KILIÇVurma avcı ben yaralıyem!..

Altemur KILIÇ

Deneyimli Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın,  “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabını, henüz bulamadım... Bulsam da, bu kadar büyük 600 sayfalık kitabı okumama, şu yaşımda gözlerim yetmeyecek... İçeriğini, hakkında yazılanlardan anlamaya çalışıyorum...
Avcı geçmişte birçok yolsuzlukların üzerine cesaretle gitmiş, suçluları yargıya teslim etmişti. Zamanında, bazı “avlarını” yanlış seçtiğini de o zaman yazmıştım, ama görev sorumluluğundan ve iyi niyetinden hiç şüphe etmedim!
Bu yaşımda hiçbir şeyin, “ak” ve  “kara” gibi kesinlikle ayrılamayacağını, arada “gri” bölgeler bulunduğunu ve hiçbir konuda hiçbir kişi hakkında, kesin hükümler vermenin doğru olmadığını öğrendim. Bu kitap ve Avcı hususunda,  “mülahazat hanelerimi” açık bırakıyorum!
1- Bu kitapta, benim öteden beri kuşkulandıklarımı teyit eden belgeler ve Avcı’nın “yakın” gözlem ve bilgileri var!
Kanımca Hanefi Avcı, ne “askerci” , ne “darbeci” ne “Ergenekoncu” ne de AKP yanlısı bir polis... Deneyimli ve “iyi”  bir polis! Kendi kişisel, memuriyet geleceğini düşünmeden, başına gelebilecekleri hatta hayatının da tehlikede olabileceğini bildiği halde, bildiklerini cesaretle yazmış ve büyük bir hizmette bulunmuş...
Ama bağışlasın beni, kitapta yazdıklarının bazıları da, Avcı’nın kafası da toplumun kafası kadar karışık.
Mesela, “değerler” konusunda anladığım kadar, “devlete bağlılık ve milliyetçilik” hususunda söyledikleri, en azından düşündürücü ve liboşlarınki ile çakışıyor. Ve mesela, terörü bitirmek için, PKK/ APO ile temas edilmesi gerektiğini söylemesi de “iyi polis” tarafı; suçluları söyletmek için her fırsatı kullanmak yöntemi! Fakat eşkıya ile ne konuşulacak neyin pazarlığı yapılacak, hele Büyük Kürdistan bayrağı açıldıktan sonra!
Avcı’nın şu sırada, AKP’nin bu konudaki iddialarını destekleyen mahiyetteki görüşünü, referandum sürecinde AKP’ye destek vermek için yazmadığını sanıyorum.  
Dikkat edin, malum gazetelerdeki,  “mâlum” yazarlar, Avcının ortaya attığı gerçekleri yalanlayamıyorlar, Avcı’nın kişiliğini maksatlarını sorguluyor, “açığını” yakalamaya çalışıyorlar, “bit yeniği” arıyorlar! Maksadının kişisel kazanım ve şöhret olduğunu da iddia ediyorlar! “Bu kitabı neden yazdı ve neden şu sırada, referanduma denk düşürerek yayınladı” diye soruyorlar... Ben de derim ki; “şimdi olmazsa ne zaman?” Bu kitap, şu bağlamda halkın gözlerini açacağı için, zamanlı ve yararlı olmuştur.
Avcı’nın yazdıkları, en azından, suç duyurusu niteliğinde. “Ergenekon çetesi” konusundaki, çoğu telefon dinlemelerine, gizli tanıklara ve “masumiyet karinesine” göre değil de, peşin hükümlere dayanan, dizilerle davalar açanlar, acaba Avcı’nın iddialarını en azından ihbar sayarak, soruşturma ve dava açacaklar mı? 

Değirmen taşları

Türkiye’nin boynunda, iki  “değirmen taşı”  asılı kaldı... Birisi APO! Kurtulamadık bu eşkıya başından! Önceki gün Sayın Bahçeli benim hep sorduğum bir soruya açıklık getirdi, bu caninin hak ettiği gibi, neden idam edilmediğini anlattı. Bahçeli, koalisyonda Başbakan Yardımcısı iken, sonuna kadar APO’nun idam edilmesi gerektiğini savunmuş. Ancak üç parti arasındaki protokol gereği ve AB diretmesi karşısında, azınlıkta kalmış... Sadece bu olay, gafleti ve asıl AB konusunda ne kadar gafil olduğumuzu gösterir.
Öteki “değirmen taşı” da Hrant Dink!  “Hepimiz Hrant Dink’iz” diyenler, Devletin AİHM’deki savunmasına “Faşizan” diyorlar... Ailesi rencide olmuş, Sayın Cumhurbaşkanı da ailenin acılarını paylaşmak için Hrant’ın kardeşini huzuruna davet ederek teselli etti ve “devlet adına” özür diledi... Ölülerin arkasından -aleyhlerinde- konuşmak caiz değil... Dink’in öldürülmesi cinayetti... Ve hiçbir şekilde meşru ve mazur görülemez, ama kayıtlara geçsin diye hatırlatmalıyım; Dink, Türklüğü tahkir etmişti. Ve AİHM’e sunulan savunma da haklı idi... Toprağı bol olsun, Hrant Dink pek de “hırlı” değildi.
Atatürk’ün sözlerine atfen ve bu sözleri adeta alaya alan,  “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak, temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’ı kuracağı asil damarında mevcuttur”  demesi
Türklüğü, alenen tahkir etmekti. Kolay unutulacak düşünce özgürlüğü, liberallik adına bağışlanacak gibi değildi ve Hükümetin AİHM’deki savunmasıyanlış değildi... Asıl yanlış olan, Hükûmetti. Bakanların hatta Cumhurbaşkanının, savunmaya geçmeleri ve aşırı gayretleridir! Gene de ölüleri hayırla analım fakat unutmayalım!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş