KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın tarihi mesajları (1)

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

15 Kasım günü KKTC’nin kuruluşunun 24.yıldönümünü büyük bir coşku ve gururla kutladık. Rum tarafının geleneksel uzlaşmazlığının, çözüme karşı olumsuz tutumunun ve Kıbrıs Türküne yaşam hakkı vermeyen siyasetinin doruğa çıktığı bugünlerde, birçok başkent ve şehirde yapılan törenlerde önemli mesajlar verildi.
Kıbrıs Rum tarafının hain emellerine ve batı emperyalizminin Anavatan Türkiye ve KKTC’ye karşı kalleşçe hazırladığı senaryo ve oyunlara karşı uyanık olunması çağrısı yapıldı.
Cumhuriyetimiz etrafında birlik ve beraberlik içerisinde kenetlenmemiz gerektiğinin zarureti vurgulandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat 24. yıldönümü münasebetiyle televizyonda yaptığı kutlama konuşmasında ve 15 Kasım günü Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda yapılan törenlerde yaptığı konuşmada tarihi önemde mesajlar verdi. Bu mesajları ayrıntılı bir şekilde sizlerle paylaşmak istiyorum.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Bayrak Televizyonu’ndan yaptığı konuşmada “Kıbrıs Türk halkı, yüzyıllardan beri, sadece kendi kendinin efendisi olmak için çalışmış, mücadele etmiş, direnmiş ve hatta savaşmıştır” diyerek Kıbrıs Türkünün mukavemetçiliğine ve bağımsızlığa olan düşkünlüğüne dikkat çekmiş; “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkını çağdaş bir yaşam seviyesine ulaştırmanın aracıdır. Siyasi, ekonomik ve sosyal kazanımlarımızı koruyup geliştirecek bir devlet aygıtına sahip olmak, böyle bir devlet aygıtının sunduğu olanakları kullanarak, böyle bir devlet aygıtının koruyuculuğunda yaşamak herkes gibi Kıbrıslı Türklerin de hakkıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti işte bu devletin kendisidir” söylemi ile de Devletimiz KKTC’ye sahip çıktığını ve Devletimizin geleceğimizin teminatı olduğunu belirtmiştir.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Anavatan Türkiye’ye verdiği önemin de altını çizerken “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğine çok büyük değer vermektedir. Ne yapabiliyorsak Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile yapıyoruz. Türkiye ile ilişkilerimizi güçlendirmek ve daha verimli hale getirmek için yapmamız gereken şeyler vardır. Bunları yapmaktan kaçınmayacağız” demiştir.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, 15 Kasım törenlerinde yaptığı konuşmada da “Kıbrıs’ta bir çözüme ‘evet’diyen taraf olarak Kıbrıslı Türklerin cezalandırılmaya devam edilmesi kabul edilemeyeceğini” belirterek “Bu durum, tam da Rum tarafının uzlaşmazlığının nedenidir. Zamanın, adamızda barışı ve birleşmeyi gittikçe daha zor bir hale getirdiğine aldırmaksızın, Tasos Papadolulos zamanla Kıbrıslı Türkleri silip süpürebileceğini hesaplıyor. Tabii ki çok yanılıyor. Kıbrıslı Türkler her zaman dimdik ayaktadır ve ayakta olacaktır” diyerek her şartta Ruma karşı mücadele edileceğini tekrarlamıştır.
Çözümsüzlüğün,Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun, Kıbrıs Rum tarafını adanın tek temsilcisi sayıp her olanağı altın tepsi içinde sunduğu, buna karşılıksa, Kıbrıs Türk tarafını izolasyonlar altında dışladığı için devam ettiğini de belirten KKTC Cumhurbaşkanı Talat Kıbrıs’taki gerçeklere gözünü kapayanların,Rum tarafının uzlaşmazlığını teşvik ettiğini de belirtti.
(Konuya devam edeceğiz)
KKTC Cumhurbaşkanı Talat tarihi konuşmasında; Papadopulos’un son dönemdeki uzlaşmaz tutumunu ve gerçek niyetini şu sözlerle dile getirdi:
 “Papadopulos’un, 26 Ekim 2007’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülen müzakerelerde ortaya çıkan parametreleri ve çözüm müktesebatını reddetme noktasına geldiğini apaçık bir şekilde gösteriyor. BM’nin bugüne kadar hazırladığı planların uluslararası hukuk süzgecinden geçmediğini iddia edecek kadar aşırıya kaçıyor ve hedefini ortaya koyarken üniter devleti tarif ediyor. Fakat ne yazık ki uluslararası toplum susuyor. Yüzüne karşı adeta dünyaya meydan okurken ortaya çıkan bu suskunluk Rum gericiliğini daha da pervasızlaştırıyor. ”
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulos’un Kıbrıs Türklerine adada hayat tanımadığını da anlatırken şöyle dedi:
 “Suriye’ye feribot seferi düzenlememizi inanılmaz bir tepkiyle karşılayarak yediden yetmişe tüm Rum gericilerini harekete geçirip Suriye’ye karşı bir Haçlı Seferi başlatmaya yeltenirken Avrupa Birliği’nden bu kez susturucu bir yanıt alıyorlar: Magusa limanını kapalı ilan eden sizsiniz, bu kararınızın uluslararası bir geçerliliği yoktur! Bu nedenle Avrupa Birliği’ni bu işe karıştırmayın! Yine de vazgeçmiyorlar. Özel ulakları, Dışişleri Bakanları canlarını dişlerine takıyorlar. Feribotun Gürcü bayrağı taşıması nedeniyle Gürcistan’ı sıkboğaz ediyorlar. Rum basınına umutlu oldukları haberleri sızdırıyorlar. Ne umudu? Feribot seferlerini durdurma umudu! İnanabiliyor musunuz? Böylesine bir saldırganlık nerede görüldü? Ticari bir ilişkiyi durdurmak için, dünyanın gözü önünde bu nasıl bir saldırganlık, nasıl bir düşmanlık? Canımız ellerinde olsa çıksın diye sıkmazlar mı?”
Sıkacaklarından; hem de öldüresiye sıkacaklarından hiç kuşkumuz olmamalıdır. Olmamalıdır da, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın konuşmalarındaki bütün bu doğru ve olumlu tespitlerinden sonra, 70’li yıllarda kalmış, iki bölgeli, iki toplumlu federal çözümden, Annan Planı’ndan, Rumlarla birlikte Birleşik bir Kıbrıs’tan ve 8 Temmuz sürecinden bahsetmesini de yadırgamaktayım.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın bunları gözü ve kulağı üzerimizde olan ve uzlaşmazlık damgasını alnımıza hemen vurmaya hazır vaziyette bekleşen emperyalistleri tatmin etmek için söylediğine, Anavatan Türkiye ve KKTC üzerinde yoğunlaşabilecek baskıları asgariye indirmek üzere taktiksel maksatla söylediğine inanıyorum. Aksini, yani Cumhurbaşkanımız Talat’ın bu doğru ve olumlu tespitleri, sırf KKTC’ye sahip çıkanları uyutmak için söylenmiş laflardan ibaret olduğunu düşünmek bile istemiyorum.
Gelinen noktada Anavatan Türkiye yetkililerinin son dönemde üzerine basa basa, altını çize çize vurguladıkları KKTC olgusunun sağlamlaştırılmasından başka bir yolumuz olmadığı apaçık ortadadır. Cumhurbaşkanımız Talat’ın uygulamada bu vurgu dışında hareket etmesi beklenmemelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları