Kıbrıs'ta "hainlere" gereken ders verilmeli

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Türkiye'nin milyonlarca dolar harcadığı 'Asrın Projesi' olarak nitelendirilen projeyle KKTC'ye ulaştırdığı suyu kimin yöneteceği ve işleteceği konusundaki anlaşmazlık oldukça çirkin tartışmalara neden olmaktadır.

KKTC'deki koalisyon hükümetinin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG), Türkiye-KKTC arasında önceden imzalanmış olan protokole uymaması ve CTP-BG Parti Meclisi'nde, imzalara uymama yönünde karar üretmeye yeltenmesi kabul edilemez bir durumdur. CTP-BG -Ulusal Birlik Partisi (UBP) koalisyon hükümetinin ana hedefi KKTC'de mevcut bozuk düzeni süratli bir şekilde düzeltmek, ülke ekonomisindeki tıkanıklıkları gidermek ve kısaca KKTC'nin çağdaş standartlarda gelişmesini sağlamakken, maalesef aylardır su konusundaki tartışmalar gündeme oturmuştur.

***

Koalisyon'un CTP-BG kanadının Türkiye ile ilgili siyaseti bellidir. CTP-BG içerisinde bir kısım kendini bilmez, Türkiye'yi Kıbrıs'ta işgalci olarak görmekte, Türk askerinin geri gitmesini, adaya Türkiye'den gelip yerleşenlerin geri dönmelerini talep eden, bana göre 'haince' bir inanışın, siyasetin zavallı temsilcilerdir. Bunlar genelde 'Rum ağzı' ile konuşmakta ve Kıbrıs Türkünün aslında bir Rum Cumhuriyeti olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yamalanması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bunlar KKTC'ye inanmayan çevrelerdir. Bunların içerisindeki bir kısım gözü dönmüş fanatik, Türkiye'yi düşman olarak görmekte ve Türkiye'ye düşmanca tavır içerisinde olan PKK, Hrisi Avgi gibi terörist ve radikal örgütlerle de iş birliği yapmaktadır.

***

Asrın Projesi çerçevesinde adaya getirilen suyun kim tarafından ve nasıl yönetileceği/işletileceği konusunu fırsat bilen bu nankör hainler mensubu bulundukları CTP-BG içerisinde kazan kaldırmış vaziyettedirler. CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın ve Başbakan Ömer Kalyoncu'nun krizi doğru dürüst yönetemedikleri ortadadır. Su konusunda ortaya çıkan istenmeyen bu durum karşısında koalisyon hükümetinin de sallantıda olduğu, koalisyon ortağı iki partinin üst düzey yetkililerinin toplantı üstüne toplantı yaparak hükümetin geleceğini tartıştıkları haberleri gelmektedir. CTP-BG Genel Başkanı Talat'ın suyun yönetimi/işletilmesi konusunu referanduma götürme önerisi de doğru bir yaklaşım değildir. Olası bir referandumda su meselesi üzerinden yürütülecek kampanyalarla Türkiye'ye karşı hali hazırda yapılan haksız saldırıların daha da azması ve çirkinleşmesinin doğuracağı ortam kimsenin yararına olmayacaktır.

***

Bu arada ortaya çıkan krizi Türkiye'deki bazı makamların da yanlış yönettiğini söylemek mümkündür. Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'in olumlu tüm gayretlerine rağmen AKP içerisinde, suyun yönetimi konusuna müdahil bazı çevrelerin çirkin tezgâhlar peşinde oldukları haberleri kulaktan kulağa yayılmaktadır. Geçtiğimiz hafta Ankara'ya giden KKTC heyetindeki Bakanların, Türkiye tarafında müsteşar yardımcıları ile muhatap edilmeleri ne kadar doğrudur? Suyun yönetimi ve işletilmesi için açılacak ihaleden nemalanmayı uman AKP'ye yakın bazı iş adamlarının KKTC'li siyasilere ve makamlara karşı telkinlerde bulunmaları ve adeta savaş açmaları oldukça çirkindir.

Hem KKTC hem de Türkiye kanadındaki 'çirkinliklere ve rezilliklere' vakit geçirmeden son verilmelidir. Kıbrıs Türkü Anavatan'ına bağlıdır ve Anadolu insanı da her zaman, her şartta Kıbrıs Türkünün yanında olmuş ve olacaktır. Herkes aklını başına alsın ve sorumluluk çerçevesinde hareket etsin; yoksa yanlış yolda olanlara Mukavemetçi Kıbrıs Türkü dersini çok güzel vermesini bilir!!!

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları