Kırgızistan'daki halk ayaklanması

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Tocqueville devrimle ilgili olarak şunları söyler: “Kendilerini reformlarla zayıflatan rejimler, ihtilalle yıkılır. Despotizmler, bünyelerin liberalleştirdikleri zaman zaafa uğrarlar. Diğer bütün imtiyazlar ortadan kaldırıldığı için, geriye kalan son imtiyazlar en fazla kızgınlık doğurur. Değiştirmeye muktedir olamadıkları bir sistemin kurbanları, kaderlerine boyun eğerlerken, zirveye yaklaşmadan zirveyi görebilenler, isyan etmeye hazır olacakları noktaya sürüklenirler”.


Kırgızistan’da devrime giden süreç
Kırgızistan SSCB’nin despotizminden kurtulduktan sonra yerli Kırgız yöneticilerinin imtiyazlı yönetimleri altına girdi. SSCB döneminde yetişmiş olan yerli yöneticiler SSCB sonrası ülkeyi son derece kötü yönetmişlerdir. Kırgızistan’ın bir devlet gibi değil, adeta yandaş klanlar ya da aile şirketleri birliği gibi yönetildiği bir gerçektir. Ülkenin stratejik önemi ne kadar büyük ise yer altı ve yer üstü kaynakları yönünden de o kadar fakirdir. Kırgızistan’ın zengin su kaynaklarıyla bir miktar da altın kaynakları vardır. Ekonomik yönden son derece elverişsiz şartlara sahiptir.


Darbeyle gelen darbeyle gidiyor!
Yoksulluğun üzerine bir de devlet yöneticilerinin haksızlık ve yolsuzlukları eklenince halk ayaklanması kaçınılmaz bir hal alır. İnsanlar yoksulluğa bir anlamda tahammül edebilirler ancak hakkaniyetsizliğe ve adaletsizliğe tahammül etmezler. Kırgızistan’da da bu tür bir süreç yaşanmıştır. Sovyet sonrası ilk başkan olan Asker Akayev sonuçta eşinin, çocuklarının ve ait olduğu klanının yolsuzlukları yüzünden devrilmişti. Akayev’i deviren Bakiyev de aynı şekilde yolsuzluk, haksızlık ve hakkaniyetsizlikle suçlanarak devrildi. Kırgızca da “İman sahibi olanlar akrabalarıyla yönetmez, akrabalarıyla yönetenlerden de iman sahibi olmaz” anlamına gelen bir söz vardır. Kırgız yöneticiler bu sözü hiç duymamış bir biçimde ülkeyi yönetmişlerdir. Nitekim Devlet Başkanı Bakiyev kendisinden önceki Başkan Asker Akayev’i 2005’te bir halk ayaklanmasıyla devirerek iş başına gelmişti. Kendisi de 2010 yılında bir başka halk ayaklanmasıyla devrilmiş oldu. Bir anlamda su testisi su yolunda kırılmış oldu.
Her iki başkanın devrilmesinde önemli bir rol oynayan bugünkü geçici başkan Roza Otanbayeva, Asker Akayev’in Dışişleri Bakanıydı. Otanbayeva, bir süre önce “Hiç kimseye medeni cumhuriyetimiz üzerine monarşi inşa etmesine izin vermeyeceğiz” demişti. Açıkçası darbenin ayak sesleri önceden duyulmuştu. Kırgızistan’da yoksulluk ve yolsuzluk sorununu tahammül edilir bir seviyeye indirmeye başaramayan hiçbir iktidarın geleceği olmaz.


Kırgızistan’ı Türkiye uzaktan izliyor
Türk dünyasının en önemli ülkelerinden biri olan Kırgızistan’da üst üste devrimler oluyor kardeş kanı dökülüyor. Büyük güçler de bölgede biraz daha etkin olmanın yollarını arıyor. Türkiye ise olan biteni seyretmekle yetiniyor. Hâlbuki Kırgızistan hem Rusya’nın hem de ABD’nin üslerinin bulunduğu bir ülkedir. Son darbeden sonra Kırgızistan’ın daha fazla Rusya’ya yaklaşacağı belli olmuştur.
Kırgızistan’ın fakirlik ve yoksulluk başta olmak üzere çok çeşitli sorunları var. Ülkenin feodal yapısı, etnik bölünmüşlük, kötü yönetim ve haksızlık kısa sürede halkı patlamaya hazır bir kitle haline çevirebilmektedir. Bu noktada Türkiye’nin üzerine düşen bir şeyler olduğunu da söylemek gerekir. Türkiye belki sorunları tamamen çözecek bir konumda değildir. Ancak Türkiye’nin bölgede yapabileceği çok şey olduğu da bilinmelidir. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları