KKTC ve federasyon

A+A-
Rauf DENKTAŞ

“KKTC federasyon olsun diye ilân edilmiştir” anlamına gelen direkt veya dolaylı demeçlerin yayıldığı bir dönem başlamıştır. Hristofyas ile federal bir anlaşmada mutabık kalınırsa KKTC’nin görevini yerine getirmiş olacağı ve böylelikle haritadan silineceği anlamına da gelen bu yaklaşımın çok yanlış olduğunun altını çizmem gerekir. KKTC’nin ilânında yapılan açıklamanın sonunda KKTC’nin ilânı federal bir çözümü dışlamıyor, hatta buna yardımcı da olur şeklindeki izahtan maksat “iki kesimli” olarak düşünülen federal çatının iki devletli de olabileceğini vurgulamaktı. Böyle bir oluşumun 1960 Antlaşmaları’nın meydana getirdiği iç ve dış dengelere de aykırı olmayacağına dikkat çekiliyordu. Rum tarafı “meşru hükümet” unvanına sarılmış, bundan taviz vermeksizin Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkmak siyasetini yürüttüğü için 1975’ten 1983’e kadar var olan federe devletimizi görmek veya kabul etmek istememişti. Kipriyanu federasyona inanmadığını ve “büyük lider Makarios’un vasiyetini yerine getirmek için uğraştığını” açıkça beyan edebilmişti. Makarios’un vasiyeti “yaptıkları ile Kıbrıs’ı Enosis’e en yakın noktaya getirdiği ve bundan ancak Enosis için geri adım atılabileceği” idi. Rum Milli Konseyi’nin oybirliğiyle aldığı kararlar arasında Enosis de var. Makarios’un vasiyetini yerine getirebilmek için Garantilerden kurtulmak, Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi, Türklerin eşit egemenliğinin asla kabul edilmemesi de Rum liderliğini bağlayıcı bu kararlar arasındaydı. Bugün Hristofyas’ın uğraşı bunları elde etmekten başka bir şey değildir. Bu nedenle tek halk, tek devlet ve tek egemenlik formüllerine dayanarak Kıbrıs’ı, Klerides’in de dediği gibi “içinde korunmaya alınmış Türk azınlığı olan bir Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürmek” için çalışmaktadır. Buna engel olan KKTC’nin ve Garanti Anlaşmaları’nın varlığıdır. Talat-Hristofyas görüşmelerinde Hristofyas’ın hedefi bunları ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle “KKTC federasyonu oluşturmak için ilân edilmişti” sözlerinden azami istifade edecektir. Bu yanlıştan süratle vazgeçilmelidir.
KKTC 20 yıllık bir sabırdan ve federal bir çatıyı kurmak için samimi uğraştan sonra ilân edilmiştir. Bunun ilânında “federasyon olursa ben yok olurum” anlamına gelen tek bir şey yoktur; aksine benim varlığım federasyona engel teşkil etmez ifadesi vardır, hatta federasyonun oluşumuna yardımcı bile olurum görüşü de vardır. Bugün Talat-Hristofyas görüşmelerinde merkezi idare ve kurucu devlet dedikleri kuruluşlardaki yetkiler, kısacası yetki dağılımı konuşulmakta ve zorluklarla karşılanmaktadır. Halbuki, var olan iki devletin “kurucu devletler” olacağı noktasından başlamış olsalardı bu zorlukların yüzde doksanı ortadan kalkmış olurdu. Annan Planı’nda olduğu gibi, KKTC’yi yok farz ederek kurucu eyalet için anayasa hazırlanması istenmezdi; merkezi idareye yetki veren kurucu devletlerin gerçekten egemen devlet oldukları kabul edilerek, merkeze verilen yetkilerin de, arda kalan yetkilerin de egemen yetkiler olduğu konusunda uzlaşmazlık çıkmaz ve müşterek bir sonuca çok daha çabuk varılırdı. Gerçekçi olmak gerekir. KKTC yadsınamaz ve ortdan kaldırılamaz bir gerçektir. Dolayısıyla federasyonda uzlaşma, KKTC’nin ortadan kalkması anlamına gelemez. Kalıcı bir anlaşmanın temelinde KKTC ve Garantiler var olmalıdır. KKTC’yi lâğvetmek hak ve yetkisi kimseye verilmiş değildir. Rum tarafındaki gençliğin-kilisenin-siyasi erklerin-Yunanistan’ın oyununa gelmeyeceksek, geçmişin tekrarlanmasını önleyecek olan KKTC’nin varlığına ve Garantör Türkiye ile olan bağların daha da güçlenmesine azami önem verilmelidir. Rum-Yunan ikilisi “Rum idaresinin Kıbrıs adı altında AB üyesi oluşunu Enosis tahakkuk etmiştir” diye yorumlamıştır. Bunun tamamlanması için Türk-Yunan dengesinin ortadan kalkması gerekmektedir. 1960 Antlaşmaları’na rağmen Türkiye üye olmadan Kıbrıs’ın AB’ye üye olamayacağı gerçeği karşısında bizden istenen, Türkiye’nin bu hakkını ortadan kaldıracak imzayı atarak Kıbrıs Rum idaresi ile bütünleşmemizdir. Hristofyas bu yolda büyük ilerleme kaydedildiği inancındadır. Başpapaza bu konuda detaylı bilgi vererek kilise ulusunu bahtiyar eylemiştir. Hâlâ uyanmayacak mıyız?     

Yazarın Diğer Yazıları