Kıbrıs’ta ‘adil ve gerçekçi çözüm’ masalı

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Yetkili makamların birçok platformda yaptıkları açıklamalarında Kıbrıs’ta adil ve gerçekçi bir çözümün ancak iki tarafın serbest iradesi ve müzakereler yoluyla sağlanabileceği vurgulanmaktadır. Geçen süreçte iki tarafın serbest iradesinin birbiriyle tamamen zıt olduğu ve herhangi bir şekilde çözüme ulaşmanın mümkün olamadığı anlaşılmıştır. Elli yıla yaklaşan müzakere sürecinde ortaya çıkan tablo, tarafların anlaşmalarının mümkün olamayacağı yönündedir. Biz Kıbrıs Türklerine göre adil ve gerçekçi çözüm ile Rumların bu konuya yaklaşımları arasında derin uçurum vardır. Ruma göre adil ve gerçekçi çözüm adanın tamamen Yunan yapılması için gerekli tüm koşulların buna göre şekillendirilmesidir. Çözümle ortaya çıkacak durum muhakkak ve muhakkak Enosis’e giden yolu tıkamayacaktır. Çözüm Megali İdea ülküsüne ters düşmeyecektir. Rum tarafının adil ve gerçekçi dediği çözüm Kıbrıs Türkünün adada yok olmasını öngörmektedir. Ruma göre en iyi Türk ölü Türktür. Bırakınız iç içe yaşamayı Rum tarafı adada biz Kıbrıs Türkleri ile yan yana yaşamayı dahi içine sindirememektedir. Annan Planı’na ve daha önceki birçok plana bu nedenle Rum tarafı karşı çıkmıştır. Eli kanlı Papaz Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmasına ortaklık Cumhuriyeti’nin Enosis’e giden yolu tıkamayacağına ikna olduktan sonra imza koymuştur. Katil Makarios Cumhuriyet’in kuruluşunu İngiliz İdaresinden bir kurtuluş yolu olarak görmüştür.Yunanistan Dışişleri Bakanı Averof bu ara formül sayesinde Enosis’in önünün açık kalacağı konusunda Makarios’u ikna etmiştir. Makarios İngiliz’den kurtulduktan sonra, daha aradan üç yıl gibi kısa bir zaman geçmesine rağmen, Akritas Planı’nı devreye sokarak Enosis’i gerçekleştirmeye yeltenmiştir. Kıbrıs Türkü Garantör Anavatan Türkiye’nin devreye girmesi ile mutlak bir soykırımdan kurtulmuştur. Rumun nihai hedefi bugün değişmiş midir? Değişmemiştir. Rum tarafı AB’ye üye olarak AB çatısı altında Yunanistan’la birleşmiş ise de, bu onlara kafi gelmemiştir. Adanın tümü Yunan olmadıkça Rum-Yunan ikilisi rahat durmayacaktır. Adanın tümünün Yunan olması mümkün müdür? Değildir tabii ki. Anavatan Türkiye ve mukavemetçi Kıbrıs Türkü var oldukça bu mümkün olmayacaktır.
Rum-Yunan ikilisi Türk tarafıyla müzakere eder gibi görünerek nihai hedefi gerçekleştirecekleri en uygun zamanı kollamaktadır. Bu nedenle müzakereleri uzattıkça uzatmakta, müzakerelerin bir takvime bağlanmasına karşı çıkmaktadırlar. Ekim ayında New York, Long Island-Greentree’de gerçekleşen zirvede ‘oyunun sonuna’ gelinmiş midir? Ocak ayında gerçekleşecek zirveden de sonuç alınmaz ise müzakere sürecine son nokta konacak mıdır? Son nokta koymak yerine ‘uluslararası konferans’ adı altında Kıbrıs sorunu, yeni katılımcılarla-mesela AB’nin de sürece katılımıyla, içinden çıkılması daha da güçleşecek yeni bir yola mı sokulacaktır?Müzakerelere başka bir platformda devam mı edilecektir? Her ne yapılacaksa sürecin uzaması Rum-Yunan ikilisinin nihai hedeflerine ulaşması için onlara zaman kazandırmaya yöneliktir. Anavatan Türkiye AB’ye üye olma hedefi nedeniyle yürüttüğü müzakere sürecinin Kıbrıs sorunu nedeniyle kesintiye uğramamasına gayret ettikçe, elinde veto kartı bulunan Rum tarafı rahat hareket etmekte ve 75 milyonluk Türkiye’ye kafa tutabilmektedir.
Anavatan Türkiye’deki AKP hükümetinin son dönemde Kıbrıs sorunu konusunda daha gerçekçi siyaset yürüttüğünü gözlemlemekteyim. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın “Ne AB için Kıbrıs’tan, ne de Kıbrıs için AB’den vazgeçmeyiz” açıklaması memnuniyet vericidir. Benim gönlümde yatan, Bağış’ın veya AKP hükümetinin Kıbrıs konusunda daha kararlı olmalarıdır. Kıbrıs’ta AB’ye üyelik için ödün verilmeyeceği, Rumun maskarası olunmayacağı açıklanmalıdır. Kıbrıs için AB’den vazgeçilebileceği söylenebilmelidir. Kıbrıs’ı çöz, çözmezsen AB’ye giremezsin diyenlere diplomatik cevaplar yerine daha kesin ve somut tavır konulmalıdır.
Kıbrıs’ta adil, gerçekçi ve kalıcı çözüm ancak mevcut durumun uluslararası aktörler tarafından kabulüyle gerçekleşebilir. Adada iki ayrı halkın, iki ayrı devletin varlığı kabul edilmedikçe sorun çözülemeyecektir. Bu çözüm şeklinin bırakınız emperyal dünya aktörlerini, Rum-Yunan ikilisi tarafından desteklenmesi mümkün müdür? Enosis ve Megali İdea ülküsüne ters düştüğü için mümkün değildir.
Anlayacağınız Kıbrıs’ta adil ve gerçekçi çözüm yolu oldukça tıkalıdır. Haklının değil de güçlünün hüküm sürdüğü dünya düzeninde, düzene uymaktan başka çare yoktur. Anavatan Türkiye Kıbrıs konusunda haklıdır. Güçlü olduğumuzu söyleyen AKP hükümeti bunun gereklerini vakit kaybetmeden yerine getirmelidir. Kıbrıs davamızın kazanılması yolunda atılacak her adımın destekçisi olacağımızdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları