Kılıçdaroğlu: Süreç derinlikli ve sorunlu...

Ahmet TAKAN

CHP heyeti ile birlikte Pekin’deki üçüncü günümüze sabahın oldukça erken saatlerinde başladık. Önümüzdeki ilk durak tarihi Çin Seddi’ydi. Konakladığımız otelde CHP’li heyet üyeleriyle kahvaltı edip sohbet imkanı da bulduk. Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün Paris’te öldürülen PKK’lıların ailelerine yaptığı taziye ziyaretinin şokunu üstlerinden atamamışlardı. Moraller bozuktu.
Kafileler halinde Çin Seddi’ne gittik. Küçük bir teknik arıza yüzünden medyanın Ankara temsilcileri ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çin Seddi’nde buluşamadı. Kılıçdaroğlu ayrıldıktan sonra  biz Çin Seddi’ne çıkabildik. Bu yüzden, Çin Seddi’nde Kılıçdaroğlu ve CHP’li milletvekilleri tam olarak neler hissetti onu sizlere aktaramıyorum. Ama buz gibi havada ve karlı bir ortamda Çin Seddi’ni görmek, onca sıkıntıya değdi. Pekin’e dönüşte Çinli rehberimizle sohbet ederken “Burayı sizin için yaptık” demesi tüylerimi ürpertti. Biz de hemen karşılığını verdik, “Bak o gün engellediniz ama bugün biz de uçakla Pekin’e geldik” diye. Hoş bir sohbet oldu. Gülüştük...
Pekin’de nereye gitsek “Türküz” dediğimizde çok sıcak ilgi ve alaka gördük. Türkiye’den çok sayıda iş adamının buralarda kurduğu sıcak bir ilişki ağı var. Merkez Bankası’nın Pekin’de temsilcilik açma kararı da çok yerinde olmuş. Mart ayında Çin’de “Türk Kültür Yılı” başlayacak.
Biraz da Pekin sokaklarından bahsedeyim. Trafiği aynı İstanbul’u hatırlatıyor. Hava kirliği ise eski Ankara’yı.. Sabah ve akşam saatlerinde trafikte kıpırdamak adeta imkansız. İnsanlar hava kirliği yüzünden maske ile dolaşıyorlar. Caddeler İngilizce levhalarla dolu. Komünist Çin’in başkentinde Amerikan patentli bir çok mekan var (çakma değil).
Tekrar CHP heyetine dönelim. Çin Seddi uyuşmazlığının ardından konakladığımız otelde bir araya gelebildik. “Ne var ne yok?” diye yanına yanaştığım bir CHP’li yöneticiden bir dokundum bin ah işittim.
Bizler Çin Seddini gezerken ve sabah kahvaltısındaki moral bozukluğunu da görmüşken tabii ki aklım Ankara siyasetindeydi.
“Kılıçdaroğlu ile, Hüseyin Aygün olayını değerlendirdiniz mi”  diye sordum, “hayır” cevabını aldım (Pekin’de öğle saatleri itibarıyla-aht). Konuştuğum CHP’li yönetici şunları söyledi;
“Genel Başkanı ilk defa bu kadar hiddetli ve kızgın gördüm. Bütün yaptıklarımızı mahvetti. Türkiye’den gelen telefonları açmak istemiyorum. Ankara’da milletvekillerinin büyük tepkisi var. Bana gelen telefonlarda ‘ya bu adamı istifa ettirin ya da sen et’ diyorlar. Çin gezisi de gölgelendi.”
 “Disiplin mekanizması Ankara’ya dönünce işleyecek mi” diye sordum, “herhalde” diye cevap verdi.
Pekin’deki CHP heyetinde bulunanlara “Peki, bugüne kadar Kılıçdaroğlu niye Hüseyin Aygün’e sabretti” diye sorduğumda hep dudak büktüler sözle cevap vereni olmadı.
Günlerden Salı olduğu için Ankara’da grup toplantıları zamanıydı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na otelde Pekin’den grup mesajlarını vermesini istedik. Tabii ki bu da sorulu cevaplı oldu;
Önce Pekin gezisi;
“Yasak şehirde kazanları merak ettik. Yangın içinmiş. Mao’nun mezarına gitmedik. Muharrem İnce ısrar etti ama vakit geçti. Gelen vekillerimizden biri eski Maocu..”
Kemal Kılıçdaroğlu’na, üç PKK’lının yarın yapılacak cenaze töreninin Habur’dakine benzer bir görüntü yaratmasına ilişkin kaygılar anımsatılınca, “Öyle olmasını istemeyiz tabii.. Cenazelerin istismar edilmemesi gerekir. Habur türü görüntüler halkı rahatsız ediyor” dedi.
CHP lideri, İmralı’daki Abdullah Öcalan’a televizyon verilmesi ve koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili soruyu yanıtlarken de “Mahkumlara TV verilmesine yargıç karar verir. Bizde Başbakan karar veriyor. Olacak şey değil. Yargıya müdahalenin boyutları ürkütücü”  yorumunu yaptı. Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın prosedürle ilgili açıklama yaptığı hatırlatılınca da “Biliyorsunuz Başbakan konuşur, onu düzeltmek için AKP’li bakanlar sıraya girer, ’nasıl düzelteceğiz diye”  dedi.
Kılıçdaroğlu’na Fethullah Gülen’in  “Sulh hayırdır” sözleri hatırlatılıp nasıl değerlendirdiği sorulunca da “Türkiye’ye barış ve huzur gelmesi için herkes katkı yapmalı. Sorumluluk üstlenmeli” ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin “Bir tarafta herkes süreç bozulmasın diyor, diğer tarafta cenaze ile ilgili kaygılar var. İnce bir çizginin üzerinde ilerliyor sanki” demesi ve değerlendirmesini sorması üzerine, “Nasıl olacağını bilmiyoruz. Bugünden belli değil. Süreç derinlikli ve sorunlu, bunu herkes biliyor. AKP her seferinde bir adım attı ve sorun daha zor çözülür hale geldi. Burada nasıl sürecek bilmiyoruz. Hep beraber izleyeceğiz” karşılığını verdi.
Kılıçdaroğlu, MİT Müsteşarlarının ve Dışişleri Müsteşarlarının zaman zaman siyasi partileri bilgilendirdiğini anımsatırken, MİT’in geçmişte bazı konularda kendilerini de bilgilendirdiğini söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli’nin Silivri’de eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u ziyaret etmesi ile ilgili doğrudan yorum yapmak istemedi. Ancak Başbuğ’un tutuklanmasının doğru olmadığını belirterek,  “Hele hele terör örgütü yöneticisi suçlaması ile doğru değil. Emekli olduktan sonra terör örgütü diye yargılamanın akılla mantıkla alakası yok. Genelkurmay Başkanı’ndan terörist mi olurmuş? Olabilir mi ki? Huzura kavuşmanın birinci koşulu Özel Yetkili Mahkemelerin tümüyle kaldırılması. Yargı sürecinin normal mahkemelere devredilmesi” dedi.
Kılıçdaroğlu af konusunun konuşulduğunu ama henüz bir adım atılmadığını belirtirken, “Gündeme gelirse destek verir misiniz” sorusuna; haksız yere tutuklanan insanlara ‘sizi affediyorum’ demek onları suçlamak anlamına gelir. Onlar suçu kabul etmiyor ki.. Suçlu olduklarını kabul etmiyorlar” yanıtını verdi.
Kılıçdaroğlu, Hüseyin Aygün’ü arayıp aramadığı sorulunca da “Hayır” dedi.
Paris’teki cinayetler konusunda kendilerine ulaşan bilgilerin basına yansıyan bilgilerden farklı olmadığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, genel kanaatin Fnansız polisinin istihbaratının olayı çözebileceği şeklinde olduğunu söyledi.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 6 günlük bir süre için Ankara’dan uzak kaldı ama hep iç siyaset konuşmaya devam ediyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş