Kim, kimin teşeronuymuş?

Hulki CEVİZOĞLU

Sonunda görüldü.
Kimin, kimin taşeronu olduğu!..
Yola çıkışı, arkasındaki destekler -iktidarda kendi arkadaşları olduğu için- bir türlü anlaşılamayan Mavi Marmara gemisine yapılan katliam gibi saldırı sonrası ortalığı nasıl da germişlerdi.
Her zaman yaptıkları gibi.
Önce, anlaşılamaz(!) nedenlerle, büyük afra tafralarla toplumu terörize ediyorlar; bunu iç siyaset malzemesi olarak kullanıyorlar(dışarıda sökmüyor); hatalarını söyleyip Türkiye’nin onurlu ülke olmasını isteyenleri sindirmeye çalışıyorlar; vs.
Sonra da gidip “gizli gizli” görüşüyorlar!..
Malum, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile İsrail Sanayi Bakanının Brüksel’deki gizli buluşmasından söz ediyorum.
Başbakan Erdoğan’ın Toronto’daki G-20 toplantısında ABD Başkanı Obama ile görüşmesinden ve kendisine güya İsrail’in saldırı dosyasını vermesinden sonra oluyor bunlar.
Teklif onlardan gelmiş!
İyi ya, madem diz çöküyorlar(!) niye gizli görüşüyorsun? Niçin Türk halkı bunu İsrail basınından öğreniyor?
Açık açık görüşüp, “Bak ne hale getirdik?” desene!..
Hayır.
AKP İktidarı, her konuda olduğu gibi içi boş hikayelerle toplumda baskı kuracak, sinekten yağ çıkaracak.
Mavi Marmara gemisinde 9 Türk’ün katledilmesinden sonra neler demişlerdi, neler?
Bunları dünkü gazetelerde bir kez daha okuduğunuz için tekrarlamıyorum. Ama, medya üzerindeki yoğun baskı ve hedef göstermelerini unutmayın.
Hükümetin tutumunun hatalı olduğunu söyleyenlere, “Bunlar İsrail ağzıyla konuşuyor, İsrail’in taşeronusunuz” dediler. İsrail’i eleştirenlere ise, “Bunlar savaş istiyor” yaftasını yapıştırdılar. Ve daha neler, neler?
O arada, dış politikada hiçbir şey yapamadıkları ve hep dayak yedikleri için, içe döndüler; vatandaşlarımızı saf yerine koyarak onlara propaganda yaptılar. Yaklaşan seçimlerde bir kez daha iktidar olup, yabancıların dümen suyunda gitmek için.
Şimdi gördünüz mü kimin, kimin taşeronu olduğunu?
(Bu bağlamda, Çarşamba günkü yazımı bir kez daha okumanızda yarar var.)
Bu millet, seçimlerde bunları da unutur mu?
E, önceden olduğu gibi yine unutursa, söylenecek ve yapılacak bir şey kalıyor mu?
Allah herkese layık olduğunu verirken, Âraf Sure’sindeki gibi soralım:
 “Ey Rabbim,  içimizdeki birtakım beyinsizlerin işledikleri yüzünden hepimizi helâk mı edeceksin?”


 

Mavri Mira! (Kara talih)
23 Mayıs 2010 Pazar günkü yazımda “Mavri Mira” dan söz etmiştim.
Ankara’da FM 91 frekansındaki Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi radyosunun çok kaliteli yayın yaptığını vurgulamış, ama kulağıma takılan bir “Mavri Mira” şarkısını eleştirmiştim.
Çünkü, Rumca “kara talih” anlamındaki Mavri Mira, Kurtuluş Savaşı tarihimizde bizi arkadan vuran, Fener Rum Patrikhanesi önderliğindeki ayrılıkçı örgütün adı idi.
O yazımda üniversite sorumlularını göreve çağırmıştım. Yaklaşık iki hafta önce, Üniversite Rektörlüğü’nün Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü imzasıyla bir ileti aldım. Araya başka konular girdiği için yayınlamakta geciktim.
İlgililer şarkıyı üşenmeden İngilizce ve Türkçe’ye çevirttirmişler. Bu bilgiye göre, mavri mira(kara talih) bir aşk şarkısı içinde geçiyor:
 “Denizin ortasında yol alıyorum, pruvamda keder
Pruvamda aşk, gemi direğinde ayrılık.
Ey deniz, beni uzaklara kovma
Ey ayrılık, gönlümü acıtıyorsun.
Kara talih yazıyor
uzaklara gideyim, kaybolayım
adamdan ve sevdiğimden uzağa.”
İlgililere teşekkür ediyor, Radyo İLEF’e (İletişim Fakültesi) başarılar diliyorum.
İyi pazarlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş