Kitap dünyası...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Cemil Meriç bir yazısında: “Seçme hürriyetimizin sınırsız olduğu tek dünya, kitaplar dünyasıdır” der. Gerçekten de sosyal hayatta özgürlüklerimiz hep sınırlıdır. Diğer bir ifade ile özgürlük alanımız başkalarının haklarıyla çevrilmiştir. Söz gelimi, gecenin bir vaktinde çat kapı komşumuza gidemeyiz. Fakat hangi saat olursa olsun kitaplığımıza girip istediğimiz yazar yahut şairle dilediğimiz konuda sohbet edebiliriz...
Saat gecenin 0.4’ü... Çalışma odama giriyorum. Takriben beş bin fikir adamı ve şair var içeride. Rahatsız olmak bir yana, hepsi de dört gözle beni bekliyor sanki. Hoş beşten sonra konumuz “kitap” diyorum... Bir anda herkes bakışını bir noktaya dikiyor. Dönüp bakıyorum, şairler tahtında oturan Mevlana Hudâvendigâr (ö. 1273) söze başlamış: “Kitaptan maksat içindeki bilgilerdir; ama dilersen onu yastık yapabilirsin. Fakat ondan maksat yastık olması değil, bilgidir, ilimdir, irşat ve faydadır” :
“Gerçi maksûd ez kitâb ân fen buved//Ger tueş bâliş konî hem mî şeved//Lîk ez û maksûd în bâliş nebuved//İlm buved û dâniş û irşâd u sûd.”
Sonra Türkmen Kocası Yunus: “Kendin için ne istersen başkası için de onu iste. Dört kitabın (Zebur, Tevrat, İncil, Kur’ân) mânâsı budur” diye kestirip attı:
“Sen sana ne sanırsan//Ayruga da onu san//Dört kitabın mânâsı//Budur eğer var ise.”
Kastamonulu Latîfî (ö. 1582) şöyle devam etti: “Mal-mülk, makam-mevki cahilin eğlencesidir. İlim-irfan sahiplerinin malı-mülkü de kitaplarıdır. Fazilet sahibi insanlar bir yaprağı bin altın ocağına değişmezler. Oysa cahil onu beş paraya almaz, çünkü işine yaramaz:
“Nitekim eğlencesidir mâl u câhı câhilin//Ehl-i irfânın da mâl-ı bî-şumârıdır kitab//Yeğ durur bin kân-ı zerden ehl-i fazla bir varak//Câhil almaz bir pula n’etsin ne kârıdır kitâb.
Şair Nâbî (1712): “Ortalıkta insanlara doğru yolu gösterecek olgun insanlar kalmadığı zaman sana mürşit olarak kitap yeter” dedi:
“Mürşid-i kâmil olunca kem-yâb//Sana mürşid yetişir şimdi kitâb.”
Az gerilerden Esrar Dede’nin (ö.1796) sesi duyuldu: “Bir kitap mesabesinde olan dünyayı anlamada sağlam bir metiniz. Yani matlup olan mânâ insan kitabındadır:
“Şerh-i kitâb-ı âleme bir metn-i muhkemiz//Lafz-ı talebde ma’nî-i matlûb-ı âdemiz.
Nâbî tekrar söz alıp şöyle dedi: “Sadece insan değil, kâinat baştan sona bir kitaptır. Lakin cahilliğimiz ve idraksizliğimiz yüzünden onu okuyup anlayamıyoruz:
“Kitâb-ı kâinât esrâr-ı hikmetle leb-â-lebdir//Şikâyet cehlden feryâd bî-idrâkliklerden.
Sağ taraftan gür sesiyle Bâkî (ö.1600) konuşmaya başladı: “İbret gözüyle ağaçların yeşil yapraklarına bak. Akıl sahipleri için her yaprak Allah’ı tanıtan bir kitaptır:
“İbret gözüyle berg-i dırahtân-ı sebze bak//Hüşyâr olana her varakı bir cerîdedir.
Aslında hemen yanı başımdaymış Nâmık Kemâl (ö. 1888), konuşmaya başlayınca fark ettim. Sakalını sıvazlayarak kudemâya meâlen şöyle seslendi: “Muhterem Efendiler! Kitabı çok güzel anlattınız. Lakin sizin bu güzel fikirleri ürettiğiniz topraklar ‘zulüm kitabı’nın eline geçti. Ne olur halkı bu gaflet uykusundan uyandırın:
“Kitâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar//Uyan ey yaralı şîr-i jiyân bu hâb-ı gafletten.”
Derken yukarıdan, adını bilmediğimiz bir şair: “Görünürde kitap gibi susuyor olsam da gönlümde nice sözler, nice mânâlar var” diye seslendi:
“Ne mânâlar ne sözler mündericdir safha-i dilde//Eğerçi sûret-i zâhirde hâmûşum kitâb-âsâ.”
Saat: 05.30... Bulunduğumuz şehirde sabah namazı vakti. Müezzin ezan okumaya başlayınca şairler birden sessizliğe gömüldü. İnşallah bir başka gün bir başka konuda şairlerle sohbete devam edeceğiz...
48. Kütüphanecilik haftanız kutlu olsun efendim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları