş, emektar kabul edilebilecek insanlarla birinci toplantı yapıldı. Ben yurtdışına gittiğim için ona katılamadım. Sonrakilere katıldım. Muhsin Bey, fedakarca ve feragatli bir üslupla birleşip bir araya gelmenin önemini anlattı. Oradakiler MHP ve yöneticilerini eleştirmek dahil her konuda görüş bildirdiler. Ben de öyle yaptım. Muhsin Bey, hoşgörülü ve içten tavırlarıyla bu ortamı derinleştirdi. Gerçekten de bazı hataların farkındaydı, MHP ile birleşmek dahil, her konuyu tartışmaya açık gördük onu. Hatta tartıştık da. Bazı arkadaşlarımız,bu olumlu havaya kendilerini kaptırarak, hemen BBP’ye geçtiler. Ben, MHP’nin önü kesilmek isteniyor, iddiaları uyandırmadan ve hem kendi politikalarıyla, hem de MHP’ye hâlâ küskün olan milliyetçi seçmenin oyunun alınabileceğini, hatta belki de, yapılacak ittifakla bile olsa mecliste iki millilyetçi partinin olmasının faydasına inancımı, hep belirttim. O toplantılardan birine katılmış olan, Sn. Tuğrul Türkeş’le görüşmemizde, o böyle bir yapılanmanın MHP’ye zarar vereceğini ve bunun içinde yer almayacağını düşünüyordu. Sonunda, ben ve birkaç arkadaşım, samimiyet testi yaparcasına, Sn. Yazıcıoğlu’na, önce lider dahil, isim, amblem ve tüzüğün değiştirilmesinin temel olduğunu söyledik, sonradan genel başkanlıktan ayrılması gerektiği fikrimizi, erteledik. Çünkü bu durum Muhsin Yazıcıoğlu Beyin, kalite ve kapasitesiyle ilgili değildi, hangi gerekçe ile olursa olsun, maya tutmamıştı ve bir yeniliğe ihtiyaç vardı. Sonuç vermeyeceğinden emin bir şekilde bunları tekrarladık. Emindik çünkü, onun da etrafında tam aksini söyleyenler vardı. Bütün bunlara rağmen, bir çok değerli ve temayüz etmiş arkadaşımız, orayı tercih etti. Şahsen ben çok ısrar edilmesine rağmen onlara katılmayı doğru bulmadım, çünkü, bu yapı netice alacak bir gelecek tasarısı içermiyordu. Bir çok tartışmalar oldu, gelişmeler yaşandı ve Türkiye seçime doğru gitti. Bir de baktık ki, partisinden istifa etmiş Mesut Yılmaz ve gayrimeşru bir parti durumuna gelmiş olan DTP’liler ve her türlü gayrimilliliği sergileyen Baskın Oran’la birlikte, Muhsin Yazıcıoğlu da bağımsız aday. Diyebilirsiniz ki, ne var bunda, onun meclise girmesi faydalı olmaz mı? Faydalı olması mümkün olsa bile, bu fayda AKP ile aynı noktada buluşarak nasıl olacak, zaten onun gibi 340 tane milletvekilleri var AKP’nin. Onlara bir ilave yapılarak hangi milliyetçilik hizmeti verilebilir acaba. En önemlisi, sana güvenerek kafalarındaki şartları erteleyerek BBP’ye iltihak edenleri, sanki kendileri istese olamazlarmış gibi, bağımsız aday olmaya zorluyorsun. Olanlar kaç oy aldı acaba. Başka partilerdeki gemi batarken terk eden fareleri biliyoruz da, bir kaptan, gemisi yol alırken, daha güvenli diye ben şununla yola devam edeyim, siz bu dönemi atlatın, ben zaten döneceğim gibi bir mantıkla, gemisini terk eder mi? Partisi varken ve çok iddialı konuşmalar yapmışken, buradan hayır yok ben bağımsız olarak nasılsa garantideyim, bir takım çevreler de bana destek olacak anlayışıyla, herkesi yüzüstü bırakıp, yıllardır çile çekerek BBP’yi omuzlayan arkadaşlarını kaderlerine terk ederek, nereye. Madem ki gittin, niye döndün ki? Bunun hiç benzeri var mı, geride bekleyenler şimdi BBP’den hangi geleceği bekliyecekler dersiniz? Bu iş hiç mi hiç olmadı.

Yazarın Diğer Yazıları