Kim, nasıl ödeyecek

A+A-
Ergun KAFTANCI

AÇIKLAMALAR peş peşe geliyor:

     -Şu kadar terörist etkisiz hale getirildi, şu kadar ton patlayıcı ele geçirildi, yüzlerce bariyer kaldırıldı, hendek kapatıldı. Binlerce mühimmata el konuldu, el yapımı bombalar kullanılmadan imha edildi, yüzlerce uzun namlulu silahın bulunduğu ev basıldı, yığınla "Yaşam malzemesi" depoladıkları anlaşıldı...

      Dahası var...

      Bulunan silah ve mühimmatın cinsinin yanı sıra menşei de açıklandı...

      Çoğu Amerikan ve Rus yapımı...

      Aralarında Fransız ve Alman ürünü silahlar da var

      Dürbünler, gözetleme kameraları, telsizler, uzaktan kumanda cihazları, el bombaları, uzun namlulu silahlar, roketatarlar hepsi dostumuz (!) ülkelerde üretilmiş, terör çetesine verilmiş...

      .......................

      Cumhurbaşkanı, sekiz ayda beş bin 359 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı...

      Son operasyonlarda da güvenlik güçlerimiz, teröristleri inlerinden çıkardı...

      Operasyonlar sürüyor; terörist it sürüsü gibi, tükenmek bilmiyor...

      .........................

      Elbet de terörün kökü önünde sonunda kazınacak...

      Devlete kim karşı durabilmiş ki bunlar karşı dursun...

      .........................

      Terör musibetini başımıza çözüm süreci getirdi...

      O kadar şehit verdik, yurttaşlarımız perişan oldu, mal ve canları gitti...

      Her yer virane...

      "Aman süreç bozulmasın" dediler taviz verdiler, itleri serbest bıraktılar...

      Sonuç meydanda...

      Yaşanan acıların bedelini bu iktidar ödeyebilecek mi!?

  

*

 

Keyiflerine diyecek yok

        ÇAYKUR, beyefendiler içsin diye "Meclis Çayı" çıkardı...

         500 gramlık paket 15.99 TL...

         Meclis'te artık bu çay demleniyor...

         ..........................

         Bir devlet kurumu ancak bu tür girişimlerle siyasal iktidara yakın durabilir.

         ÇAYKUR'u yönetenler de bunu gayet iyi başarıyor!

 

*

 

 Çok teşekkür ederim

         DENİZLİ'de mukim değerli okurum Dr. İsmail Oğuz Cinbiş, uzunca yazmış.

         Layık olmadığım ifadelerden sonra şöyle demiş:

         -Küçük bir hatırlatma yapmak istedim. Bugün "Centre de gravite" karşılığı olarak "Ağırlık merkezi" yazılması gerekirken "Merkez kaç noktası" denilmiş. "Ben silah kullanmasını bilmem ki" cümlesi de, dizilerde, en çok "Silah" çevresinde olayların işlendiğini çok zekice anlatan, dizilerdeki ağırlık noktası veya başka bir anlatımla ağırlık merkezinin silah olduğunu belirten bir ifade. Kullandığınız "merkez kaç noktası" ise ayrı anlam taşıyor. Bence, okurlarınızın dikkatini ölçmek için yaptınız bunu. Ben de, dikkatli okuyucularınızın olduğunu gösteriyorum. Kusur bulucu değilim, sadece bir katkım olsun istedim. Teşekkürler, saygılar sunuyorum.

         .........................

         Sayın Cinbiş çok haklı...

         Ancak Fransızca "Graviter" fiili bir yere düşmek anlamında da kullanıyor. İngilizce "Odak noktası" anlamına gelen "Focal point" de aklımı çeldi ve "Centre de gravité"nin anlamında yanıldım...

         Oysa doğru anlamı, yani "Ağırlık merkezi" dilimin ucundaydı...

         .........................

         Yazıyı yetiştirme telâşı bazen yazarı hatalara sevk ediyor...

         Değerli okurlarımdan ve Dr. Cinbiş'e hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyor, herkesten bağışlanmayı diliyorum.

         Bütün okurlarıma selâm ve saygılar yolluyorum efendim.

 

*

 

Biz de böyle dokunuruz

             PAZARTESİ günü dokunulmazlıkları konuşmak üzere toplanan Meclis Komisyonu'nda yine boks maçı seyrettik...

         Komisyon odası sanki ring...

         Yumruğu vuran vurana...

         Bu kadar ayrıntılı boks maçı, yeminle söylüyorum hiç seyretmedim...

         Yumruklaşma yetmedi, şişeler, bardaklar, kalemler havada uçuştu...

         Hızını alamayanlar sıraların üzerine çıkıp kalabalığa pike yaparak saldırdı...

         Utanç verici bir tablo!

         ...........................

         Mesajı alamadım...

         "Biz işte böyle dokunuruz" demek mi istediler, yoksa "Dokunulmazlığımıza dokunmayın" demeye mi çalıştılar anlayamadım...

         ...........................

         Yurttaş bunları birbirinin boğazını sıksın, yumruk yumruğa kavga etsin, Rambo'luk taslasın, kabadayı rolü oynasın diye seçmiş değil ki...

         Hepsini, yasama görevi yapsın diye Meclis'e gönderdik...

         Topluma, kötü değil iyi örnek olsunlar istedik...

         Sonuç hüsran!

         ..........................

         Yaşananların bir başka tarafı daha var...

         Kavgada vekillerin danışmanları da yer almış...

         Galiba yasamada şimdi de danışman saltanatı başladı...

         .........................

         Vekiller, iyi yumruk sallamak nasıl olur diye bunlara mı danışıyor dersiniz...

 

*

 

Otur oturduğun yerde

          SİNİR krizi geçirince adamı apar topar ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdüler...

          İğne yapıldı, sakinleştirildi, bir süre müşahede altında tuttular...

          Galiba evinde dinleniyor...

          .........................

          Birlikte oynadığı bir aktör arkadaşı mesaj yayınladı:

          -Eskisinden daha güçlüyüz...

          Sinir krizi demek ki insana, hatta etrafına acayip güç veriyor...

          .........................

          Sosyal medyada uçuşan mesajlardan biri çok hoşuma gitti:

          "Hadi oradan" demiş bir hanım kızımız, "Siz kendinizi Al Pacino mu sanıyorsunuz"...

          "Eskisinden daha güçlüyüz" lâfına bu da kapak olsun!    

 

*

 

BİR SÖZ

              DÜŞÜNMEDEN söyleyen, nişan almadan atış yapan avcıya benzer.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları