Kıbrıs sorunu ve müzakereler

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Berlin’de, Friedrich Ebert Vakfı tarafından düzenlenen  “Kıbrıs Sorunu ve Doğrudan Müzakereler”  konulu konferansa Rum idaresinin sözcüsü Stefanu baş konuşmacı olarak katılmış, iyi de etmiş! Stefanu bilinen Rum (Kıbrıslılar) veya (Kıbrıs Halkı) görüşünü kendine öz heyecanı ile anlatmış. Haberi 11 Temmuz tarihli Rum basınından alıyoruz. Ertesi gün de Kıbrıs gazetesi habere geniş yer verdi. Ben bu haberi TV konuşmalarımda ele aldım fakat her ne ise,  “Uzlaşı Kahramanları”  ne KKTC’de ne de Türkiye’de konuyu önemsemediler ki, tek bir ses veya nefes işitemedik. Halbuki haber önemli çünkü Stefanu’yu dinleyip tarafsız Alman akademisyenler  “Rum tarafında uzlaşı niyeti göremedik”  sonucuna vardılar.
1968’den 2004’e kadar Kıbrıs sorununu Rum tarafı ile müzakere etmiş bir kişi olarak Alman Akademisyenlerin bu değerlendirmesini yürekten alkışladım çünkü Rum tarafında uzlaşı niyeti olsaydı, Kıbrıs meselesi çoktan halledilmiş olurdu. Rum liderliğinin uzlaşı niyeti olması için bir neden bırakmamış olan ABD-İngiltere-Sovyetler ve diğerleri Berlin’deki bu toplantı ile ilgili tutanakları inşallah alıp okurlar ve Rum liderlerine uzlaşma için bir neden bırakmadıklarını teslim ederek, 45 yıllık bu meseleye gerçekçi bir teşhis koyarak, eli kanlı, sicili kanla dolu Rum idaresini  “meşru Kıbrıs hükümeti”  olarak desteklemekten, Türkiye’ye bu darbeci, gaspçı Rum idaresini meşru hükümet olarak tanıması için baskı yapmaktan vazgeçerler!
Alman Radyo Kanalı Deutsche Welle’nin verdiği haberi şöyle:
Avrupa Akademisi Müdürü Prof. Ekart Stratensulte  “Stefanuyu dikkatle  dinledim.  Uzlaşı niyeti  olduğu izlenimi edinemedim. AB bunun (uzlaşı niyetinin yokluğu) üzerinde  durması gerekir. AB Kıbrıs’ı, Kıbrıs  sonuna çözüm bulunacağı beklentisiyle  üye kabul etti. Bu olmadı. Kıbrıs’a  yalınız AB’nin değil, Kıbrıs’ın da AB’ne karşı yerine getirilmesi gereken  yükümlülükleri vardır!”
Prof. Ekart, Rum-Yunan ikilisi  ile garantör İngiltere’nin AB’ne  “Kıbrıs’a üyelik önerilirse, Kıbrıs aday olursa Türk tarafı inattan vazgeçerek derhal AB üyesi olmak için uzlaşmak için motive edilmiş olacak; Rum tarafı Türklere eşit şartlarda birleşmeye hazırdır; zorluk çıkaran taraf Türk tarafıdır”  yalanını söylediklerini, fakat bu sözün Annan Planına HAYIR demek suretiyle tutulmadığını hatırlatmaktadır.
Stefanu’nun  “AB Kıbrıs’a karşı yükümlülüklerini yerine getirsin, Türkiye’ye, Kıbrıs’ı tanıması, limanlarını açması için baskı yapsın”  çağrısına  “Bilim ve Siyaset”  isimli Alman Vakfı’ndan Haindz Kramer şu cevabı veriyor:  “Affedersiniz ama AB tam da bunu yaptı ve yapıyor. Barrosso ve Olli Rehn’in Türk siyasilerle her görüşmelerinde Kıbrıs sorunu gündeme getiriliyor. Avrupalı siyasiler Türk tarafının EK protokolü uygulaması ve müzakerelere yapıcı katkı koyması gerektiğini vurguluyor”.
Kramer,  “Kıbrıs”  adına üyelik müracaatını yapanların, Kıbrıs’ın tümü adına konuşmak yetkisi olmadığını, bu müracaatın Kıbrıs’ın ortaklığa dayanan bağımsızlığını garanti eden antlaşmalardan kurtulmak için Kıbrıs’ta her cinayeti işlemiş olan Rum ortağın, siyasi maksatlı bir müracaatı olduğunu bilseydi, her halde, daha kesin bir şekilde Stefanu’ya  gereken cevabı verirdi. Bu gerçekleri bu akademisyenlere Almanya’daki Türk Kuruluşları rahatlıkla verebilirler.
Alman Akademisyenler Rum tarafında uzlaşı niyeti olabilmesi için Kilise ile EDEK ve DİKO gibi partilerin de uzlaşma yönünde ikna edilmesi gerekir sonucuna varmışlar. Bunun deveye hendek atlatma gibi imkansız bir şey olduğunu ve sorunun Yunanistan’dan kaynaklandığını, Stefanu, Orams davasında gündeme getirerek  “topraklarının iadesini”  istemiş olacak ki Akademisyenler  “eğer bunda ısrar edilirse ve Orams davası örnek olarak alınırsa, o zaman Talat-Hristofyas müzakerelerinde görüşülen her şey çöpe atılacak demektir. Mülkiyet meselesinin, her seferinde mülklerin yasal sahiplerine iade edilmesine Avrupa Mahkemesi karar verecek yaklaşımını duyduğumda bunun çözüm olmayacağını anladım”  diyorlar. İnşallah, bizimkiler de Rum tarafında uzlaşı niyeti olmadığını anlarlar da, uzlaşma mümkünmüş gibi boşuna taviz vermekten vazgeçerler.

Yazarın Diğer Yazıları