Kıbrıs ve Türkiye'deki seçim

Hüseyin Macit YUSUF

Kamuoyu yoklamalarına bakıldığında, Türkiye'de 1 Kasım Pazar günü gerçekleşecek olan Milletvekili Genel seçimlerinden tek bir partinin iktidar olması beklenmemekte ve ülkenin koalisyonlarla yönetileceği sonucunu görmek mümkündür. Sürpriz olur mu? Bilmem ancak, koalisyonlardan da korkmamak gerekmektedir. Dünyada koalisyonlarla idare edilmekte olan ekonomik, sosyal ve siyasi istikrarın sağlandığı birçok ülke vardır. Türkiye'nin koalisyonla yönetilmesinden korkulmamalıdır. Güçlü ve ahenkli çalışabilecek bir koalisyon hükümeti Türkiye'yi hedeflerinden saptırmayacaktır. Kıbrıs Türkleri her zaman Türkiye'de istikrarın korunmasından ve gelişmesinden yana olmuştur. Zayıf bir Türkiye, Kıbrıs'ta sürdürülmekte olan müzakerelerde Türk tezlerinin ve pazarlık kabiliyetimizin de zayıflamasına neden olacaktır. Türkiye'de millî Kıbrıs siyasetimizden sapmayacak, hiçbir şekilde ödün vermeyecek bir iktidarın göreve gelmesi en büyük arzumuzdur. 13 yıllık AKP iktidarı döneminde zaman zaman yüreğimiz ağzımıza gelmiş, neredeyse Kıbrıs'ı kaybedecek durumlara düştüğümüzü yakın tarihimiz yazmaktadır. Annan Planı'nın ortaya konması sürecinde yaşananlar hatıralarımızda tazedir. Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tüm uyarılarına rağmen yüz yıllık Kıbrıs siyaseti değiştirilmiş ve illa da katillerimizle ortak bir devlet kurmamız bize dikte edilmiştir. AB ve ABD emperyalistlerinin ev ev dolaşıp Kıbrıs Türküne olmayacak vaatler yaparak referandumda evet demeleri için telkinlerde bulunması ve AKP milletvekillerinin de aynı doğrultuda çalışmalarda bulunmaları unutulmamıştır. Rahmetli Denktaş'ın ve mukavemetçi Kıbrıs Türkünün tüm çabalarına rağmen binbir baskı ile Annan Planı Türk tarafınca maalesef onaylanmıştır. Allah'tan Rum tarafı Plan'a hayır demiş ve Kıbrıs Türkü mutlak bir yok oluştan kurtulabilmiştir. Annan Planı'na Rum tarafı da evet demiş olsaydı şu anda KKTC'den bahsetmek mümkün olamayacak, Türk askeri Kıbrıs'tan çıkmış olacak ve Türkiye'den adaya giden birçok kardeşimiz geri dönmek zorunda kalacaktı. Şu anda sürdürülmekte olan müzakereler sonucunda aynı senaryo çerçevesinde bir planın bir kez daha önümüze konmaması için Türkiye'de millî Kıbrıs siyasetimize sahip çıkacak bir hükümetin görevde olması  şarttır.

Yeni tuzaklar hazırlanıyor

Emperyalist sömürgeciler ve Rum-Yunan ikilisi, 1 Kasım seçim sonuçlarına göre harekete geçmek üzere, adayı Yunan yapmak adına, hazırlıklar içerisindedir. Türkiye'de olası bir istikrarsızlık millî davamıza büyük zarar verebilecektir. Son dönemde BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi 5 ülke nezdinde Rum-Yunan ikilisinin sinsice görüşmeler yaptığı ve Kıbrıs Türküne yeni tuzakların hazırlandığı bilinmektedir. Avrupa Birliği üyeleri Kıbrıs Rum kesiminden yana tavır aldığını ve alacağını çoktan belli etmiştir. Olası bir anlaşmanın sözde AB normlarına uyması adına federal çözüm modeli sulandırılmakta, özgürlükler öne çıkarılarak kalıcı derogasyonlar reddedilmekte ve Rum tarafının şimdikinden daha güçlü çıkacağı bir çözüm için planlar yapılmaktadır. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusu Kıbrıs ile ilişkilendirilerek, adeta Kıbrıs'ta vereceği ödüne bağlanmıştır. Türkiye, Kıbrıs'tan ödün vermediği sürece AB'ye tam üye yapılmayacak, müzakere başlıklarının açılması Rum vetosundan kurtulamayacaktır. Önceki gün ilk yurt dışı resmi ziyareti için Ada'ya gelen Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocas, adaya ayak basar basmaz yaptığı ilk açıklamada Garantiler sisteminin kaldırılması gerektiği şeklindeki görüşünü bir kez daha yinelemiş ve bunun, uluslararası unsur ile yapılan görüşmelerdeki temel konu olduğunu belirtmiştir. Kocas, "Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs vatandaşının haklarından maksimum düzeyde yararlanması, Kıbrıslı Rumların, ayrıca Ada'daki tüm azınlıkların kendilerini güvenli hissetmesi ve sözde işgal ordularının çekilmesi gerektiğini" savunmuştur. Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis ise yaptığı bir açıklamada Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin ancak Kıbrıs sorununun çözümüyle mümkün olabileceğini bir kez daha iddia etmiştir. Hristodulidis, Türkiye'nin AB katılım müzakerelerine devam edebilmesi için, AB üyesi bir devlet olan sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin onayına ihtiyaç duyduğunu iddia ederek "Türkiye, ya Kıbrıs sorununu çözmeye karar verecek, ya da AB hedefinde bedel ödeyecek" şeklinde konuşmuştur. Rum-Yunan ikilisinin malum uzlaşmaz tutumu devam ederken, önümüzdeki süreçte emperyalist Batı ile güç birliğine gideceğinden hiç kuşkumuz olmamalıdır. Bu nedenle Kıbrıs'taki haklarımızın ve Anavatan Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki tüm haklarının korunması için güçlü ve kararlı, emperyalizmin istek ve taleplerine geçit vermeyecek millî olgulara sahip bir hükümete ihtiyaç vardır. Dış siyasette daha güçlü ve başarılı bir yönetime her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Pazar günü Büyük Türk Milleti hem kendi geleceğini hem de Kıbrıs Türkünün geleceğini oylayacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş