Kıbrıs'ta kritik gün 14 Eylül

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı faşist Nikos Anastasiadis yoğunlaştırılmış müzakerelerin 2. tur görüşmeleri kapsamında bugün 3. kez bir araya geliyor. Liderler bugünden sonra 2, 6, 7 ve 14 Eylül'de bir araya gelecekler. Kıbrıs konusundaki gelişmeleri önemli bir ölçüde etkileyecek bir döneme girildiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Akıncı 4 temel başlıkta mümkün olan en fazla yakınlaşmanın sağlanması ve Eylül ayında New-York'ta önce 3'lü ardından da 5'li zirvede Kıbrıs sorununun 2016'da çözümü hedefinin gerçekleşmesinin amaçlandığını vurguladı. Akıncı daha önce yaptığı bir açıklamada ise, her toplantıdan sonra gerekmedikçe açıklama yapılmayacağını, 7 toplantıdan oluşan sürecin bitiminde, 14 Eylül'de ortak bir açıklama yapılabileceğini ifade etmişti. Anlaşılacağı üzere 2016 yılında çözümün mümkün olup olmayacağı 14 Eylül'e dek büyük oranda ortaya çıkacaktır.

***

Geçtiğimiz Pazartesi günü Başbakan Hüseyin Özgürgün basınla sohbet toplantısı düzenleyerek, hükümet icraatlarını anlattı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Toplantıya, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile bakanlar da katıldı. Yaşanmakta olan kritik süreçte basın mensuplarının sorularının birçoğu doğal olarak sürdürülmekte olan müzakerelere odaklanmıştı.

Kıbrıs sorunuyla ilgili soruları yanıtlarken, müzakerelerde nüfus ve garantörlük konularına çok dikkat etmek gerektiğini belirten Başbakan Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini garanti etmesinin çok önemli olduğunu ve Türkiye'nin garantisini istediklerini vurguladı.

Özgürgün, adada çözüme ihtiyaç duyan tarafın Kıbrıs Türk tarafı olduğu, çözüm olmazsa Kıbrıs Türk tarafının yok olup gideceği, çözüm için Rum tarafını tatmin edecek bir şeyler vermesi gerektiği gibi görüşlerle karşılaştıklarını belirterek bunu eleştirdi.

Hükümetin müzakerelerden anında haberi olmadığını; 2. Cumhurbaşkanı Talat döneminde her görüşme sonrası bilgi verildiğini ama şimdi bunun olmadığını vurguladı.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, müzakere heyetinde hükümetin de bir temsilcisinin yer almasını istediklerini belirterek, "Ne olduğunu, ne olacağını yakinen görmek isteriz. Bize aktarılacağı gibi değil, olduğu gibi görmek isteriz. Çözüme ulaştık derken çocuklarımızın yeniden mevzide yer almasını istemiyoruz, bu kadar net..." dedi.

11 Şubat belgesinin altında hükümeti oluşturan 2 partinin de imzası bulunduğunu; belgeyi hem Cumhurbaşkanı'yla, hem de Rum tarafıyla farklı yorumladıklarını kaydeden Denktaş, o belgeye uygun müzakerelere bağlı olduklarını, farklılık varsa elbette söyleyecek sözleri bulunduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, hükümetin Türkiye ile Kıbrıs sorununun çözümü konusunda tam bir görüş birliğinde olduğunu belirterek, hükümet olarak amaçlarının müzakere sürecini bertaraf etmek değil, artık bir takvim içerisinde Kıbrıs Türk halkının uğradığı haksızlıklara son verilmesi olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, Rum tarafının "bizi ne zaman ortak kabul edecekler" şekildeki keyfini bekleyemeyeceklerini, bu şekilde 50 yıldır süren müzakerelerin 500 yıl daha sürebileceğini ifade ederek, "Milliyetçilik yarışı ne kadar tehlikeliyse çözümcülük yarışı da o kadar tehlikelidir" dedi.

***

50 yılı aşkın süredir çözüm bulmak amacıyla yürütülmekte olan müzakerelerde artık son dönemece gelindiği hususunda hiçbir kuşku yoktur. Ucu açık bir şekilde hiçbir takvime bağlanmadan müzakerelerin sonsuza kadar sürdürülmesi artık mümkün değildir ve bu konuda taviz verilmemelidir. Rum tarafının müzakere sürecindeki bugüne kadarki karnesi zayıftır. Rum masada müzakere yapar gibi görünmekte ne var ki çözüm için samimi davranmamaktadır. Türk tarafı olarak 2016 sonuna kadar çözüm bulunamaması halinde bu sürecin sonlandırılması hususunda gerekli cesareti göstermekten kaçınılmamalıdır. Kıbrıs Türkünün en azından bundan sonraki süreçteki geleceğini/kaderini Rum'un çizmesine artık izin verilmemelidir. İnanın çözümsüzlük dünyanın sonu değildir ve Türkiye'nin desteğiyle Kıbrıs Türkünün önü açıktır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları