“Keyifler tayyip”

Altemur KILIÇ

Rahmetli İlhan Selçuk sormuştu ölmeden önce, “Keyifler tayyip mi, Recep Bey” diye... Bugünlerde, Sayın Erdoğan’ın keyfi “tayyip” lügat karşılığıyla, çok hoş... Nasıl olmasın? Türkiye’yi, yarısından bölmek pahasına, “EVET” zaferini kazandı. Böylelikle, seçimlerde nihai zaferinin de yolu açıldı... Yeni Anayasa, bu ivmeyle kendi amaçlarına uygun değiştirilirse ve “Başkanlık Sistemi” adı altında 2. Cumhuriyet veya Post-modern padişahlığının da yolu açılabileceği için, neden keyifli ve rahat olmasın!

Yeni imaj

Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde medya Genel Yayın Müdürlerinin, hemen hemen tümünü ayrım yapmadan topladı ve yeni yol haritasını, asıl yeni “imajını” sergiledi!  Doğru söylemek gerekir; bu “imaj” değişikliğinde halkla ilişkiler danışmanları başarılı olmuşlar; medyanın karşısında genellikle, gergin olmayan, öfke saçmayan, itidalli yumuşak konuşan ve sorulara kızmadan cevap veren, yeni bir Erdoğan vardı. Bazı ilkesel “ayrıntıları” hoş görürseniz... Ancak, şeytanlık da o ayrıntılarda... Fakat gene de, karamsar-kötümser olmayalım ve şeytanlıkların ortaya çıkmayacağını umut edelim.

Sonbahar havası  
Şu sırada Türkiye’nin, gerçekten “son”  da olsa bir “bahar havasına” beyaz sayfa açılmasına- muhalefet ve medya arasındaki olmazsa olmaz, demokratik ilişkilerin gergin olmamasına ihtiyaç var! Eğer yeni Anayasa, toplumsal, siyasal mutabakatla, konsensüsle geçecekse tatlandırılmış “hapla” yutturulmayacaksa, bu ortam zorunludur. Ancak en başta, karşılıklı “samimiyet” zorunludur... Ama ne yazık ki bu sırada bir de “sen daha samimisin-ben daha samimiyim” tartışması başladı!
Önce, ülkedeki gerginliğin, halkı yarısından bölmenin asıl sorumlularını tespit etmek gerekir. Öfkesine hâkim olamayan, sözlerinin ucunun nerelere varacağını kestirmeden konuşan ve havayı geren Erdoğan değil miydi? Rüzgâr ekti fırtına biçti. Erdoğan hatasını hakikaten anlamışsa ve gerçekten samimi olarak, üslup ve imaj değiştirecekse, bu iyi bir başlangıçtır! Ve muhalefetin de, mülahazat hanelerini açık bırakmak, aşırı iyimser olmamak şartıyla aynen mukabele etmesi, ülke çıkarları açısından yerinde olacak! 

Ayrıntılar 
Fakat Erdoğan’ın konuşmasında ve yanıtlarında, tartışma konusu olacak unsurlar var! Başbakan, Temmuz 2011’de yapılması planlanan seçimlerin, bir ay öne alınabileceğini ve yeni Anayasa konusunun,  ancak seçimlerden sonra Meclis’e gelebileceğini, söyledi... Oysa makul olan seçimlerin, yeni Anayasanın kabulünden sonra ve yeni Anayasanın ilkelerine göre yapılması. Aksi, yani seçimlerde umdukları AKP başarısından sonra yapılırsa, bu, yeni Anayasanın da “hap” gibi yutturulması sonucunu verecektir!

Silivri’deki gazeteciler  
Başbakan, bundan böyle medya ile ilişkilerindeki hatalarını tamir etmek, medyaya hoş görünmek istiyor ama Silivri’deki meslektaşlarımız konusundaki cevabı hiç de tatmin edici değil! “Ergenekon kapsamında” fahri veya yeni deyimiyle  “milli savcı”,taraf olduğunu teyit ediyor... Aylardır tutuklu olan meslektaşlarımız için,  “Onlar, gazetecilik faaliyetinden dolayı Silivri’de değiller ki” diye mugalâta yapıyor! O arkadaşlarımız neden oradalar öyleyse! Terörist oldukları için mi? Bunu da söylese!
Erdoğan demiş ki: “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında bütünleşelim. Anayasa’mızın cumhuriyet, bayrak, resmi dil, başkent gibi değiştirilemez ilkelerinde bir değişiklik düşüncesi yok. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ortak paydasında bütünleşelim diyoruz. Ben Türk’üm demekten rahatsız değilim. Türkiyeliyim ifadesini de kullandım ve bunun için yadırgandım” .
Mayınlı arazi; tabii bu vatanda yaşayan hepimiz, coğrafya olarak, “Türkiyeliyiz” , ama bu ülkeyi birleştiren temel unsur “Türküm” demektir! Amerikalılar, Fransızlar, vb. etnik kökenleri ne olursa olsun, coğrafi konumları itibariyle, tabii Amerikalı veya Fransalıdırlar ama üstüne basa basa, “Ben Amerikanım-Ben Fransızım”  derler ve resmi dilleri İngilizce veya Fransızcadır; bu anlayışla  “çokluktan”, “birlik” kurmuşlardır. Atatürk’ün değişmez ilkesi de böyledir! Bir TC Başbakanının, özellikle ve öncelikle “Ben Türküm”  demesi ve bütün vatandaşlardan da bunu istemesi gerekir. Yorum ve tereddütlere, açık vermeden!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş