Kin ve din...

Ahmet SEVGİ

Sözlükler “kin”i: “Kendisine yapılan bir şeyi hazmedememekten doğan devamlı ve gizli düşmanlık” şeklinde tanımlıyor. Din ise şöyle tarif ediliyor: “Allah’ın Peygamberleri aracılığıyla insanları dünya ve âhirette rahat, huzur ve mutluluğa kavuşturmak için bildirdiği yol...” Görülüyor ki “din”de mutluluk esastır, “kin”de ise düşmanlık... “Mutluluk”la “düşmanlık” bir arada bulunamayacağı için “Kinin olduğu yerde din olmaz” denilmiştir. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi dünyaca tanınan düşünürlerimiz de “kin”i tel’in ederek insanları sulha (barış) ve hilme (yumuşak huyluluk) çağırmışlardır.
Mevlana bir beytinde şöyle der: “Davalar, düşmanlıklar ve kavgalar ummanlar ötesinde hiçbir zaman yürüyemedi.” Kin, nefret ve düşmanlık belki bu dünyada size taraftar kazandırabilir, muhaliflerinizi baskı altına almanızda elinizi güçlendirebilir. Fakat öte dünyada hiçbir getirisi yoktur. Aksine, dünya âhiretin tarlası olduğuna göre bugün kin ve nefret tohumu ekenler yarın pişmanlık ve dehşet ekini dereceklerdir. Bunun içindir ki koca Yunus: “Adımız miskindir bizim//düşmanımız kindir bizim//Biz kimseye kin tutmayız//Kamu âlem birdir bize” demektedir.
Hz. Peygamberimizin Taif’te karşılaştığı kötü muamele ve Cebrail’e verdiği cevabı hatırlayalım. Malumunuz, Resûlullâh bir gün İslâm’ı anlatmak için Taif’e gider. Ancak, hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşır. Taiflilerin taş yağmuru altında kan revan içinde canını zor kurtarır. Bunun üzerine Cebrail’in: “İstersen şu dağı, sana zulmeden topluluğun üzerine yıktırabiliriz” teklifine (mealen) “Onlar cahildir, gün gelir hidayete erebilirler, asla onların helak edilmesini istemem” diye mukabelede bulunur. Demek ki din zor şartlarda bile insanlara düşmanlığı değil, affetmeyi ve hoşgörülü olmayı tavsiye etmektedir. Biliyorum, bazıları “Sizin bu aktardıklarınız dinî ve sofî söylemlerdir. Hayatın gerçekleri daha başka, hele devlet yönetimi çok daha başka... Dinî ve sofî yaklaşımlarla ülke yönetilemez” diye itiraz edecek. Lakin tarihimiz bize bu iddianın doğru olmadığını gösteriyor. Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük bir devleti 46 yıl yöneten Kanunî Sultan Süleyman bakınız bir beytinde ne diyor?
“Sâf-kalb ol kimseye tutma sakın kalbinde kin//Fahr-i âlem dedi sığmaz kin ile bir yerde din.” (Temiz kalpli ol, kimseye kin tutma. Çünkü Hz. Peygamber “Kinle din bir arada bulunmaz” demiştir.)
Kanaatimizce Osmanlı İmparatorluğunun 600 sene ayakta kalmasının temelinde de bu anlayış yani kinden nefretten uzak, yetmiş iki millete aynı gözle bakma anlayışı yatmaktadır.
Kısacası; kindarın hiçbir zaman dindar olamayacağı gibi dindar da asla kindar olamaz. Dinimiz kin ve nefreti değil, sulh ve merhameti esas almıştır. Kini dine bulaştırmaktan daha büyük günah olur mu?..
Son söz şairin:
“Mayasında nûr olanın gönlünde kîn olmaz//Hamurunda kir olanın kalbinde dîn olmaz.” ( Li-müellifihî)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş