KKTC ile yola devam

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

İsviçre- Mont Pelerin'de gerçekleşen Kıbrıs müzakerelerinden sonuç alınamadı. KKTC Cumhurbaşkanılığı Sözcüsü Barış Burcu, zirvenin çökmesinin ardından yaptığı açıklamada "Rum tarafının maksimalist tavrından vazgeçmemesi nedeniyle Mont Pelerin görüşmeleri sonuçsuz kaldı. Türk tarafı son ana kadar sürdürdüğü iyi niyetin karşılığında beklediği adımları Rum tarafından göremedi" dedi. Rum-Yunan ikilisinin uzlaşma/anlaşma peşinde olmadığını yıllardır yazmakta ve söylemekteyiz. Bu nedenle ben ve benim gibi düşünenleri  "çözüm istemeyen-barış karşıtı faşistler" diye suçlayanlar artık "acı gerçeği" görmeli ve anlamalıdırlar. Federasyon ve Birleşik Kıbrıs  maskaralığı artık son bulmuştur. Müzakere süreci artık bitmiştir. "Almaktan" başka birşey düşünmeyen, gerçekte Kıbrıs'ı ortak bir vatan olarak görmeyen Rum tarafı ile görüşebilecek hiçbir husus kalmamıştır. Annan Planı'ndan daha iyi şartlarda bir anlaşma kotarmaya çalışan Rumlar çöken müzakerelerin tek sorumlusudur.

Rum-Yunan ikilisinin tezgahladıkları oyun çözüme birkez daha engel olmuştur. Zirvenin ilk gününde Yunanistan'ın Rum heyeti aracılığı ile 5'li konferansa katılım için ön şartlar öne  sürmesi inanılır gibi değildir. Yunanistan,Türkiye'nin garantörlükten vazgeçtiğini açıklamadan ve Kıbrıs'taki Türk askerinin çekilme takvimini görmeden 5'li konferansa katılmayacağını bildirmiştir. Yunan  5'li konferansta görüşülüp üzerinde müzakere edilecek konuları işin başından kotarmaya yeltenmiştir. Böyle bir müzakere tekniği dünyada görülmüş değildir. Anastasiadis 78-92 bin aralığında Rum nüfusun Kuzey'e yerleşeceğini ve bu oran  dışında da hiçbir öneriyi dikkate almayacağını söylemiş, Türk tarafının 29.2 lik toprak önerisine karşı Annan Planı'ndaki %29'luk toprağın çok altında bir oranda ısrarcı olmuştur. Rum taleplerinden bir milim geri adım atmamış, anlaşma için kılını kıpırdatmamıştır. Rum açgözlüğü nedeniyle kriterlerde uzlaşma olamamıştır. Üzüleyim mi sevineyim mi bilmiyorum ama Mont Pelerin'de yaşanan çöküşü aylar evvel yazmış, uyarmış ve siz değerli okuyucularımızı bilgilendirmiştim.

Bir kez daha tekrarlamakta fayda vardır; Türk ve Rumlar arasındaki Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla 48 yılı aşkın süredir devam edilen müzakerelerden, Rum tarafının olumsuz ve uzlaşmaz tutumu nedeniyle sonuç almak mümkün olamamaktadır. Rumlar adanın tümünü istemektedir. Onlara göre Kıbrıs Türkleri azınlıktır ve azınlık hakları ile yetinmesini bilmelidir. Rum-Yunan ikilisi maalesef yakın tarihimizde adada yaşananlardan ders almamıştır. Adayı defalarca cehenneme çeviren, hem Rum hem Türk halklarının tarifi kolay olmayan acılar çekmelerine neden  olan Rum-Yunan ikilisinin hedefi adayı tamamen Yunan yapmaktır ve bundan da vazgeçmedikleri ortadadır.

Geçtiğimiz Pazar günü ölen Yunan eski Cumhurbaşkanlarından Kostis Stefanopulos'un Haziran 1998'de adaya yaptığı ziyarette söyledikleri Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs'taki  çılgın hedefini gösteren yüzlerce örnekten biridir. Adayı ziyaret eden ilk Yunan Cumhurbaşkanı olan Stefanopulos, sözkonusu ziyaretinde Kıbrıs'ın Yunanistan'ın bir parçası olduğunu vurgulamış, Kıbrıs'ın kaybedilmesi halinde ise sıranın Ege adalarına geleceğini öne sürmüştü. Rum-Yunan siyasetinin sağcısı, solcusu, kralcısı, kilise destekçisi topyekün bu fikirdedir ve bu hedefe ulşmak için yeminlidir.

Türk makamları yıllardır büyük bir sabırla ve samimiyetle anlaşma için çaba harcamıştır. Kurucu Cumhurbaşkanı Rahmetli Rauf Denktaş ve 3. Cumhurbaşkanı derviş Eroğlu Rumun gerçek yüzünü görmüş ve gerekli uyarıları ve izlenmesi gereken yolu bize göstermiştir. 2. Cumhurbaşkanı M. Ali Talat yoldaşı Hristofiyas'la sonucu "fiyasko" olan süreci, Cumhurbaşkanı Akıncı da Anastasiadis'in  gerçek yüzünü görerek dünkü "çöküntüyü" yaşamıştır. Artık bu müzakere maskaralığı son bulmalıdır. Rumla anlaşma olmayacağı apaçık ortadadır ve yeni bir "maceraya" gerek yoktur. Sonsuza kadar müzakere edilemeyeceği açıktır. BM ve dünya Rumun uzlaşmaz taraf olduğunu artık anlamalıdır. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı KKTC'nin 33. Kuruluş Yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada olacakları hissetmiş gibi, Mont Pelerin'de  "Rum tarafının maksimalist davranışlarını kontrol edememesi ve makul bir uzlaşıya yanaşmaması halinde ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak yolumuza devam edeceğiz." diye açılımda bulunmuştur. Bundan sonra yapılacak tek şey, birlik ve beraberlik içerisinde devletimiz KKTC'nin kalkınması ve uluslararası arenada haklı yerini alması için çaba göstermektir.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları