Kışlalar kapanıyor, sancaklar yırtılıyor

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

30 Ağustos’ta, Türk ordusunun yeni komutanları göreve başlayacak.
Artık tüm yetkiler Başbakan Erdoğan’ın elinde.
Erdoğan 11 yıldır, atanmasını istemediği komutanların kararlarına  “şerh” koyuyordu. Yani,  “hayır” diyor ama, bunun sonuca pek etkisi olmuyordu.
Şimdi tepeden tırnağa tüm yetkiler elinde.
Bu vesileyle içinde bayrak, asker, vatan ve kalem geçen bir konu seçtim.

 


*

 

 


Bu boğucu yaz sıcaklarında -ve tatilde iken- “Nerdeeen nereye” diyeceğiniz bir olayı anlatmak istiyorum.
Tarih, 24 Şubat 1921.
Kurtuluş Savaşı devam ediyor.
İstanbul’da, Sevr Antlaşması gereğince son askeri kıtalar terhis ediliyor, subayların büyük bölümü açığa çıkarılıyor. Yani askerlikleri otomatik olarak bitiyor.
Bu ortamda Cenap Şehabettin (Ne yazık ki, siyaset dışı yazılarını beğenirdim) bu feci olayı kutlayan biçimde bir makale yazıyor.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu bu yazıya cevap veriyor.
Özetleyerek alıntılıyorum.

 


*

 


“... fakat bizde -gerek şimdi olsun, gerek eski devirlerde olsun- kalem sahipleri toplumun en korkak, en zelil, en metanetsiz bir sınıfını teşkil ederler.
... bunlardan birisi (Cenap Şehabettin), geçenlerde zamana uyduğunu ispat fikriyle, dün diz çökerek öptüğü kılıcın üzerine tükürdü ve ‘Bugün kışlalar kapanıyor, sancaklar yırtılıyor, zâbit kılıcına ve mahmuzuna veda ediyor’ diye sevinçle haykırarak zıplamaya başladı.
Onun fikrine veyahut devrin anlayışına göre, bütün felâketlerimizin sebebi kılıç ve silahtır.
... Eğer işimiz kalemle siyasete kalsaydı, hiç bu hale gelir miydik? Kalem ve siyaset!.. Fakat hangi kalem, hangi siyaset?
Taraf taraf kışlalar açan, daha doğrusu bütün dünyayı geniş bir kışla haline sokan düşmanın önünde kendi kışlalarının birer birer kapandığına ve kendi askerlerinin birer birer ortadan kaybolduğuna sevinen yazarın kalemi mi?
Hakkını müdafaaya, varlığını korumaya azmetmiş bir milletin ağzını yumruğu ile tıkayıp ve göğsüne tekmesini basıp kendi hakkında verilen bir idam kararını öperek başına koyan devlet adamlarının siyaseti mi?
... Şu içinde bulunduğumuz çıkmazda kalem sahiplerimizden bazılarının, vatanî görevlerini görmek şöyle dursun, ... daima vatanın çıkarlarının tersine hareket etme günahından kurtulamadıkları açıktır.
Bu milletin silahlı kısmı, tam 100 yıldan beri, durmadan, aydın olduğunu iddia eden bir zümrenin isyan ve hatalarını, kendi bileğinin kuvveti ve kendi göğsünün kanıyla düzeltip temizlemekten başka bir şey yapmıyor.

 


*

 


... Kalemi tutan el her şakırdayan keseye uzanan ellerden ve sözü söyleyen bu ağız her uzatılan lokmaya açılan ağızlardan olmasın; çünkü, el doğruyu bulmak ve ağız gerçeği söylemek içindir.”  (Y.K. Karaosmanoğlu, “Kalem ve Kılıç”, İkdam Gazetesi, 24 Şubat 1921.)

 


*

 


Bir slogan üreterek bitireyim:
Bugün yaşadıklarımız, daha önce yaşadıklarımızdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları