Kıbrıs'ta hata sonumuz olur

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

12 Ocak'ta Cenevre'de toplanan 5'li Konferans sonrasında Kıbrıs sorununa çözüm bulma arayışları bir kez daha Kıbrıs'a taşındı. İki lider sorunun çözümü için Kıbrıs'ta müzakerelere devam etmektedir. Bu nafile sürecin daha ne kadar devam edeceğini merak etmekteyim. Yıllardır hiçbir takvime bağlanmadan süren görüşmelerden sonuç alınmamıştır. 5'li Konferans'tan sonra güya ortaya bir takvim çıkmış, teknokratların 18 Ocak'ta başlayan çalışmalarından da bir sonuç alınamayınca 5'li Konferans'ın yeniden toplanması mümkün olamamıştır. Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias'ın 12 Ocak'ta toplanan Konferans'taki olumsuz tavrı anlaşma olmayacağını birkez daha gösterdi. Bana göre müzakere süreci topyekun çökmüştür. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide'nin garantör 3 ülke arasında başlattığı mekik diplomasisinin bir sonucu olmayacaktır.Tarafların tezleri arasındaki uçurumun kapanması,anlaşmazlık olan  konularda uzlaşılması mümkün değildir. Zaten uzlaşı ve anlaşma olasılığı olmadığı da taraflarca çeşitli vesilelerle açıklanmaktıdır. Yunanistan Başbakanı Çipras "Bugün Kıbrıs sorununun çözümü için zemin yoktur" diye açıklamada bulunmuştur. Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakanı Tuğrul Türkeş Yunanistan'ın çözümü istemediğini ve bu sebeple 'sudan bahaneler yarattığını' belirtmişttir.

Kıbrıs sorununa teşhis koymadığınız müddetçe bu sorunun çözümü mümkün olamayacaktır.

Bir tarafta, adanın tamamını Yunan gören, Kıbrıs'ın tek sahipleri olarak kendilerini kabul eden, devlet de biziz, hükümette biziz diye hareket eden Kıbrıs Türklerini azınlık olarak gören ve onlarla paylaşacakları hiç bir şey olmadığına inanan Rumlar, diğer tarafta da 1963'ten beri bu kokuşmuş zihniyetteki Rum liderliğini adanın tek meşru idaresi olarak gören uluslararası aktörler sorunun çözümü önündeki en büyük engeldir. Rum bir anlaşma halinde Türk tarafından gespettiği tüm hakları iade etmek ve adanın idaresini eşit ortak Türklerle paylaşmak zorunda kalacaktır. Bunu bilen Rum idaresi bu nedenle Türklerle anlaşma yapmak ihtiyacını duymamaktadır.

Makarios'un 1960 Anlaşmaları'nın Enosis'i engelleyen maddelerinden, garantilerinden kurtulmak için silaha sarıldığı, adayı cehenneme çevirdiği unutulmamalıdır.

Yanlış hesap yapılmasın

Müzakereleri yürütmekte olan Kıbrıs Türk heyetinin Rum tarafının nihai hedeflerinin bilincinde hareket etmesi, taktiksel ve stratejik hatalar yapmaması gerekirken ne yazık ki vahim hatalar yapılmaktadır. Masada daha uzlaşılması gereken birçok konu varken harita verilmesi elimizi oldukça zayıflatmıştır. Kıbrıs Milli davamıza telafi edilmesi mümkün olmayacak zararlar verilmemesi hususunda hassasiyet gösterilmesi şarttır. Sırf Rumla anlaşmak uğruna yanlış hesaplar yapılmamalıdır. Son dönemde Cumhurbaşkanı Akıncı'ya yakın çevrelerin "Türkiye olmasa biz çoktan Rum tarafı ile anlaşırdık" mealindeki açıklamaları ibretle izlemekteyiz. Bu açıklamaları kabullenmek mümkün değildir. Bu lafları edenleri şiddetle kınıyorum. Rum tarafı Türkiye'nin adadaki varlığına karşıdır. Kıbrıs Türklerinin güvenliği umurunda değidir. Garantilerin devamını istememektedir .Eşitlik konusunu duymak ve uzlaşmak istememektedir. Dönüşümlü başkanlığa karşıdır. Bütün bunlar ortada iken "Biz Rumla anlaşırdık" ne demek? Hainlik çukurundaki bu seviyesiz açılımları yapanları tarih unutmayacaktır. Allah'tan Kıbrıs sorununun halli meselesi ancak ve ancak sorumluluk sahibi Türkiye'nin akılcı onayı çerçevesinde gerçekleşebilecektir ve meydan Ruma teslim olan içimizdeki üç-beş satılmışa kalmamıştır.

Kıbrıs Türkünün ezici çoğunluğu,12 Ocak 5'li Konferans sonrasında Türkiye tarafından ortaya konan tutumu desteklemektedir. Daha önce siz değerli okuyucularımla paylaştım; birkez daha paylaşmamda yarar görüyorum; Türk tarafının tutumuna göre: 1) Garantörlüğün iptali mümkün değildir. 2) Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi söz konusu olamaz. Türk  askeri ilanihaye adada kalacaktır. 3) Annan Planı'nın artık geçerliliği yoktur. Şimdiki yeni bir müzakere sürecidir. 4) Dönüşümlü başkanlık 2 dönem Rum, 1 dönem Türk başkan şeklinde olacaktır. 5) Karpaz'ın iadesi ve sahil şeridinin kısaltılması söz konusu değildir. 6) Kapalı Maraş'ın açılması, ancak Erenköy ve Yeşilırmak bölgelerinin birleşmesi ile(Pirgo Rum köyünün Türklere verilmesi ile) mümkündür. 7) Güzelyurt kesinlikle verilmeyecektir. 8) Olası anlaşma AB'nin birincil hukuku olacaktır. 9) Türk vatandaşları, Türkiye AB'ye tam üye olana kadar adanın tümünde 4 özgürlükten faydalanacaktır. 10) Nüfus oranı 4'e 1 olarak değil, nüfusların güncel şekline göre ayarlanacaktır. 11) İki kesimliliğin kesinlikle sulandırılmasına müsaade edilmeyecektir.Türk tarafının üzerinde ısrarla durduğu yukarıda belirttiğim ve diğer önemli konularda herhangi bir gerileme Kıbrıs Millî davamıza zarar verecektir. Herhangi bir hata sonumuz olacaktır…

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları