Kitaba saygı...

A+A-
Ahmet SEVGİ
Sosyal ilişkilerde olduğu gibi, okuma-öğrenme işinde de saygının önemli bir yeri olduğu kanaatindeyim. Saygı göstermediğimiz birisinden nasıl saygı beklemeye hakkımız yoksa değer vermediğimiz, üstüne oturduğumuz hatta okuyup çöpe atağımız bir kitap yahut dergiden de pek bir şey öğrenebileceğimizi sanmıyorum...

İlkokul yıllarımı hatırlıyorum. Sene sonları karnemizi aldıktan sonra, bugün mezuniyet törenlerinde şahit olduğumuz, keplerin havaya fırlatılması misali, bizler de kitaplarımızı defterlerimizi yırtıp havaya fırlatırdık. Sınıfı geçmiştik ya, artık bizim için okuduğumuz kitapların, yazdığımız defterlerin bir anlamı kalmamıştı.

Bunun gibi, kitabı sadece bir araç olarak görüp ona gereken değeri vermemek daha doğrusu kitaba bir ilkokul öğrencisi gözüyle bakarak işimiz bitince onu kapı dışarı etmek en azından okumuş insanlara yakışmayan bir davranıştır. Bana sorarsanız etrafınızda bu tip insanlar varsa onlardan vatan millet adına herhangi bir beklentiye girmemenizi tavsiye ederim. Kitaba saygısı olmayanın millete sevgisi olmaz...

“Hoca yine saçmalıyor... Hangi çağda yaşıyoruz? Bilgisayar diye bir şey var. Flaş bellekten haberi yok herhalde... Kitap da neymiş? Kalabalığına mı hevesiz?” diyenlerin sayısının hiç de az olmadığını biliyorum. Ama kazın ayağı öyle değil...

Ben siyasî yorumlardan, bilimsel hırsızlıklardan veya magazin haberlerinden bahsetmiyorum. Bunlara internet aracılığı ile elbette çok rahat ulaşabilirsiniz. Benim üzerinde durduğum; düşünce üretimi, edebî üslûp, saf şiir gibi temeli muhakkak kitaba dayanması gereken sanatlardır. Kitabı önüne açıp altını çizerek tekrar tekrar okumadan hatta zaman zaman yeniden ele alıp üzerinde düşünme ihtiyacı duymadan ne fikir üretilebilir ne de edebî bir üslûba sahip olunabilir.
Yazılarımda ara sıra hatırlatmaya çalıştığım üzere, bilgi insanlığın ortak malıdır. İhtiyaç duyulduğu zaman ona çeşitli yollardan ulaşılabilir. Bugünkü teknik imkânlarla bilgiye ulaşmak artık çok daha kolay...  Lakin zor olan, kişilik ve üslûp sahibi olabilmektir ki bunun yolu da kitaptan geçer...
Diğer taraftan bilinmelidir ki medeniyetin temelinde kitap vardır. Montaigne’nin: “Söz kültürdür, yazı medeniyet” sözü bunu çok güzel ifade etmektedir. İnsanlar bilgi ve tecrübelerini kitaplara kaydederek daha sonra gelenlerin biraz daha ilerisini görmelerine imkân sağlamasalardı bugünkü medenî gelişmelere ulaşabilir miydik?

“Kâğıt medeniyeti” tabirini duymuşsunuzdur. Bence bütün medeniyetler kâğıt medeniyetinin ürünüdür. Ecdadımızın kitaba ve kâğıda gösterdiği saygı boşuna değildir. Kitap yazanlara gösterilen hürmet ve yazılan eserleri muhafaza edebilmek için sarf edilen olağan üstü gayret olmasa insanlık bugünkü noktalara ulaşamazdı.

Çağımız internet çağı, kabul ama bizi buralara taşıyan da kitap olmuştur. Kitaba kâğıda olan saygı ve sevgi olmasa medeniyet de olmazdı. Ayrıca teknik ne kadar gelişirse gelişsin bence kitap hiçbir zaman değerini kaybetmeyecektir. Kitaba saygının medeniyete saygı olduğunu düşünüyorum...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları