KKTC’de tarihi seçim ve Derviş Eroğlu

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Her şey Osmanlı’nın adadan ayrılışı ile başladı. Osmanlı idaresindeki Kıbrıs’ın tarihini yazan birçok gezgin veya diplomat, o dönemde adada huzur ve sükunetin varlığından söz ederler. Osmanlı’nın din, dil, ırk, mezhep ayırımı gözetmeden tebaası saydığı vatandaşlarına, geniş özgürlükler ve haklar tanıdığı tarih kitaplarında vardır. Osmanlı adildi ve haktan yanaydı. Kıbrıs’taki yabancı din mensupları, yani Müslüman olmayan tebaa, kısaca Hristiyanlar, her türlü ibadetlerini özgürce gerçekleştirmiş, ülkede bulunan tacirler, esnaf ve zanaatkarlar ise ticaretlerini hiçbir baskı altında kalmadan özgürce sürdürmüştür. Memleketin en zenginlerinin gayrimüslimlerden oluşması bu nedenledir. Osmanlı sonrası dönemde, sömürgeci Birleşik Krallığın baskıcı rejiminden Kıbrıs halkı çok çekmiştir. Bu dönemde önemli miktarda göç yaşanmıştır. Osmanlı idaresi altında huzur içerisinde yaşayan, ancak İngilizin zulmüne dayanamayan Müslüman tebaanın önemli bir kısmı Türkiye’ye göç etmiştir. 1821Yunan isyanı sonrasında ve Yunanistan’ın Osmanlı’dan özgürlüğünü kazanmasından sonra, Kıbrıs’taki Ortodoks kilisesi, Megali İdea ülküsünü benimseyerek, Yunanistan’daki kilise ve Etniki Etherya örgütü ile temaslarını, dayanışma ve iş birliğini artırmıştır. 1931’de başlayan isyan hareketleri ile Enosis hedefi su üstüne çıkmıştır. 1955’te kurulan EOKA terör örgütü Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak üzere İngiliz idaresine karşı gerilla savaşına başlamıştır. Enosis yemini etmiş bulunan Grivas’ın askerleri adayı kan gölüne çevirmiştir. Birleşik Krallık, Enosis’in mümkün olamayacağını, adada yaşayan Türklerin de hakları olduğunu bildirerek 1960’ta Türk-Rum siyasi eşitliğine dayanan ’Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına yeşil ışık yakmıştır. Kurulan Cumhuriyeti Enosis yolunda bir araç olarak gören eli kanlı Makarios’un, 1963-64 olaylarını çıkarıp adayı Yunanistan’a bağlama teşebbüsü, Türkiye’nin müdahalesi ile başarılı olamamıştır. Konu BM Güvenlik Konseyi’ne getirilmiş, adada akan kanın bir an önce durması için meşhur 186 nolu karar, apar topar alınmıştır. O tarihten itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti bir Rum Devleti’ne dönüştürülmüştür. Rum-Yunan ikilisinin 1967’deki saldırıları Türk jetlerinin uyarı uçuşları ile önlenmiştir. 1963-74 arası Enosis için fırsat kollayan Rumlar en sonunda Yunan Cuntası’nın katkılarıyla 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı darbe yaparak ’Kıbrıs Elen Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etmiştir. Darbe sonrası hedef, adada yaşayan Türkleri yok ederek Enosis’e ulaşmaktı. Bu kritik noktada, garantör Türkiye’nin askeri müdahalesiyle Kıbrıs Türkü mutlak soykırım teşebbüsünden kurtularak, özgürlüğüne kavuşmuştur. Rum-Yunan ikilisinin sinsi saldırılarından her defasında Türkiye’nin müdahalesi ile kurtulan Kıbrıs Türkü, yine Türkiye’den aldığı destekle 1983’te KKTC’yi kurmuş ve tam bağımsızlığını ilan etmiştir. Cemaatten devlet kurmaya gidilen yolun her merhalesinde Türkiye vardır. Türkiye, Kıbrıs Türkünün kendi ayakları üzerinde durabileceği bir düzenin kurulması için desteklerini sürdürmektedir. Kıbrıs sorununun adil ve hakkaniyete dayalı bir şekilde çözümlenmesi için KKTC yönetimlerine destek vermekte, yol göstermektedir. T.C.-KKTC arasında yapılan istişareler neticesinde oluşan Kıbrıs siyaseti uygulamadadır. Kıbrıs Türkünün hakkı, hukuku yenmesin diye Türkiye maddi, manevi her türlü katkıyı koymuş ve koymaktadır. Bunları şimdi niye yazdık? Niye tekrarladık?
Önümüzdeki Pazar KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimi vardır. Bu seçimde Kıbrıs Türkü liderini ve müzakerelerdeki görüşmecisini seçecektir. Rum tarafı yukarıda özetlemeye çalıştığım, Enosis hedefinden zerre kadar vazgeçmiş değildir. Her an tetiktedir ve ilk fırsatta bunu gerçekleştirmenin yollarını aramaktadır. Adayı Elenleştirmek üzere, iflas etmiş ekonomilerine rağmen, silahlanmaya devam etmektedir. Müzakereler anlaşma için son fırsattır. Al-ver sürecine geçilecektir ve kıyasıya pazarlıkların olacağı öngörülmektedir. Adadaki varoluş mücadelemizin güvenilecek bir liderin öncülüğünde sürdürülmesi şarttır. Bu mücadeleyi Kıbrıs Türkünün tek başına vermesi mümkün değildir. Her zaman olduğu gibi Anavatan’ın desteğine ve katkısına ihtiyaç vardır. Anavatan Türkiye ve KKTC arasındaki iş birliği ve dayanışmanın, genel ilişkilerin, hiçbir sorun yaşanmadan yürütüleceği kritik bir dönemden geçmekteyiz. İşte bu süreçte Türkiye’ye ve milli davamıza sonuna kadar bağlı Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun bir dönem daha bu göreve devam etmesi gereklidir. Eroğlu 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı görevini, Türkiye ile uyum içerisinde başarı ile yürütmüştür. Rum-Yunan ikilisi Eroğlu’nun yeniden seçilmemesi için dua etmektedir. Yeniden başlaması beklenen müzakerelerde, Rum-Yunan ikilisi ve bunların destekçisi emperyalist Batı karşısında göstereceğimiz, en ufak bir zafiyet ve beceriksizlik sonumuzu hazırlayacaktır. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları