Kim bu yaratık?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Bütün kirli çamaşırları ortaya saçıldı... Bir dönem kapısında yattığı Fatih Altaylı, “Kendisine sufle, hatta dikte edilen yazıların altına okumadan imzasını koyup gazetedeki köşesinde yayınlamaktan bir beis görmeyen, gelene ağam gidene paşam demekten asla çekinmeyen bu yaratık” diye tanımladığı Ergun Babahan’ın... Oktay Ekşi’nin doğduğu yere kadar kovalamayı düşündüğü söz
konusu yaratığın “Doğumunda annesinin sifonu çekmeyi unuttuğunu” filan tartışmayacağım. Kim bilir Türk milliyetçilerinden duyduğu kuyruk acısıyla eline tutuşturulan karalama kampanyasını okumadan imzalamış da olabilir. Belki de ustalarını, arkadaşlarını, ekibini satıp oturduğu genel yayın yönetmenliği koltuğunda hiçbir zaman ciddiye alınmayışının acısıyla toslamaya kalkıştı Yeniçağ’a...

Var oluşunun göstergesi
İktidar uçağında kontenjan sahibi olmayı sürdürebilmek için iktidarın teslimiyet politikalarına yalnız başına direnen Yeniçağ’a saldırmaya kalkışmak onun için var oluşunun göstergesi olabilir. Tosladığı duvarın altından bir daha başını bu kaleye uzatma cesaretini gösterebileceğini sanmıyorum. Ancak akıntısına kapıldığı lağımı koklamaya devam ettiği sürece Yeniçağ’ın farkını fark etmesini tavsiye ederim. Aksi halde onu Yılmaz Özdil ustaya havale edeceğim. Hani bir süre yanında dekor gibi durup, programında çay kahve servisini yaptığı Özdil, iki satırla Ergun’a haddini bildirdiğinde boynunu çeviremez hale gelir ki bu tablo da görmeye değer.

Kıskançlıktan çatlıyor
Sebahattin Önkibar’ın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile sohbetini hazmedemediği gibi, Türkiyeli değil Türk gazetecilerinin duayeni tartışılmaz önderi cumhuriyet tarihinin canlı tanığı Altemur Kılıç’ın da Türk subay ve generallerine verdiği dersi de kıskanıyor. Bu yüzden orta yerinden çatlıyor “utanç manşetlerinin memuru”.
Çok şükür bu memleketin ayakta kalan ciddi kuruluşları onun o yanmış kağıtlardan olan mevkutesini dikkate almaz. Dolayısıyla kulaklara fısıldananları, sayfalara aktaranları muhatap almaz. “Ergun Babahan’ı nasıl bilirdiniz?”  sorusuna cevap verenlerin patlamış lağım kokusundan nasıl da rahatsız olduğunu Selcan Taşçı, arşivleri karıştırarak ortaya koydu. Evi camdan olanlar için Babahan gibiler kağıt peçetedir.
Gelelim Yeniçağ’a; Mensubiyetiyle her daim gurur duyduğum Yeniçağ ailesine katıldığım günden bu yana Yeniçağ gazetesi yazarıyım demenin onurunu övünerek yaşıyorum. Türkiye’nin dört bir yanında basına olan güvensizlik katlanıp artarken Yeniçağ’ı diğerlerinden ayrı tuttuklarını ifade eden fikir namusuna sahip insanlarımızın takdir ve teşvikleri sorumluluğumuzu artırıyor. Türkiye’de ve Türk dünyasının her köşesinde Yeniçağ’ın yeri başka. İşte Ergun Babahan ve saz arkadaşlarının hazmedemediği bu. Elindeki karayı her önüne gelene sürmeye kalkışanlara en güzel cevabı Fatih Altaylı veriyor. Sifonu çekip daha fazla uğraşmıyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları