Kime kızalım

Haydar ÇAKMAK

14 Temmuz 2011 tarihinde Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde 13 askerimizin şehit edilmesi olayı içimizi yaktı. Yirmili yaşlarda hayatını kaybeden bu gencecik yavruların, kim bilir ne hayalleri, ne planları ve ne umutları vardı. Geride bıraktıkları anne, baba ve diğer yakınlar, yaşamları boyu onlarla olacak acıları. Bir bütün olarak bu genç şehitlerin acılarını içinde hisseder yurtseverler. Bunu yapanları da, yaptıranları da ve onlara fırsat yaratanları da aşağılıyorum ve lanetliyoruz.
Daha önce birçok defa yazdık, insanlık tarihinde terör yaparak devlet kurmuş hiçbir halk yoktur. Pusuya yatarak ve tuzak kurarak savaşılmaz, böyle devlet de kurulmaz ve Kürt halkının da çıkarına değildir. İki halk arasında düşmanlık tohumu ekmek kimsenin faydasına değildir. Aklı başında, vicdanı olan hiçbir Kürtün bu olayları tasvip edeceğine inanmıyoruz. Bu olayları planlayan ve uygulayanlar dış emperyalist güçlerin çıkarına çalışmaktadırlar.
2002’de sıfırlanan terör olayları bu dokuz yıl içerisinde niçin tırmandı. Orta Doğunun, Balkanların, Kafkasların ve bilumum İslam dünyasının kahramanı insanların yönettiği bu memlekette nasıl oldu da terör tekrar birinci sorun oldu. Berberin kendi sakalını kesemediği, mumun dibini ışıtamadığı gibi bir durum var. Davos kahramanı, Arapların sevgilisi, Filistin Fatihi, Dünya’nın en yakışıklı demokratı, bunca kravatlı Müslüman gazeteci, hoca, imam, liberallerin, cemaatlerin ve tarikatların sevgilisi. Herkese ağzının payını veren, Türk Silahlı Kuvvetlerine efelenen kişi ve kişiler zahmet buyursa da şu Türklerin yurduyla da biraz ilgilense ne dersiniz, belki ufak bir kahramanlık da biz Türkler için yapar; zira ölmekten bıktık da.
Bu ne bitmez tükenmez kin ve nefretse kravatlı Müslümanlarla liberaller, hemen Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi askerlerini kendilerinin öldürme ihtimalinin olduğunu bildirdiler. Hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Eskiden gizli, 2002’den beri de aleni bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmaktadırlar. Bu saldırıyı yapanların PKK, Ermeni ve Yunanlılardan ne farkı var merak ediyorum. Tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Nereye gittiğimiz de belli değil. Kürtleri bu kadar şımartan politika ve davranışların mimarı kimdir? Güvenlikle uğraşan kurumlar sus pus. Yurt severler kıskaçta ve korkutulup sindirilmiş, ne menem demokrasi ise devamlı kan ve göz yaşı akıtıyor, ülke bölünmeye doğru koşuyor. Ulusal refleks kalmamış, kim bir şikayette bulunacak olsa, darbeci, anti demokrat, fikir özgürlüğü karşıtı gibi suçlamalarla susturulmaya çalışılmakta, daha ileri giderse kendini nerede bulacağı malum. Ülkemiz üzerindeki korku, ölü toprağı ve umutsuzluk had safhadadır.
Yukarıda tarif ettiğimiz kara tablo maalesef ülkemizin bir gerçeği haline gelmiştir. Bazı basın yayın kuruluşları ülkeyi güllük gülistanlık olarak takdim etmektedir. İngiltere’de veya Almanya’da on üç asker öldürülse hükümet düşer, demokrasi budur... Hükümet kendisine demokrat diyor, demokrasinin kendisinden ziyade adı dolaşıyor. Silahlı saldırıya demokrasi ile karşılık veren tek ülkeyiz.  Demokrasi bir hayat ve yönetim tarzıdır, terörle mücadele yöntemi değil. Bölücülere umut vererek, silahlı kuvvetlerin moralini bozarak, gövdesi Türkiye’de ruhu başka diyarlarda dolaşan dindar, liberal, eski tüfek Marksist-Leninist, tüccar ve bankacı cemaat ve tarikatlarla iş birliği yaparak demokrasi de gelmez, terör de bitmez.
Kızacak o kadar çok kişi ve kurum var ki kime kızacağımıza şaşırıyoruz. Kimseye de gücümüz yetmiyor. Kendimize gücümüz yetiyor ve kendimize kızıyoruz ama bir faydası olmuyor. Tek çıkış yolu Türklerin uyanarak topluca kızmasıdır. Bu on üç Şehide ve daha önceki bütün şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz. İnancımıza göre onlar cennetliktir. Ailelerine ve bütün yurt severlere sabırlar diliyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş