Kıbrıs’ta olan Türkiye’de olur mu?

Özcan YENİÇERİ
Rauf Denktaş, çözüm istemiyor diye AKP’nin, AB’nin ve ABD’nin ortak operasyonuyla KKTC’nin başından gönderilmişti. Mehmet Ali Talat ise “çözüm ve AB’ye üyelik” vaadini kullanarak Kıbrıs’ta iş başına gelmişti. Talat ve onun iç ve dış destekçileri eğer “Annan Planı”na Kıbrıs Türk halkı “evet” derse Kıbrıs’ta barış, refah, kalkınma olacak iddiasını dile getirmişlerdi. Daha da açıkçası Kıbrıs’ta sorunun, gerçekte Denktaş sorunu olduğunu iddia etmişler ve stratejilerini Annan Planına evet deme üzerine oturtmuşlardı. Aslında Türk halkına siz Annan Planına “evet” deyin çünkü Rumlar da “evet demeye hazır”, propagandası yapılmıştı. Neticede KKTC halkı barış, çözüm ve AB’ye girme vaadi karşılığında Annan Planına “evet” dedi. Ancak Rum tarafı beklentilerin aksine bu plana hayır dedi. Böylece Kıbrıs Türkleriyle bir arada yaşama iradelerinin olmadığını açıkça ortaya koymuş oldular.
Süreç içinde Rum tarafında Tasos Papadopulos’un Hristofyas karşısında seçimi kaybetmesi üzerine bu defa Talat ile Hristofyas arasındaki ideolojik bağlantıya atıfta bulunanlar, bu ikilinin Kıbrıs’a barış getireceği iddiasını dillendirdiler. Görüşmeler sürdü, Türk tarafı “bir adım önde” oldu. “Çözüm çözümdür” düşüncesi içinde kapı açtı, taviz verdi, çiçek uzattı ancak Rum tarafı tam aksi bir tavır takınarak çeşitli davalarla Türkiye’yi mahkûm ettirmekle meşgul oldu. Bu arada AB de KKTC’ye uygulanan izolasyonu kaldırma konusunda verdiği söze rağmen, bu konuda bir adım dahi atmadı.
Talat değil, AKP kaybetmiştir!
KKTC’deki Türk halkı, yaşadığı deneyimden sonra hem Talat, hem Türkiye’deki iktidar hem de AB tarafından aldatıldığı duygusuna kapıldı. Seçim sonuçları bunun tescil edilmesi anlamına gelmektedir. KKTC halkı, Derviş Eroğlu’nu seçerek hem Talat’a, Hem AB’ye hem de Türkiye’deki iktidara “bizi yanılttınız” mesajını vermiştir. Aslında Talat’ın Kıbrıs’ta uyguladığı alttan alma, her ne pahasına olursa olsun bir uzlaşma sağlama ve müzakereleri sürdürme politikası, AKP iktidarıyla ortak uygulanan bir politikaydı. Bu nedenle Kıbrıs’ta gerçekte kaybeden Mehmet Ali Talat değil AKP’nin uyguladığı dar görüşlü politikadır.
 Rumlar, Kıbrıs’ın tek sahibi olarak kendilerini görüyor, egemenliği paylaşmak istemiyor, tek devlet altında herkesi birleştirmek istiyor. Türkiye’ye müdahale imkânı veren garanti anlaşmasını reddediyor.
Türkiye’ye yansıyacaktır!
Kıbrıs’ta Türk tarafı, Talat’ın önderliğinde siyasetini, “bir adım önde olmak” gibi taviz vermeye hazır garip bir ilke üzerine oturtmuştu. Halbuki barış, ancak karşıt çıkarların gerçekçi bir temel üzerinde dengelenmesini esas alan bir siyasetin ürünü olabilir. Türkiye’deki iktidar ve Talat, bugün bile durumu kavramış değildir. Talat ve AKP ikilisi, hâlâ Kıbrıs’ta barışın sağlanamamasını Türkiye’nin daha önceki iktidarlara ve Rauf Denktaş’ın “çözümsüzlük” politikasına bağlamaya devam etmektedir.
Sonuçta Kıbrıs’ta Talat’la, Ermenistan’da Sarkisyan’la, Kuzey Irak’ta ise Barzani’yle yürütülen AKP politikaları başarısız olmuştur. Türkiye’deki muhalefet, her türlü engellemelere rağmen Eroğlu’nun, Kıbrıs’ta AKP destekli Talat’ı yendiğini görmüştür. Türkiye’deki muhalefet bunun Türkiye’de de mümkün olabileceğini anlamış olmalıdır.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş