Kim kanaat önderi

Ergun KAFTANCI

 BEŞİKTAŞ Kulübünün verdiği iftar yemeği basında "Görülmemiş iftar" başlığı altında duyuruldu

   Neden görülmemiş olsun, işte görüldü...

   Aynı sofra, iki gün peş peşe kuruldu...

   Semtte oturan yurttaşların neredeyse tamamı birlikte oruç açtı...

   Görülmemiş iftar yakıştırması herhalde katılımın çokluğundan yapılmış olmalı...

    .........................

    Her ramazanda olduğu gibi bu yıl da İstanbul'un bazı semtlerinde sofralar kuruldu, topluca oruç açıldı. Niyetli yurttaşlar belediyelerin, STK'ların ya da hayırseverlerin sofralarında iftar etti...

    "Toplu oruç" dedim ya, söylemeden edemeyeceğim...

    "Toplu" sözcüğü iktidar tarafından propaganda amacıyla kullanılan ve siyasal literatüre giren "Toplu açılış" ifadesi sayesinde yaygınlık kazanan sözcük oldu.

    Ne diyeceksiniz, moda işte...

    Tamlama, siyasette kullanıldığı kadar nicedir günlük hayatta da kullanılıyor.

    .........................

    İftar sofralarını kuranlardan Allah razı olsun...

    Erdoğan da o sofralarda yurttaşlarla bir araya geliyor...

    En son "Kanaat önderleri" ile buluştu ve birlikte iftar etti...

    Konuklar, Beştepe'deki sarayın bahçesinde kurulan sofralarda ağırlandı.

    .........................

    Kanaat önderi ne demek, yeniden tanımlamak lâzım...

    Kimler bu sıfatı taşıyabilir ve toplumun önüne geçebilir...

    Mesela, değişik alanlarda ünlenmiş olanlar, sanatçılar, yazarlar, şairler, gazeteciler kanaat önderi midir...

    Değildir diyorlar...

    Ne bunlar, ne mahallenin muhtarı kanaat önderidir...

    Siyasal sıfat taşıyanlara da kanaat önderi denilemez...

    Kanaat önderi dediğimiz kişi, çevresine hâkim, saygınlığı olan, güven duyulan, topluma mesaj verebilen, insanları iyiye yönlendirebilen, lâfı dinlenen, sosyal olayların nedenlerine ışık tutabilen bilge insandır...

    Sarayın bahçesinde ağırlanan ve birlikte oruç açan zevatın acaba kaçı kanaat önderi niteliklerine sahipti... 

    Bu sorudan yola çıkarak diyorum ki psikolojik bir kavram olan kanaat önderi yakıştırması ayağa düşmüş olmaktan kurtarılmalı.

  Ne dersiniz...

  ...........................

  Münafık ağızlar, toplu iftar sofralarına harcanan paralar kimin cebinden çıkıyor diye sorabilir...

  Ona da açıklık getirmek gerektiğini düşünüyorum...

  Dün biri bana, Emine Erdoğan Hanım'ın verdiği ifade edilen iftar sofrasının giderini kimin karşıladığını sordu...

  Cevaplayacak merci sanki benim...

  Zihinleri bulandıracak bu tür sorular, resmi açıklamalarla giderilmeli...

  Zira dedikodu, iğrenç ve çirkin bir iş...

  Meydan verilmemeli...

  Hele bu mübarek günlerde...

 

*

 

İfratla tefriti karıştırıyoruz

   YASA çıkarsa, HDP'li belediye başkanları görevden alınacak, yerlerine kayyum atanacak...

   Buna neden gerek duyulduğuna gelince...

   Hükûmet, HDP'nin elindeki neredeyse bütün belediyelerin, bölücü terör örgütüne lojistik destek verdiğini belirledi.

   İller Bankası tarafından, beledî hizmetlerin iyi yürütülebilmesi için verilen paralar, teröristlerin elinde millî varlığımızı hedef alan silaha dönüşüyor...

   Bu alçaklığın önü, ancak böyle kesilir diye düşünüldü...

   .............................

   Kayyum atamak artık moda...

   Cemaati yerle bir etme ve paralelcilerin canına ot tıkama süreciyle birlikte kayyum kurumu da gündeme yerleşti...

   Birkaç holdingin yönetimlerine el çektirildi, yerlerine kayyumlar geldi...

   Benzer işlemden bankalar da nasibini aldı; sermaye piyasası bu uygulama yüzünden sarsıntı geçirdi.

   Sarsıntı bitti sayılamaz...

   .............................

   Bu defa "Cemaatçi" denilerek üniversitelere kayyum ataması başladı...

   Selâhattin Üniversitesi kayyumlara teslim edildi... 

   Melikşah Üniversitesi de öyle...

   Mevlana Üniversitesi artık kayyumlar tarafından yönetilecek...

   Keza Haliç Üniversitesi de...

   Sırada başka üniversite var mı...

   .............................

   Kayyum, bir malın kullanılmasını ya da bir işin düzenli yapılabilmesini sağlayacak kişiye deniyor...

   Arapçadan dilimize girmiş bir sözcük, Araplar "Kayyim" diyor...

   Biz, inanılmaz işler yapıyoruz, pastahane zincirini bile "Kayyim" kurumuna teslim ettik...

   ............................

   Yönetim yetkisi kayyuma verilen üniversiteler, vakıf üniversiteleri...

   İnsanları, ülkede eğitim ve öğretim düzeyinin yüksek olduğuna inandırmak istediğimizden, önüne gelene üniversite kurma imkânı tanıdık...

   Tabii enflasyon baş gösterdi...

   Bugün 193 üniversitemiz var...

   81 ile bölerseniz her ilimize iki üniversiteden biraz fazla düşüyor. Bunların 69'u vakıf üniversitesi, 46'sı ise İstanbul'da öğretim veriyor.

   Kimine cemaatçi damgası vurulmuş...

   İktidar sonunda, kayyum konusunu gündeme taşımak zorunda kaldı...

    ..........................

    İfratla tefriti hâlâ birbirine karıştırıyoruz...

    Sonuç hep, hüsran oluyor...

    ..........................

    Bir dönem banka enflasyonu yaşadık...

    Hâlâ AVM enflasyonunu yaşıyoruz...

    Güncel enflasyon ise üniversiteye ilişkin...

    ..........................

    Bir ara çiğ köfteci enflasyonu yaşandı; o da geçti, kokoreççi enflasyonu da, ikisi ve benzerleri, halk tarafından sonlandırıldı...

    İçinde ekonominin, bağımsız yargının, adaletin, çağdaş sosyal anlayışın bulunduğu bir toplumsal disiplini yakalayamazsak hiçbir enflasyondan kolay kurtulamayız...

 

*

 

Oyları bölmemek lâzım

     ONBEŞ gün sonra yeni bir MHP Olağanüstü Kurultayı yapılacak...

     Tüzük kurultayında değiştirilen maddelere göre bu defa Genel Başkan ile merkez yönetimi de seçilecek...

     Bahçeli ve ekibi bu kurultaya, üstlendikleri tutarsızlıklarla gidiyor...

     Devlet Bey'in yeniden aday olma ihtimali kuvvetli...

     Ama seçilme ihtimali çok zayıf...

     Partide değişim isteyenlere gelince, Genel Başkan adayı olarak tek isimde birleşme eğilimindeler...

     Doğrusu da bu...

     Oyları bölmemek lâzım...

     ............................

        Oktay Vural'dan sonra Meclis İdare Âmiri MHP'li Seyfettin Yılmaz da görevini bıraktı ve değişim isteyen cepheye geçti...

     Gönül ırmağından ve akıl pınarından bu cepheye gürül gürül akan milliyetçi ülkücü suyun sesini duymuyor musunuz...

     Kurultayda herkes, değişime tanık olacak...

 

*

 

BİR SÖZ

       BİLİRKEN susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş