Kıbrıs Türklüğünü müdafaa zarureti

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Hürriyet’te Yılmaz Özdil yazmış; “Kıbrıs Türktür’e kefil olmam, ama Denktaş bizimdir.” “...görünen o ki Rum’un Türk’e ettiklerini unuttuğumuz gibi, Kıbrıs Türkü’nün Denktaş’a ettiklerini de unutmuşuz.
Statükocu dediler. Takoz dediler. Faşist dediler. Hatta, defol dediler. İstemiyorlardı onu.
Yatacak yeri yok, ona bu muameleyi reva gören vefasızların... Ama, onun ilelebet var.
Denktaş...
Anıtkabir’e defnedilsin.
En azından sembolik mozole öneriyorum. Çünkü, üç kuruş para’yı bağımsızlığa tercih eden zihniyet nedeniyle, Denktaş’ın defnedileceği yerin de Türk toprağı olarak kalacağı meçhul.”
Sayın Özdil; Denktaş için söylediklerinize amenna. Daha da devam edebilirdi, ona da amenna. Ama müsaade ederseniz, ikinci kısmına itirazım var.
Söze, “Kıbrıs Türk’ünün Denktaş’a ettiklerine” dair kefaletinize halel getiren şu tespitlerden başlayalım. Bunlar Kıbrıs Türküne ait olamaz. Rum’la, bilmem nereleriyle işbirliği yapan bir avuç bozguncu ve aldatılmışın oluşturduğu, dünya âlemce malum çete.  “Defol diyenlerin, istemeyenlerin” âlâsı da Türkiye’mizde.
Sayın Özdil, 1878’den 1960’a kadar İngiliz hakimiyetinde kalan Türklerin nasıl fakirleştirildiğini, eritildiğini biliyoruz. 82 yıl sonra, 1960-63 döneminde, kerhen devletle yeniden tanıştırılan Türklerin 3 yılın sonunda silahla sokağa nasıl atıldığını, arkasından 1974’e kadar katliama maruz bırakıldığını, dağlara, mağaralara sığındığını da acıyla hatırlıyoruz. 
İsterseniz bugüne doğru bir icmal yapalım: 
1878 -1960, devlette Türk yok, İngiliz’in eritici siyaseti var.
1953, Atina’da kurulan EOKA terör örgütünün 1955’te saldırıları başlamış.
1958, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmuş silahlı savunma başlamış.
1960, 1963 Kıbrıs Cumhuriyeti, ortaklık devleti kurulmuş.
1963, Makarios darbe yapıp Türkleri devletten dışlamış, kargaşa ve katliam başlatmış.
1967, Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi,1971, Kıbrıs Türk Yönetimi, 1974, Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi kurulmuş. Anayasa yapılmış.
15.7. 1974, Yunanistan hemen Enosis için darbe yapmış, Türkleri köylerini kuşatmış.
20.7.1974, tam bu sırada Türkiye’nin müdahalesiyle can güvenliği sağlanmış, Kıbrıs’ın %37’si kontrol altına alınmış.
Güneyden 65 bin Türk kuzeye gelmiş. Yer yurt yok, ayak ayak üstünde, büyük bir kargaşa başlamış. Türkiye’nin “Devlet üretme çiftliği” kurma projesi uğruna; bağlar, bahçeler, iş yerleri, tarlalar dağıtılmadan beklemeye alınmış. Geçim sıkıntısı, fakirlik, yanlışlıklar had safhada.
13.2. 1975, Türk Federe Devleti, 15.11.1983, bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuş.
17.11. 1983, BM Güvenlik Konseyi KKTC meşru değildir, tanınamaz kararı almış.
12.3. 1985, yapılan anayasa 5.5.1985’de referanduma sunulmuş, %70 oyla kabul edilmiş.
Bu deprem gibi çalkantılı kısa tablo, Kıbrıs Türkünün çok dirençli olduğunu göstermiyor mu? 
Sayın Özdil, bir başka tablo da şöyle:
1967- 2005, Denktaş, 2005, M. Ali Talat, 2010, Derviş Eroğlu cumhurbaşkanı,
1967- 1993, Türklük bilinci yüksek olan Derviş Eroğlu ve 1993’te Hakkı Atun, başbakan, 2003, M. Ali Talat, 2005, Derviş Eroğlu tekrar başbakan olmuş.
Türkiye adadan gitsin, biz Kıbrıslılar anlaşarak birlikte yaşarız diyen Talat’ın, ilk defa başbakan ve cumhurbaşkanı yapılmasının hikayesi çok anlamlı. Türkü, hileyle, beyin yıkamayla 3 yıl aldatabildiler. Türk çabuk uyandı, Eroğlu’nu başbakan ve cumhurbaşkanı yaptı.
Bu iki tablo Kıbrıs Türküne hayranlık duymamız için yeterli değil mi?
Eğer Türkler dirençli olmasaydı: Adada Türklükten eser kalır mıydı? Hem de yedi düvele, işbirlikçilerine ve Rum vahşetine rağmen. Bugün bir Denktaş, bir Türk Devleti, dalgalanan ay-yıldızlı bir Türk bayrağı var. Yetmez mi?
Kıbrıs Türk’türe, ben kefilim. Gelin siz de olun.
Not: Rahmetli Denktaş Anısına 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, TÜRKSAM, Milli Düşünce Merkezi, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Karadeniz Araştırmaları Merkezi, 2023 Dergisi, Turan Dergisi’nin oluşturduğu Düşünce Kuruluşları ve Yayınları Birliği (DÜŞ-KUR) tarafından 21 Ocak 2012’de Saat 14.00’de Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 100 Yıl Toplantı Salonunda, bir panel düzenlenmiştir.
Yönetici Prof. Dr. Ümit Özdağ, Panelistler: Prof. Dr. Mümtaz Soysal, (E. Dışişleri Bakanı), Sadi Somuncuoğlu, (E. Devlet Bakanı), Gözde Kılıç Yaşin, Prof. Dr. Hasan Ünal.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları