Kevgir operasyonu

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Adıyla da tepki gören “Ergenekon” soruşturması kapsamında “en iyi köstebek kim” yarışı başlamış gibi. Devletin kurum ve kurallarını delik deşen edenlerin yarattığı kirlilik tartışılıyor

Hıncal Uluç, sızdırma bilgilere dayanarak manşet atan gazetesini eleştirmeye devam ediyor. Önceki gün çalıştığı kuruma “gazetecilik dersi” veren Uluç, dün de Sabah’ı “iktidar sözcüsü” ilan etti:
Sabah sadece Sabah’ı okur, gelir yazılarımı yazarım. Öbür gazeteleri öğleden sonra okurum.
“Kaynağı belirsiz bir iddia” ya dayandığı için haber değeri taşımayan manşetimizi eleştirmiştim.. Öğleden sonra baktım, haber başka gazetelerde de var. Bu başkaların hepsi AKP’nin gayriresmi sözcüsü gibi yayınlanıyor.
Hele de bunlarla ayni paralelde olmak, Sabah’ı bitirir.
Eğer AKP sözcüsü değilsek, öyle görünmekten de fena halde kaçınmalıyız, özellikle birinci sayfa düzenlemelerimizde.. Hele de rakiplerimiz üzerimize tankla, tüfekle gelir, pireyi bile deve yaparken..
Star, Bugün, Yeni Şafak’a baktım.. Haberler ayni kaynaktan gelmişçesine eş..
Şimdi Ergenekon Savcısı Sayın Zekeriya Öz’ün şu sorunun yanıtını kamuoyuna açıklaması lazım..
“Bu haber, makamınızdan mı sızdırıldı?.”
Haber içeriği bir savcılık iddianamesi gibi çünkü..
Bunun hemen açığa çıkması gerek. Eğer bir sızdırma varsa, bu savcının hükümet kontrolünde olduğu iddialarını destekler çünkü..
Haberi kim sızdırdı?.. Niyeti nedir?..
Sızma yoksa, belli bir noktadan telkin mi edildi?..
Bu sorunun yanıtı da Ergenekon savcısını yakından ilgilendiriyor. Çünkü bu tür yayınlar aslında yasak.. Ön soruşturma devam ediyor çünkü.. Sayın savcının bu konudaki düşüncesini de kamuoyuna açıklaması gerek.
Hıncal Uluç / Sabah

+++++

Recep’in tavuğu

Tesadüf işte...
Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının çalıştığı şirket tarafından satın alınan Sabah gazetesi, yazıyor...
7 Temmuz kaos planı.
Buhran ortamı yaratılacaktı.
Kalkışma başlatılacaktı.
İzinsiz mitingler yapılacaktı.
Polisle çatışmaya girişilecekti.
Halka ateş açılacaktı.
30 tetikçi suikastlar yapacaktı.
Tetikçi, albayla bağlantılı...
Bombacı, generalin ekibinde...
Sinan Aygün aktif rol aldı.
Yüksek Askeri Şûra ertelenecekti.
Darbe için düğmeye basılacaktı.
H  H
Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının çalıştığı şirket tarafından satın alınan Sabah Gazetesi’nin bunları yazdığı gün, kadere bakın ki, Sabah logosunun üzerinde dokuz sütuna şu reklam var:
 “Recep’in tavuğu diyo ki...”
H  H
E inanmak lazım.
Folluktan bildiriyor çünkü.
Yılmaz Özdil / Hürriyet

+++++

Yine ‘dinleme’ olayı

EMEKLİ Orgeneral Hurşit Tolon, gözaltına alınmadan önce, kapıda polis ve askerler beklerken CHP Milletvekili ve avukat Şahin Mengü’yü aramış.
Mengü ile Tolon arasında geçen görüşmenin nasıl cereyan ettiği de gazetelere yansıdı.
Tolon’un, Mengü’yü aramasında bir gariplik yok. Öyle bir durumda tanıdığınız bir avukatı aramanızdan daha doğal ne olabilir?
Gariplik, bu konuşmanın basına dağıtılmış olmasında.
Telefon dinlemesi ile ilgili yasa, uyulması gereken kuralları da tanımlıyor.
Ve bu kayıtların gizli kalmasını (en azından dava dosyasına girene kadar) emrediyor.
Savcılık, bu konuşmayı sızdıranlar ile ilgili nasıl bir soruşturma yaptı, gazetelere yansıyan bir haber olmadığı için bilemiyoruz.
Ama bir avukat ile müvekkilinin konuşmasını kayda alıp, dağıtmanın suç olduğunu biliyoruz.
Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet

+++++

Başbakan’a öneri

Başbakan Erdoğan da “haber kirlenmesine” dikkat çekti. “Kaynağı ve dayanağı olmayan haberlere itibar edilmemesini”  söyledi.
Askerin, polisin ve yargının yıpratılması amaçlı yayınlara karşı uyardı.
Sadece  “kaynağı, dayanağı belli olmayan haberlerin, hangi yayın organlarında yer aldığının Başbakan’a, basın danışmanları tarafından sunulmasında yarar var”  önerisiyle yetiniyorum.
Güneri Cıvaoğlu / Milliyet

+++++

Ey gaziler nasılsınız?

Şemdinli sanığı olarak yakalanan astsubay hakkında Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt “Tanırım iyi çocuktur” demişti. Gözaltına alınan Erguygur ve Tolon paşalara o kadarcık bile destek gelmedi... Genelkurmay yargıya saygılı davranma özeni göstermeliydi. Ama hani, yurt sathına yayılmış yüzlerce emekli subay ve gazi derneklerinden iki emekli generale bir küçücük destek gelemez miydi? TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Sinan Aygün’e sahip çıktığı kadar bir sahiplenme hiç değilse... Esir alınmış gibi gözaltına götürülüş biçimleri hakkında birkaç söz... Söylenemez miydi? Bülent Arınç’ın son gözaltılar hakkındaki “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” hünkürmesine bir küçücük cevap verme gücü de mi  bulamadınız ey gaziler? 
Melih Aşık/ Milliyet

+++++

HUKUK DEVLETİ
İşine gelmedi

Hemen her kesimin uygulanış şekline tepki gösterdiği gözaltı ve tutuklamaları “savcı gereğini yapıyor” diye savunan Mehmet Altan, iş kardeşinin gazetesine gelince “orman yasalarının geçerli olduğu bir dağ başında yaşıyormuş”  hissine kapıldığını yazdı.
Altan ’üniter devlet’, ’AB tavizlerine hayır’ gibi paydalarda buluşan insanlara sorgusuz sualsiz kelepçe takılmasına  “hukuk” derken, Taraf’a yollanan yazılı talebi “baskın planı” olarak nitelendirdi.

+++++

Liberal cüceler

Soğuk Savaş döneminin bitmesiyle birlikte Türkiye’ye yeni bir misyon verildi: Irak.. İran... Kıbrıs... Ilımlı İslam... Kürt sorunu...
TSK yeni dünya düzenine uygun bir yapılanma değil. Bertaraf edilirse kurucu ideolojinin sarsılmaz kalesi yıkılacak. Meseleyi Türkiye’nin iç sorunu olarak görenler hata yaparlar. Pek çok liberal meseleyi oraya çekmek istiyor. Güya darbe olacak da, amaç darbeyi önlemekmiş..  Sinan Aygün mü darbe yapacak? Kim inanır buna? Bakmayın siz o demokrat geçinen liberallere... Asıl istedikleri Türkiye’yi bataklığa sürüklemek ve savaşın içine sokmak. Bütün bunu da ne uğruna yapıyorlar? Tek amaçları yalıda oturmak, televizyonda program yapmak, yabancı ülkelerden burs alıp seminerlere davet edilmek, sefaretlerde ağırlanmak mı? Yani dertleri kabul görmek mi?Yazık kendine aydın Türk liberallerine...
Liberaller cücedir.  
Oray Eğin / Akşam

+++++

Ya Aygün
köstebek!
Ya Çiçek darbeci!
 

Hayatının her saniyesi sahnede olan ATO Başkanı Sinan Aygün’ü de “20 defa yakalanmış, 20 defa bir yolunu bulup kaçmış cani” muamelesiyle evinden aldılar. Oysa Sinan Aygün, Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olan Cemil Çicek’in çok yakın arkadaşı... Çiçek, her Cuma günü ATO binasına geliyor. Aygün ile yemek yiyor, konuşuyorlar. Aygun’ün mescidi var. Çiçek ile Aygün iki arkadaş, iki dindaş, iki namazdaş olarak cuma namazı kılıyorlar. Şimdi böyle bir adamı “polis paketlemesiyle”  ve “darbeci-Ergenekoncu-Kemalist” iddiasıyla gözaltına alıyorsun.
Aygün, bu haliyle ve Çiçek’le olan arkadaşlığıyla olsa olsa  “darbecilerin arasına sokulmuş bir köstebek” olabilir. Bakan Çiçek de belki  “2003 yılında zihninden darbe düşüncesi geçirip fakat bunu başaramayan darbecilerin kurduğu iddia edilen örgütün üyesi” çıkabilir.
Nedir bu iki insan?
Sızdırma bilgiler alan ve “Türkiye’nin manevi başbakanı havasına” giren  “derin gazeteci-yazar” arkadaşlar var. Onlar bilir. Savcılardan sızdırma bilgi alıyorlar, her hafta savcıyla yemek yiyorlar, Başbakan uçağına sık sık biniyorlar. Aygün köstebek midir? Çiçek darbeci midir?
Derin gazeteci arkadaşlar!  “Halkın bilgilenme hakkını”  kullanmasına omuz verin de demokratlığınızdan biz de nasiplenelim.
Necati Doğru / Vatan

+++++

Sarızeybek’in iddiaları
Ömürlerini terörist avıyla geçirmiş insanların ekranlardan “biz vatan haini değiliz” diye haykırmak zorunda bırakılması ne acı...

Emekli Kıdemli Albay Erdal Sarızeybek anlatıyor:  “Zekeriya Öz’le görüşürken odaya giren badem bıyıklı başka bir savcı bana ’Sizi general yapacaklarmış, yapmamışlar’diyerek manevi baskıda bulundu ve bugün gözaltındaki kişiler aleyhine ifade vermemi istedi. Bu soruşturmayı yürüten savcılar tarafsızlıklarını yitirmiştir. Haklarında hemen soruşturma açılmalı ve görevden alınmalıdır.”  Ergenekon soruşturmasını 13 aydır sürdüren ve hâlâ iddianamesi bile ortada olmayan Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, kendisine tekrar güvenebilmemiz için bu iddiaları yanıtlamak zorunda...
Mustafa Mutlu / Vatan

+++++

MİNİ YORUM

Hani unutulmamışlardı?

A.İhsan Karahasanoğlu, gözaltıların ertesinde Vakit’te  “hukukçu”  kimliğine güvenerek, gerine gerine, “1 yıldır tutuklularsa nolmuş... Yasa şöyle... Yasa böyle..” diyordu. İddiası oydu ki “hukuk bu insanları unutmamıştı”. Çetenin finansörü olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp, hastane parasını ödeyemeyecek halde olması ayrı bir vehamet olan Kuddusi Okkır’ın, -Allah’tan ümit kesilmez ama- görünen o ki ’son günleri’ndeki fotoğraflarında, Ergenekon zanlılarının hatırlandığına veya umursandığına dair en ufak bir iz göremedim. Karahasanoğlu da bu fotoğraflara bir kere daha bakmalı Bu milletin bir de yazılı olmayan yasası/töresi vardır. O törede devlet erkini elinde bulunduran,  “gürbüz milletimi hastalıklı kıldım”  demez.
ST

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları