Kim bunlar?!

A+A-
Behiç KILIÇ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı İshak bey, memleketin en iddialı ili İstanbul’un tam göbeğinde, işinin gücünün başındayken, azdırılmış sokak sürülerinin kurbanı olup can verdi! İshak bey, Beyoğlu’nun köklü esnaflarındandı, vergisini verir, katma değere katılır bir vatandaştı.. Kendisini, ailesini, yaşam güvencesini Türkiye Cumhuriyeti Devletine emanet etmişti.. Varlığının teminatı olarak devleti vardı..
Azdırılmış sokak sürüleri öyle saldırıyordu ki şehre, dükkanının içinde, hiç alakası olmayan konuya İshak bey bir anda dahil oluverdi ve karşılığını kalp krizinden ölerek ödedi! Yani, sade bir vatandaş, bu devleti yönetenler, ne idüğü belirli azgın sürülere engel olmadıkları için, kim vurduya gitti! Ölümünün hesabının kimden sorulacağı belli değil, çünkü o bir  “gösteri zayiatı!” Bu ülkenin vatandaşları, geçen pazar gününden beri, TV ekranlarında seyrettikleri manzaralardan dehşet içinde kalıyorlar!
Ankara’da gözümüzün içine sokulan eşkıya gösterilerini hatırlayınız... O manzaraları gören, memleketin bir köşesindeki sade vatandaş endişelenmez mi,  “Memleket işgal edilmiş, başkent düşmüş, düşman vatanın bağrında” demez mi?.. Bu manzara, altındaki sahipsizliği hissettirmez mi?! Eşkıya sürülerini, Ankara’nın göbeğinde gören vatandaş, kendisini yapayalnız, savunmasız, orta yerde kalmış endişesine düşmüştür...
İstanbul’a geçiniz...
Olanı biteni gördük...
O manzaralar nasıl yaratılabilir?!
Gördüklerimiz, IMF protestosu falan değil, o işin maskesi.. Gördüklerimiz, Sevr güçlerinin devşirdiği, birer kin robotu olarak yetiştirdiği, gözü dönmüş çetelerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletine saldırısıdır... Bu manzarayı TV’den seyreden vatandaş, devletin varlığından şüpheye düşmüşken...
Saldırı sırasında direkt zarar gören esnafın, halkın hissettiklerini hesap edin artık!..


Mümkün değil..!
Kimdir bunlar!?
Nasıl oluyor da yirmi militan Ankara’nın, 200 serseri İstanbul’un altını üstüne getirebiliyorlar ve yakalarına yapışılamıyor?!
Bu durum, bu devirde biraz garip değil mi?! Tekrar edelim, Genelkurmay’a dahi  “çete var”  diye dalabilen devlet, nasıl oluyor da bu serseri sürülerinin meydanları basmasını engelleyemiyor?!
Hem Ankara’nın, hem de İstanbul’un bu olaylara sahne olacağı zaten belliydi... DTP’nin varlığı zaten PKK alt yapısından... Çete, bu DTP üzerinden istediğini sergiliyor... Kongre bahanesi ile gerçekleştirdiklerini, zaten aylardır Doğu’da yapıyor... Kimin ne yaptığı tespit edilmesin, bu mümkün değil..
İstanbul’dakilerin saldırı timi de ortaya yeni çıkmıyor... 1 Mayıslar başta olmak üzere bir çok olayın ardındakiler...
Artık herkes biliyor ki, Ümraniye, Gazi Mahallesi odaklı kurtarılmış bölge karargahları var... Büyük şehir varoşlarında, saldırı bölükleri ikame ediliyor, buralarda özel bir sosyal yapı, düzen yaratılıyor, yani bütçesi, ödeneği, maaşlı elemanı olan adeta özerk bölgeler yaratılmış halde..
Faaliyet amaçları, yıkıcı hedefleri ve kim oldukları tek tek belli!. Devletin güvenliğinin bunları izlemedikleri düşünülemez bile...
O halde nasıl oluyor da, bunlar göz göre göre, toplumun tepesine balyozu vurabiliyor?!


Yol mu veriliyor!?
Hiçbiri öyle IMF mağduru garibanlar falan değil, tam tersine profesyoneller!.. Üstleri başları yerinde, eyleme göre özel giyim türleri var ki, bu ancak para harcayarak sağlanır!.. Gösteride kullandıkları silahlar, olay yerlerine özel arabalarla taşınan molotoflar, fişekler hep para gerektiren işler...
Saldırıları sırasında bir vatandaş hanım tepki gösteriyor,  “Ne istiyorsunuz bu Türkiye’den, oğlum gidip dersini çalışsana!”  diye birini azarlıyor, cevap şu;  “Biz öğrenci değiliz...”
Ne olduklarını yansıtan bir sahneyi de ekranlardan görüyoruz.. Polis helikopteri bunların yürüyüşünü izlerken, helikoptere kendi geliştirdikleri bir düzenekle bir nevi roket atışı yapıyorlar!.. Bu cinayet teşebbüsünü de naralarla kutsuyorlar!..
Bunların yoğun bir medya işbirliği var.. Bütün haber merkezleri ile beraberler, eyleme kameraman götürüp reklamlarını da yaptırıyorlar!.. Haber merkezleri ile randevulaşarak işe çıkıyorlar, polis müdahalesinde medya kendilerine kalkan görevi yapıyor. Polisin bunlara müdahalesini basının sıkı bir şekilde eleştirmesi, manidardır!.
Sözün özü, sanki bir merkez bunların ellerini kollarını rahat bırakıyor, eylemlerinin bir hedefi var! Hücreleri, barınakları belli olmasına karşın, yol verilmiş haldeler! Seyreltilmiş kontrolle yetiniliyor, çünkü AB öyle istiyor! Çünkü bunlar, AB’nin öncü işgal askerleri..
Vatandaş canını, malını, ülkesine güvenini kaybediyor ya!?
Olsun, maksat AB kızmasın!..

Yazarın Diğer Yazıları