Kim bunlar?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Pilav suya doymuyor.. Kasetler savaşı hazırlıkları hızla devam ederken bavul servisleri gündeme oturdu. Ancak bu defa  “bavul ittifakı” yok. Düne kadar ittifak halinde askere karşı yapılan bavul servislerinin hedefinde bu defa AKP hükümeti var. Anadolu’da  “etme bulma dünyası”  derler.. Bumerang sahibine fena çarpıyor. Bugüne değin gücü paylaşma konusunda çıkan arızalarda genellikle bir taraf aşağıdan alıp tamir yolunu seçerdi. Hükümetin içinden genellikle Bülent Arınç aracı olur, gerginliği sonlandırmaya gayret ederdi. Lakin Arınç’ın akilliği artık kurucusu olduğu AKP’de geçerliliğini yitirmiş durumda. Kılıçlar öylesine keskin çekilmiş ki sırta ya da kalbe saplanmadan kınına girmeyecek gibi görünüyor. Her iki tarafla, konunun takipçileri meselenin sadece dershane olmadığının bilincinde. Öyle ki dün aynı safta olanlar bugün yerlerini muktedir olandan yana değiştirip kendilerini neredeyse var edenlere hançer çekebiliyor. Başlığındaki Türk bayrağını çıkarıp milyar dolarlık ihale kapan Türkiye’nin yeni yazarı Yıldıray Oğur, geldiği Taraf’a çakıyor.  “Sırada gazetecilik kılığına girmiş şantaj kasetleri var. Galiba olan biten henüz gayretullaha da dokunmadı”  sözleriyle cemaate mesaj yolluyor.
Cemaatin Türkiye’deki sözcüsü olarak bilinen Hüseyin Gülerce, isyan bayrağını öylesine kaldırmış ki Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’yı istifaya çağırıyor. Bu saatten sonra aşağıdan alma yerine yüksek perdeden, AKP’lilere Erdoğan’a karışı başkaldırı davetinden sonuç alabileceğinden emin görünse de işi çok zor. Her şeyi uzaktan seyreden gözlemci olarak yaydan fırlayan okun, her iki tarafa da saplanacağını tahmin ediyorum. Bu kapışmada hakemlik görevini yüklenecek babayiğit göremiyorum. Yine de çıkar dünyası.. Mevzu sadece ülkedeki hakimiyet değil. Uluslararası boyutlarda  “dostluklardan önce çıkarlar vardır” kaidesi her daim hakim olur.
Neredeyse her saat, her dakika değişen gündemi uzun süredir internette odatv’den takip ediyorum. En sağlıklı haber ve yorumlar orada. Müyesser Yıldız tek başına ordu. İki güzel Barış, gazeteciliğin, haberciliğin nasıl yapılacağının adeta dersini veriyor. Mahkemelerdeki duruşmalardan, cezaevlerindeki ziyaret ve mektuplara kadar hukuksuzluk adına mücadeleyi sürdüren Müyesser, Mamak’taki izlenimlerini yazmış. Emeklilik dilekçesi vermek yerine  “beni atın” diyen Mustafa Önsel; “Bu kadar subay içerideyken ses çıkarmayanların bu olaylar karşısındaki sessizliği de doğal. PKK’ya karşı meşru müdafaa hakkını kullanmaktan söz ediyorlar. Sanki başka ülke topraklarındaymış gibi konuşuyorlar. Bizlerin bugünler için burada olduğu açık. Bu dava TSK’nın,Türk Milletinin davasıdır. İlgilense de ilgilenmese de ülke bölünecek, küçülecek, teröristbaşı çıkacak. Milletimiz bunlara razı ise biz de burada yatmaya, hatta ölmeye razıyız” mesajını yazmış. Bir de Kürşad Güven Ertaş’ın  “Bizlerin cezaevinde bulunduğu her gün AKP’ye de cemaate de zarar verecek”  uyarısı... İçeriden dışarıyı daha iyi tahlil edebiliyorlar. Aşk olsun..
Vurgun yemek neredeyse alışkanlık haline geldi. Duygusallık değil benimkisi.. Hasdal’dan Binbaşı Özgür Ecevit Taşçı’nın yazdığı mektubu okuyup da vurgun yememek imkansız. Yerimiz dar olunca tamamını yayınlayamıyoruz.  “Sizin kaderinize Pensilvanya düşerken, bize Kazıklı Voyvoda’nın Transilvanyası hak görüldü”  diye başlayan Özgür “Kalbimde acılara daha çok yer var”  diye sesleniyor. Ve  “Dinimizde kul hakkı yemek ve iftiranın büyük günahlardan olduğu ön varsayımı ile soruyorum: Masum insanların kafasına balyozu indiren Firavunlar, Karunlar, egemenler, muktedirler, mihraklar kim?” diye soruyor. Cevabını biz de bekliyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları