Kış sahneleri

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Doğu Anadolu'nun kışlarını yaşayanlar bilir... Yamandır o soğuklar, çetindir kış koşulları... Acıdır o anılar...

Bazı sahneler sunayım, ayniyle vaki sahneler:

 

I-TURFANDA ÖLÜNÜN TEZEĞİ

 

Yırtmış kara yerin kar kefenini/köy mezarlığında bir kara dörtgen./Yokluğun süsü/içinde ak kefenli turfanda ölü/kokuya koşuşan aç kurt sürüsü.

Önlemini almıştı ölü sahibi/bir tezek yakmıştı mezar üstünde/ürktüler alevinden/onlar/ o ölüyü yiyemediler.

Toprakla birlikte dirilen/toprak içindeki kurtlara kaldı ölü/için için yediler.

 

II-KAR MEHTABI

 

Ayaz gecelerin beyaz gecelerinde/Abartarak yansıtır kar aklığı ay ışığını/Kar ıssızlığı tekdüze hüzün/Yalnızlık bakar camından otobüsün/Görüp göreceği/Uğur Sayılan gececi bir tilki/İçine döner bu yineleklikten bıkkın/Bağrına basar can yoldaşı bir şiiri

 

III-SARIKAMIŞ HAREKATI VE BİTLER

 

1915 yılının Ocak Ayı... Soğuk, yokluk ve başındaki komutanların çılgın ihtirasları yüzünden bozguna uğramıştır Ordumuz Sarıkamış'ta. Çekilme emri vermiştir kalan birliklere Enver Paşa ve Hafız Hakkı Paşa. Çekilme evet... Ama nasıl?.. Haşat olmuş bir ordu nasıl çekilir ki?.. Öle öle mi, öle kala mı?.. Ya yaralılar?.. Onlar ne olacak?.. İşte şu zeminlikte dört yaralı var. Biri ağır, üçü orta... Orduyla gitmeleri mümkün değil... Hem ordu nerede, onu da bilen yok... Bugün bu zeminlikten çıkmalı, yola düşmeliler, sılaya varmalılar varabilirlerse. Yaraları sılalarında sağalır ancak. Sağalırsa yaraları, sağ olursa canları, yeniden birliklerine dönebilirler ancak. Süvari Serçavuş Bayburtlu Şükrü oğlu Şevki, en yüksek rütbelisidir bu dört askerin. Nice zorluklara birlikte göğüs gerdi bu arkadaşlarıyla. Bu kez de başaracaklarından emin. Moral vermeli bu kader arkadaşlarına, yaralarına aldırmadan yola çıkmalılar bir an önce...

Ağır yaralı arkadaşlarına ilkel bir sedye yaptılar çam dallarından, sürüte sürüte yola düştüler. Bir terk edilmiş değirmen buldular, orada gecelediler. Sabah kalktıklarında ağır yaralı arkadaşlarını ölü buldular. Onu o değirmene gömdüler... Yola düştüler yine, vara vara vardılar Erzurum'un İspir İlçesine. İspir'in bir köyünde teyzesi vardı Şevki'nin, onlara konuk oldular. Soba yanan bir odayı hayal bile edemezlerdi, kavuştular sevinçle. Fakat beş dakika sonra dayanılmaz bir kaşıntı tuttu hepsini. Bitlenmişlerdi. Fakat bitler soğuktan dolayı bir şey yapmıyorlardı, sıcak vurunca harekete geçmişlerdi, özellikle yaralarının içine dolan bitlerin verdiği acı dayanılmazdı. Duramadılar soba yanan odada, ahıra gittiler, orada yıkandılar arap sabunu ile, bitlerini temizlediler, çamaşırlarını değiştirdiler de acılarından kurtuldular...

Şevki, dedemdir benim, arkadaşları Trabzonlu Temel Aga, Erzincanlı Hayri ve değirmene gömdükleri şehit Erzurumlu Fuat... 

 

IV-YOLCUNUN DÜŞÜ

 

Ak düşüyor karanlıklara bir kış gecesi/Yolcudur şimdi nicesi/Yuvasını düşlüyor at üstünde birisi/ Yalan gerisi...

Varıp kapıyı çalaydım/Karanlığa bırakıp soğuğu/İçeri dalaydım/Çatır çatır sobamız yanında minder/Üstüne bağdaş kuraydım/Dizlerimde balalar/Çayımdan bir fırt alaydım mutlulukla/Oh çekip bir türkü mırıldanaydım: "Kar yağar beyaz olur/Geceler ayaz olur/Sen bana gelince yar/Hem bahar hem yaz olur."

 

 

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları