Kılıçdaroğlu’nun burnuna gelen pis kokular

A+A-
Ahmet TAKAN

Başkentte gelenekselleşen, liderlerle yıl sonu kahvaltılı sohbet toplantılarına dün de devam ettik.
Medya temsilcileri olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuğuyduk.. Öncelikle şunu söylemeliyim; Kılıçdaroğlu’nun sohbeti pek keyifli ve espriliydi. CHP lideri, kendisine açıktan muhalefet eden medya organlarının temsilcilerine hiç kızmadan ve gayet nüktedan bir şekilde cevap verdi.
Genel sunumun ardından sohbet Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in hazırlattığı ilgi çekici bir sinevizyon gösterisi ile devam etti. Gösterimin konusu başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP’lilerin gafları ve dün söylediklerini bugün inkar eden demeçleriydi. Çoğu medya temsilcisini tebessüm ettiren bu kısa gösterim bazı taraftarların hoşuna gitmeyince, rövanş soru-cevap bölümünde alınmaya çalışıldı. Ama Kılıçdaroğlu bu soruları sabırla cevaplamasını bildi.


Bombalama
TSK’nın Kuzey Irak’ta teröristlerin barındığı alanı bombalaması sonucu ölen 35 kişi, toplantının en önemli gündem maddelerinden biriydi. Kılıçdaroğlu, olaydan bir gün önce istihbaratın tek elde toplandığı ve böylece terörle mücadelede büyük başarı sağlandığı yönündeki hükümet açıklamasını hatırlattı, bir yanlışlık varsa tek başına TSK’ya fatura kesmenin doğru olmayacağına vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu, ilgili Bakanın istifasını istedi. Kılıçdaroğlu’na göre; Hükümet hızlı tren kazasında nasıl faturayı makiniste kestiyse, burada da bir benzeri yaşanacak.


Rusya anlaşması
Kılıçdaroğlu, toplantının girişinde Rusya ile yapılan Güney Akım Gaz anlaşmasında AKP’nin yandaş firmalara çıkar sağlama çabalarından bahsetti. Ben de bunu biraz daha açmasını istedim. Aldığım yanıtı aktarıyorum:
“Aslında büyük bir ihtimalle niyet yandaş firmalara Batı boru hattını iptal ederek avantaj sağlamaktı. Ama BOTAŞ’ın açıkladığı fiyatlarla kimse yanaşmadı buna.Yanaşmayınca sözleşmeyi de iptal etmişsiniz yenileme şansınız yok. Rusya’nın eline müthiş bir koz verdiniz. İstanbul bu kışı çok soğuk geçirebilirdi. Önce Müsteşarı gönderdik Rusya’ya, ardından Bakan apar topar gitti. Sonra, ‘Bize kendi karasularımızdan geçecek iyi bir indirimle bunu verdik’dediler. İndirim sürekli mi? Yoksa üç yılla mı sınırlı? Daha önce de indirim vardı ama bizim karasuları kullanılmıyordu. Şimdi aynı indirim bedeli olarak hiçbir şey elde etmeksizin karasularımızı açtık. Kendi elimizle kendi ayağımıza kurşun sıktık. Türkiye’nin çıkarlarını yılbaşında Rusya’ya güzel bir hindi olarak ikram ettik.”
Kahvaltılı toplantıda bütün gazeteci arkadaşlarımızın ortak endişe ve sorusu; düşünce suçluları ve cezaevindeki uzun tutukluluk süreleriyle ilgiliydi. Kılıçdaroğlu öyle bir benzetme yaptı ki belki de ağlanacak halimize güldük:
“Bizim şu toplantımızı bile terör toplantısı olarak tanımlamak mümkün olabilir. Sadece bir gizli tanığa ihtiyacımız var. Bizim burada toplandığımız, AKP hükümetini benim kötülediğim, sizlerin bana destek verdiği bir gizli tanıkla dile getirilebilir. Bir gece operasyon yapılır, hepiniz toplanırsınız. Ben 1 numarası olurum o işin. Dokunulmazlığım olduğu için acaba yazalım mı, yazmayalım mı diye kuşkular doğabilir.”
Ortaya çıkan tabloyu “ayıplar demokrasisi” olarak değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Komisyonu çalışmalarının ve tek başına yeni bir anayasa yapmanın sorunları çözmeyeceği görüşünü savundu. Kılıçdaroğlu, alt hukuk normlarının da yeniden düzenlenmesini istedi.


İç çekişmeler
Her zaman olduğu gibi CHP içindeki kurultay çekişmeleri de merak edilen konular arasındaydı. “Vitrin değişikliği düşünmüyorum” diyen CHP lideri, parti içi demokratik yarışın bütün kanallarını açacağını ileri sürdü ve oldukça iddialı bir cümle kurdu:
“Eski alışkanlıkları tümüyle yok edeceğim”.
Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin başarısızlıklarını art arda sıralayınca, “peki anketlerde niye gerilerdesiniz” sorusuna ilginç bir cevap verdi:
“Halkın iradesi her zaman başımızın üstündedir. Ama bir ata sözünü unutmayalım; ’Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar’. Biz doğruları söyleyeceğiz. Dokuzuncu köyden de kovulsak 10’uncu köye gideriz. Eğer oylarımızda bir düşüş varsa veya beklediğimizin üstünde artış yoksa o zaman dönüp kendimizi sorgulamamız lazım. Demek ki bizde bir eksiklik var. Halkla iletişimimizde bir sorun var. Halka daha fazla gideceğiz.”
Bütün siyasiler gibi Kemal Kılıçdaroğlu da basından yer yer şikayet etti;
“Hava durumundan bahsetseler bile dönüp dolaşıp CHP’ye bağlanıyor. Karayollarında trafik dönüp dolaşıp CHP’ye bağlanıyor. Yahu bu ülkede bir iktidar var. Bu iktidarın hatası-kusuru yok mu diye hiç tartışılmıyor. İçişleri Bakanı’nın söylediklerini ben söyleseydim yer yerinden oynamıştı.”
Pek de haksız sayılmaz Kılıçdaroğlu. Değil mi?
CHP liderine yılın son sorusu olarak, savcının 12 Eylül iddianamesinde Kenan Evren’e müebbet hapis istemesini sorduk. Final cevabı da iyiydi:
“Bu iddianame mizah dergilerine konu olur!”
2011 biz gazeteciler açısından oldukça yoğun geçti. 2012’de ülke gündeminin daha da ağırlaşacağı ve haber peşinde koşmaktan kafamızı kaşıyamayacak durumda olacağımızı şimdiden görür gibiyim. Dileğim sizlere bu sütunlardan her zaman mutlu haberler verebilmek.Yeni yıl tüm Türk-İslam âlemine hayırlar getirsin.
Mutlu yıllar!

Yazarın Diğer Yazıları