Kıbrıs’ta oyuna dikkat!

Hüseyin Macit YUSUF

Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasının tek edeni Rum tarafının bilinen uzlaşmaz tutumudur. Rum yakın geçmişte yaşananlardan ders alamamıştır. Rum hala daha Enosis hayali ile yaşamaktadır. Megali İdea ülküsünün ve hedeflerinin bir gün muhakkak gerçekleşeceğine inanmaktadır. Hayal dünyasında yaşayan Rum-Yunan ikilisi Pontus Devleti’ni yeniden kuracaklarını, Konstantinopolis dedikleri İstanbul’u da alarak Bizans’ı hortlatacaklarının hesabını yapmaktadır. Tabi ki Kıbrıs da Helen yapılacaktır.Bu tatlı rüyanın ana destekçisi Ortodoks Kilise’sidir. Papazlar kendi yaptıkları şaraplarla kafayı bulup bu hayalleri kurmaktadırlar. İşin kötü tarafı Papazların ayık olduklarında da artık bu hayalin esiri olduğu ve Kıbrıs’ı Elen yapmaktan başka birşey düşünemekleridir. En son 1974’te bu tatlı hayalleri, yine kendi hatalarından dolayı, kabusa dönüşmüştür. Cennet adayı cehenneme çeviren Rum-Yunan ikilisi 1963’te yapamadıklarını bu kez 1974’te denemiş ve Anavatan Türkiye’nin müdahalesi ile amaçlarına yine ulaşamamıştır. Rum bütün bu yaşanan felaketlerden sonra akıllanmış mıdır? Enosis’ten vazgeçmiş midir? Maalesef Rum Meclisi’nin 1967’de aldığı Enosis kararı hala daha geçerlidir.15 Temmuz darbesi nedeniyle Rum tarafında çeşitli siyasi parti ve derneklerin yaptıkları açıklamalarda 1974 darbesini gerçekleştiren Cunta, darbe yaptığı için değil, başarısız olduğu ve Enosis’i gerçekleştiremediği için yerden yere vurulmuştur. Yoksa Enosis ülküsünü lanetleyen, telin eden birtek açıklama dahi yoktur. Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis sıkı bir Eokacı faşistir. Enosis yemini etmiş ve defalarca kilisede kutsanmıştır. Bu nedenle sürdürülmekte olan müzakerelerde nihayi hedefi adayı Yunan yapmaktır. Olası bir anlaşma Enosis’e giden yolu kapatmamalıdır. Papadopulos’un yıllar önce açıkladığı üzere ’federasyon’ Enosis için bir ara formüldür. Federasyon sayesinde Türk askeri adadan gidecek, kalan Türkler ise osmosis yoluyla yok edilecektir.

Garantörlük tehlikede

Son dönemde yapılan birçok açıklamaya dikkat edecek olursak, muhtemel bir anlaşmada Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünün devamı kesinlikle kabul edilmemektedir. İki bölgeli-iki toplumlu federal çözüm modelinin sulandırılması ve ortadan kaldırılması için Avrupa Birliği müktesebatı ve değerleri önümüze konmaktadır. Olası bir çözümün AB’nin birincil hukuku olması kabul edilmemektedir. Dönüşümlü başkanlığın sözünü ağzımıza dahi almamız Rumu çileden çıkarmaktadır. Olası çözümde merkezi gücün sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin elinde/kontrolünde olması Rumun şartıdır. Buna göre biz Türkler bu Rum Cumhuriyeti’ne yamalanacak ve yokolup gideceğiz.Rum tarafındaki ’Cumhuriyetçiler’bu nedenle federasyon tezine karşı çıkmakta ve bu tezin terkedilmesini istemektedirler. Geçtiğimiz hafta Rum Yönetimi Başkanı faşist Eokacı Anastasiadis, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos ve Kilise’nin en üst karar mercii olan Sen Sinod Meclisi’ne Kıbrıs müzakereleriyle ilgili bilgi vermiştir. II. Hrisostomos bilgilendirme sonunda, Anastasiadis’in anlattıklarının ve verdiği cevapların Sen Sinod üyelerini memnun ettiğini açıkladı. Her fırsatta Anastasiadis’in Kıbrıs çözüm siyasetini beğenmeyen ve tenkit eden II.Hrisostomos’un Anastasiadis’i dinledikten sonra destek vermesi dikkat edilmesi gereken bir husustur. Azılı Türk düşmanı ve Enosisçi II.Hrisostomos Anastasiadis’in müzakerelerdeki siyasetinden memnun kalmış, tatmin olmuşsa bundan rahatsız olmamız gereklidir. Anaastasiadis’in nihai hedefinde Enosis olmasa Papaz II. Hrisostomos ve Sen Sinod buna destek vermeyecektir. Anastasiadis II. Hrisostomos başkanlığında toplanan Sen Sinod Meclisi’ne 2 saat boyunca müzakereler hakkında bilgi verdi. Bilgilendirme toplantısının ardından basına konuşan II. Hrisostomos Anastasiadis’in anlattıklarının Kıbrıs sorunuyla ilgili endişeleri giderdiğini ve verdiği cevapların Sen Sinod üyelerini memnun ettiğini belirterek  “Kilise, Kıbrıs sorununa Kıbrıs Helenizmi’nin ata toprağında kalmasına olanak tanıyacak çözüm bulma çabasında kendisine destek verecek”  dedi.

Bir süre önce yazdığım ’Liderler Kıbrıs Sorununun Çözümüne Katkı Koyabilir mi?’başlıklı köşe yazımda dini liderlerin adanın yeniden birleştirilmesi için süren çalışmaları desteklemelerinin önemini belirtmiş ve asli görevleri dini-ruhani konular olan din adamlarının kesinlikle siyasi demeçlerle sürdürülmekte olan müzakerelere gölge etmemesinin gerekliliğine dikkat çekmiştim.

Konuya önümüzdeki hafta kaldığım yerden devam edeceğim

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş