Kıbrıs’ta en kritik süreç başladı

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas arasındaki üçlü zirve planlandığı gibi 7 Temmuz’da Cenevre’de gerçekleştirildi.
Zirvede beklenildiği üzere müzakerelerin yoğunlaştırılarak devamına karar verildi. Müzakerelerin belirgin bir takvime bağlanmamış olması ve Ekim ayında New York’ta gerçekleşecek 4. zirveye ertelenmesi zamana oynayan Rum tarafının ekmeğine adeta bal sürmüştür.
Diplomatik kaynak ve basına yansıyan haberlere göre 7 Temmuz zirvesini şöyle özetlemek mümkündür:
1. İlk aşamada müzakereler Ekim ayı sonuna kadar devam edecek.
KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Hristo-fiyasko haftada iki gün bir araya gelerek bütün konuları müzakere edecek. Yoğunlaştırılmış müzakereler sonunda Genel Sekreter Güvenlik Konseyi’ne rapor sunacak.
2. Sunulacak rapor ardından ikinci aşamada uluslararası konferans toplanması gündeme gelebilecek.Uluslar arası konferans çağrılması, kaydedilecek ilerleme ve görüş birliklerine bağlı olacak.Görüş birlikleri saptanacak ve uluslar arası konferansta bütün ana başlıklar (görüş birliği sağlanmayacak olanlar) ele alınacak. Genel Sekreter’in söylediği üzere (görüş birlikleri ile) ‘nihai bir uluslar arası konferansın’ gerçekleştirilmesi yolu açılacak. Konferansın oluşumuna (katılımcıları) atıf yapılmadı.
3. Müzakerelerde BM köprü kurucu öneriler sunarak rolünü yükseltecek.BM Rum tarafının istediği gibi hakemlik yapamayacak.
4. Rum tarafı müzakerelerin zeminine ilişkin saptamadan memnun görünmektedir. Edinilen bilgilere göre Ban tarafından okunan açıklamanın, yemekte ortaya konulan ilk taslağında zemin meselesi belirsiz olarak nitelendiriliyordu. Hristo-fiyasko’nun, tek egemenliği ve tek uluslar arası temsiliyeti olan çözümün tarif edildiği 1251 (1999) sayılı karara atıfta bulunulması önerisine Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun tepki göstermesi üzerine ‘ilgili kararların tarif edildiği anlaşma parametrelerine’ ifadesi üzerinde uzlaşıldı .Diplomatik kaynaklar 1251 sayılı kararın, her şeyin masada olduğu fikrini gündeme getiren 1250 sayılı kararla aynı gün alındığına dikkat çekiyor.
5- Kıbrıs Rum tarafı Talat döneminde var olan ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun olumsuz tavır sergilemediği görüş birliklerine ilişkin taahhütler konusunu ortaya koydu.
6- Taraflar birbirlerine sorumluluk yüklememeye özen gösterme konusunda mutabakata vardılar.
7- Türk tarafı Ekim ayına kadar sürdürülmesi kararlaştırılan müzakerelerde bütün başlıkların ve hatta toprak konusunu dahi görüşmeye hazır olduğu konusunda açılımda bulundu.
8- Oluşturulacak federal yapıda Türk ve Rum yapısı nüfus ve mülkiyet çoğunluğuna sahip olacaktır.
Bana göre Cenevre’de bir arpa boyu yol dahi alınmamış; havanda su dövülmüştür. Sonuç alınamayacağını anlayan taraflar bundan böyle büyük bir taktik ve strateji savaşı içerine girecek ve uluslararası toplumun sempatisini ve desteğini kazanmaya çalışacaktır. Bu zorlu süreçte emperyalist destekli Rum-Yunan ikilisinin kirli oyunlarına karşı gerekli önlemlerin alınması önem arzedecektir. Diplomatik kanallarımızı ve imkanlarımızı, Rum-Yunan propaganda mekanizmasının ve lobisinin hedeflerini bertaraf etme hedefinde yoğunlaştırmamız şarttır. Bu konuda becerikli ve başarılı olmak zarureti vardır. Anavatan Türkiye’deki AKP iktidarının bu kritik dönemde dik durması, 2004’teki gibi bir adım önde gideceğim -Kıbrıs sorununu çözeceğim- diyerek Milli Kıbrıs davamıza zarar veren plan ve girişimleri desteklememesi gereklidir; yoksa halimiz dumandır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları