Kızım, papazım ve ben karşınızdayım

İsrafil K.KUMBASAR

Kasımpaşalı Civan, Strasburg’ta tam anlamıyla açtı ağzını yumdu gözünü. ‘Hazin itiraflar’ peş peşe sökün etti.
İmralı pazarlığı, ABD ile arasındaki ‘ailevi sorun’ ve Türkiye’nin nasıl bir ‘hoşgörü cennetine’ dönüştürüldüğü birinci ağızdan tescil edildi. Civan, “Evet, devlet herkes ile görüşür. Devletin başı da iktidardır” sözleriyle, bebek katilinin muhatap alındığını ikrar ederken, gönül isterdi ki, birkaç ay önce sarf ettiği sözlere de bir açıklık getirsin.
Hani diyordu ya, “Bu iddiayı ortaya atmak şerefsizliktir” diye. Kim bilir belki birkaç ay sonra yeni bir açıklama yapıp o cümlesini de izah eder. ‘Şerefsizlikten’ kastının ne olduğunu dünya âleme anlatır.
Böylece arkasında çocukça bir heyecanla el çırpıp, “İkinci one minute” yahut “Avrupa’ya da one minute” dedi şeklinde herzeler döktüren yalaka güruhu da bir parça ayıkmış olur. Sırf bu itiraf bile “yok” denilen ‘gizli ajandanın’ nasıl adım adım hayata geçirilmek istendiğinin bir kanıtıdır.
Milleti uyutarak, saman altından su yürüterek kurulan oyunlar yavaş yavaş ayaklarına dolanmaya başladı.

***


Civan’ın bir başka önemli itirafı da ‘hoşgörü’ üzerine oldu. ‘İthal’ papazları, ‘milletin parası’ ile onarılan kiliseleri bir çırpıda sayıp döküverdi. Yetmedi, “Bir şikayet varsa, bizzat takip edeceğim” diye garanti de verdi.
Yunanistan, Müslüman Türklere ‘bir seccadelik’ yeri bile esirgerken, Kasımpaşa yiğidinin özverisi azımsanacak şey değildir yani.
Doğru söylüyor. Artık ‘temelinde taş kalmamış’ ibadethaneler bile bir şekilde gün yüzüne çıkarılıp, “Bakın biz nasıl müsamahakâr bir milletiz” mesajları veriliyor.
‘Tapular’ düzenleniyor, ‘tazminatlar’ ödeniyor. Koskoca İstanbul’un dört bir yanı bir gecede “Haç, hilal ve siyon yıldızı” sembollerinin yer aldığı afişlerle donatılıyor: 
- “Hoşgörü şehri Hatay!”
Meğer ne ‘gavursever’ bir milletmişiz de haberimiz yokmuş.
Cemaati kalmamış ibadethaneler ihya ediliyor ama öte yandan ‘ısmarlama’ kitaplarla milletin kafası bulandırılıyor:
- “Misyonerlik iddiaları ile kargaşa çıkarılacaktı!”
Hazretin söyledikleri bile bir oyunun ‘hangi safhaya’ geldiğini gösteriyor, ya söylemedikleri. Ya ‘el altından’ yürütülen faaliyetler?

***


Son bomba ise ABD’nin kerimeye vize için zorluk çıkarması.
Vay sen misin ‘benim kızıma’ vize vermekte ayak direten. Büyükelçilik her ne kadar ‘fotoğraftan’ kaynaklanan bir durum olduğunu açıklasa da, belli ki konu başörtüsü.
Ne hazindir ki, kendi kerimeleri söz konusu olunca ABD’ye bile “One minute” numarası çekenler, sıra ‘milletin’ çocuklarına gelince ‘gerilimin tarafı’ olmama adına yutkunup duruyorlar.
Listelerine bakın, üzerinden semirdikleri, ‘ikbal’ ve ‘izzete’ kavuştukları ‘başörtüsüne’ karşı tavırlarını göreceksiniz.
Hazret kerimesi adına ‘ABD ile gerilimi’ göze alabiliyor da, istismar ede ede bin bir nimete kavuştukları halkın çocukları için ‘söyleyecek tek laf’ bulabiliyor:
- “Tartışmalardan uzak duracağız!”
Hakk-ı âliniz var efendim. Değil mi ki ‘önce can’ demişler. Durmak yok, yola devam.
‘Memleket toprakları’ gayrimüslimlere açılabilir. ‘Bebek katili’ ile müzakere masasına oturulur, ‘kerimeden’ dolayı ABD’ye bile kafa tutulur. Ammaaa, mevzuubahis milletin çocukları olunca, orada yutkunulur.

***


‘Çok kültürlülük’, ‘çok dillilik’, ‘çok seslilik’ falan filan bir yere kadar yutturulur da, ‘yüz’ tek olmalı.
Millet çok değil, ‘ikiyüzlülüğe’ bile tahammül etmez diye düşünüyoruz.
“Millet de kim yahu, mühim olan bizim konumumuz” diyen varsa, çok değil 12 Haziran’da onun da cevabı verilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş