Kitle katliamcısı ve peşine takılanlar

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Kitle katliamcısının yayınlanan mesajında ‘silahları bırakın ve en yakın karakola teslim olun’ diye bir talimatı yoktur. Mesajın içinde kan dökmekten, döktürmekten bıktım, yoruldum ve pişman oldum anlamına gelen bir cümlesi de yoktur.
Aksine terörle sonuç almış, silahla demokrasiye ve siyasete diz çöktürmüş bir kahraman (!) gibi, görüşlerini iktidara ve topluma sunduğu görülüyor.
Ne diyor:  “Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyasi sürece kapı açılıyor... Demokratik hakları, özgürlüğü, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.”  Demokratik siyasi sürecin silahlı direnişin sonucu olduğunu ifade ediyor.
“Silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir” diyerek de kan döken çetelerinin yerlerini değiştirmesini istiyor. Adeta ’sınırın ötesine geçiniz, şimdilik cinayetlere son veriniz, yeni bir emre kadar orada kamufle olunuz’ demeye getiriyor.
Neden silahlar bırakılıp teslim olunmuyor da sınırın ötesine çekilmekten söz ediliyor?
Kaldı ki demokratik hukuk devletinde ya da anayasal sistemde suç işlemek için örgütlenip dağa çıkarak kan dökmüş olan bir örgüte, elini kolunu sallayarak çıkıp gitmesi için izin verilebilir mi?
Sınırları açarak suç işleyenlere, sırtlarındaki silahlarıyla ellerini kollarını sallayarak gitmesine izin verenler suç işlemiş olmayacaklar mıdır?
Sınırın öte yanına gitmek ne anlama gelmektedir? Bu hiç kuşkusuz yeni şartlara uygun yeni pozisyon almakla ilgili strateji geliştirmeye yöneliktir. Zira sınırın öte yanında Barzani’nin peşmergeleri Irak’ta merkezi hükümete karşı elleri tetikte bekliyor. Öcalan onlara adeta ‘peşmergelerin arasına karışınız, enerjik ve aktif halde bekleyiniz’ demiş oluyor. Suriye’de ise kan gövdeyi götürüyor. PKK’nın özdeşi olan PYD, Kuzey Suriye’de bazı bölgelerde fiilen egemenlik tesis etmiş bulunuyor. O bölgeleri elde tutmak için oraya PKK, Türkiye’den yeni güç ikmali yapmış oluyor. Bu nedenle Türkiye’deki militanlarına  “sınır ötesine çekil”  talimatı veriyor.
“Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun noktasına geldik (...) Silah değil siyaset öne çıkıyor... Artık sınır ötesine çekilme aşamasına gelinmiştir.”  Bu sözlere kutsallık yüklemenin ne anlamı var?
Neden sınırın ötesi işaret ediliyor? Sınırın bu tarafında silahların bırakılması niçin düşünülmüyor?
Bu ifadelerden sınırın öte yanına gidiniz, görevinizi yapınız ve gerektiğinde sınırı geçip bu yana gelirsiniz sonucu çıkmış olmuyor mu?
Sınırın öte yanında silahların namlusunu Türkiye’nin ensesine dönük biçimde tutunuz, bizim pazarlık gücümüz artsın denmiş oluyor!
Bu tavır silah bırakma, devletin adaletine teslim olma ve silahtan siyasete geçme tavrı değildir. Bu yeni bir strateji ve taktiktir. Sorun çözen değil büyüten bir stratejidir.
Sınırın ötesine çekilmeyi büyük bir taviz ve önemli bir jest olarak sunan Öcalan’ın kuyruğuna takılanlar da bunun için gereğinin yapılmasını istiyorlar!
Bebek katili Öcalan mesajında, Kürtler için ulus devletten vazgeçtiğini beyan ediyor, -Türkiye’nin de milli devletinden vaz geçtiğini kabul ederek- buna mukabil Orta Doğu’nun  “iki stratejik gücü”  olarak nitelediği Türklerle Kürtlerin -Araplar’ı dışlıyor- kendi ortak geleceklerini Misak-ı Milli çerçevesinde yeniden kurmaları gerektiği fikrini savunuyor.
Bu Misak-ı Milli, Irak Kürdistanı’nı da içeren Misak-ı Milli’nin modern zamana denk düşen biçimi, eşitlikçi temelde bir Türk-Kürt ittifakıdır. Öcalan’ın burada vurguladığı, Irak ve Suriye’deki Kürt bölgelerini de Türkiye’nin kapsama alanına almasıdır. Böylece Türkiye, bu bölgeleri denetim altına alarak Türkiye’nin Güneydoğusuyla entegre etmelidir.
Zamanı gelince de halkların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde yapılacak bir halk oylamasıyla KCK’nın öngördüğü Birleşik Büyük Kürdistan kurulma imkanına sahip olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları