Kıbrıs'ta öldürülen albay!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Bu köşede dün, MİT kontrterör eski daire başkanı Mehmet Eymür’e dayalı çok ilginç bazı beyanları aktarmıştım. Eymür bir dönemin en önemli devlet görevlisi, bu yüzden söyledikleri de çok önemli..
Bir değerlendirmesi de, KKTC’de bir tatbikat sırasında, protokol çadırında tatbikat seyrederken, göğsüne isabet eden kurşunla hayatını kaybeden Albay Vural Berkay’ın ölümü ile ilgili söyledikleridir..
Eymür, 22 Aralık 2000’de bir röportajında, uzman gözü ile olayı yorumlarken, “Tatbikat, geleceğin Genelkurmay Başkanı’nı bile değiştirebilirdi”  diyor.
Bu olayın tarihi Kasım 1997’dir..
Çadırda dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu var.. Ölen albay hemen yanında.. Kurşun Kıvrıkoğlu’na gelseydi, bugün bile komuta kademesindeki isimler farklı kişiler olacaktı.. Mehmet Eymür, 2000’de, olaydan üç yıl sonra  şunları söylüyordu..
“Şimdi tabii o olay küçümsenecek bir olay değil. Olay yerinin özellikleri, merminin mesafesi neydi, nereden sekti de geldi, onları bilmiyorum. Ama o dönemde bir şeylerden şüphelenildi ki Özel Harp’in silahları test edildi. Bu konuda ciddi bir inceleme yapıldığına göre kuşku vardı. Özel Harp, M 16’lardan kullanıyordu. Neticede balistik incelemeleri falan yapılacaktı ama konu kapandı gitti. Zaten Türkiye gündemi çok şeyi yutup götürüyor. Bence bu, Türkiye için çok önemli bir olaydı. Türkiye’nin geleceği değişebilirdi bu olayla. Kasıtlı kurşun olma ihtimali de mevcut. Komuta kademesi değişmiş olacaktı. Ben birilerinin söylediğine dayandırarak diyorum ki muhtemelen İkinci Başkan, Genelkurmay Başkanı olurdu. Bu silahlar Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından kullanılıyordu. Benim bildiğim kadarıyla bu birim Genelkurmay İkinci Başkanı’na bağlıydı.”
İşte burada sözü edilen kişi kimdir derseniz...?
Çevik Bir!..


Eşinin anlattıkları
M 16 kurşununun Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun tam kulağının dibinden geçerek Albay Berkay’a isabet ettiği bilinir..
Gazeteci Baki Günay, 2004 yılında Albay Berkay’ın eşi Jale Berkay’la konuştu. Star’da yayınlanan bu konuşmada Jale hanım ilginç bilgiler verdi..  “Eşimin arkadaşları, kurşunun çıktığı M-16’nın bir suikast silahı olduğunu söylediler. Eşimin otopsi raporunda merminin ucunun darbeli olduğu söylendi. Başka bir yere çarpan mermi, hızını keser. Mermi kalbi darmadağın edip sol kulakçıkta kalmış. Eğer kurşun sekmiş olsaydı mutlaka hız kaybeder, girdiği yerde kalırdı dediler”  diyordu.
Jale hanım diyor ki,  “Eşimin birliğinden bir astsubayın elinde kamera vardı ve ’Albayımın vurulduğu anı çektim’ dedi ancak ne derecede gerçektir bilemiyorum. Sonra dediler ki; O astsubay tüm tatbikatı çekmedi. Ama çekilen kaset sonra ortadan yok oldu...”
Acılı eş, gazeteciye dert yanıyor; “Olayda muammalar var. Büyük muammalar beni aşıyor. ”

 

Kim vurdu!?.
Jale Berkay, 2004 yılında, gazeteciye anlatıyor eşi hakkında öğrenebildiklerini..
“Daha sonra bana eşimi vuranın, bordo bereliler olarak bilinen özel kuvvetlerde görevli bir astsubay olduğu söylendi. Ama bu resmi bir açıklama değildi. Dönemin Kolordu Komutanı Korgeneral Ali Yalçın bana, eşim öldükten iki saat sonra ’Ne mutlu Vural şehit oldu. Ayağı taşa takılan bir askerin yanlışlıkla tetiğe basmasıyla kaza kurşunu ile vuruldu’dedi. Ancak bu cümle bir daha asla tekrar edilmedi...”
Gazeteci  “Olay sizce kaza mıydı yoksa suikast mıydı?”  diye soruyor, Jale hanım cevaplıyor;
“Ben olay yerindeydim gördüklerim ile bana anlatılanları bağdaştırarak bu işin gerçekten kaza olduğuna inandım, inandırıldım. Yani eşime gelen kurşunun kaza kurşunu olduğuna inanıyorum. Zaten gerisi de beni ilgilendirmez. O kurşun kimin nasibi idi de geldi kocamı vurdu bilemem?”
Cevabın ne kadar anlamlı olduğu ortada değil mi?..
Jale hanım şunları da ekliyordu...
“Asker ailesi olduğumuz için ve kayınpederimiz de general olduğu için, onun ve bizim de kulağımıza çok farklı bilgiler geliyordu. Kayınpederim ’Yavrum kocan geri gelmeyecek. Uğraşmayalım’dedi.”
Kamuoyu bu olayın nasıl alelacele kapatıldığı konusunda hemfikirdir.. Basit bir olay olarak kabul görmesi için adeta matbuat tarafından da çanak tutulmuş, fazla kurcalanmamıştır... Asker bu meseleyi bir nevi  “kol kırılır yen içinde”  kabilinden kabul etmiş olabilir mi?!..Bunun  cevabı askerlerdedir.. Ancak, Kıvrıkoğlu’nun komutan olması ile, bu olayda anılan bazı generallerin apar topar emekli edildikleri gibi bir durum söz konusudur... Yeterli midir!!?
Olayın detaylarına girilince bunun cevabı da ortadadır!!.

Yazarın Diğer Yazıları